Murat ÖZTEKİN

Teoman ve Gülseren Südor, evli ressamlar olarak 55 senedir sanatı ve hayatı paylaşıyor… Meşhur sanatçı Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun atölyesinde tanışan Südorlar, yıllardır evlerini atölye olarak kullanıyor. Ressam çift, bugünlerde ise “Sanat zor zamanlarda atağa geçer” mottosuyla ürettikleri eserlerle “Birlikte; İnsana Rağmen” adlı sergiyi Galeri Diani’de sanatseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Biz de kendilerinden hayat hikâyelerini dinliyoruz…

Yirmi yaşından beri birlikte resim yapıyorsunuz. Bu birlikteliğin en başına giderseniz, neler söylersiniz?

Gülseren Südor (G): Akademideyken çok popüler olan Bedri Rahmi’nin atölyesine katıldım. Kendisi hem yazar hem sanatçıydı malum. Benim biraz fazla ses çıkardığım ilk dersin sonunda, bir delikanlı yanımıza yaklaştı ve “Bana bakın, bu atölyeyi seçerseniz, hiçbirinizin topuklarının sesi dahi duyulmayacak!” dedi. Ben atölyenin şefi olan bu çocuğa kızdım.  “Bu şişko çocuğun inadına bu atölyeyi seçeceğim” dedim.  Seçtim ve farkında olmadan hayat arkadaşımı seçmiş oldum. Teoman’mış meğerse…

Teoman Südor (T): Meğer Gülseren’i bulabilmek için akademiye girmişim. Birden karşıma çıktı. Çıkış o çıkış… Bana öyle geliyor ki hayatımızın sonuna kadar her zaman yan yana olacağız ve bu dünyadan beraber çekip gideceğiz. 

GENÇ SANATÇILAR PARA ODAKLI

Gençliğinizde Türkiye’de resim pek alınıp satılan bir şey değildi. Sadece resim yapsaydınız, hayatınızı idame ettirebilir miydiniz?

G: Biz imkânlarımız olmadığı hâlde kendi yolumuzu çizebildiğimiz bir zamanda yaşadık. Mesela ben bir kadın olarak “İleride hayatımı ne ile kazanacağım” diye hiç düşünmedim. Aslında tıp fakültesini kazanmıştım ama gitmedim. Ailem de bir şey demedi. Evet, resim alınır satılır bir şey değildi. Bu yüzen hep öğretmenlik yaptık. Şu anda genç sanatçılar hayatlarını ressam olarak idame ettirebileceklerini zannediyorlar. Bu yüzden para odaklı düşünüyorlar. 

Eskiden başta atölyeler olmak üzere Türkiye’de sanat ortamları nasıldı?

G: Şairi, yazarı, ressamı, sinemacısı… Biz eskinden sanatçılar olarak hep birlikteydik. Aslında birbirimizden beslenerek yol aldık. 

T:  Atölyelerde herkes çalışırdı. Orada her şeyden önce hayatı resim içerisinde yaşamayı öğrendik. 

ATÖLYEMİZ EVİMİZ 

Yarım asrı aşkındır birlikte yaşıyorsunuz. Evli ressamlar olarak bir gününüz nasıl geçiyor?

G: Biz yedi sene önce atölyelerimizi evimize taşıdık. Artık evimiz atölye. Düşünün; yataktan kalkınca atölyeye giriyorsunuz. Bize gelen misafirler bile atölye ortamında oturuyor. Bu yüzden çok üretiyoruz.

T: Tuvale dokunmadığımız gün olmuyor. Hele pandemide çok fazla çalışma şansı bulduk. 

Peki, eskiden aynı atölyede çalışabiliyor muydunuz?

G: Birbirimizden ayrı olduğumuz zaman zorlanıyoruz. Her zaman sırtımızı birbirimize dönüp konuşarak resim yaparız. Resimlerimize hiç bakmayız ama bazen ara verdiğimiz zaman ukalalık yapıp eserlerimizi eleştiririz. Ben daha çok tenkitte bulunurum. Sanat eleştiriyle olur, alkışla değil.

T: Resimlerimiz farklı ama esasında birbirimize çok benzeriz. Mesela benim canım kahve çektiği an, bir şey demeden Gülseren “Kahve yapıyorum” der. 

“İyi resmi” nasıl tanımlıyorsunuz? 

G: İnsanlar bir şeyler yapsın etsin ama iyi resmi zaman ayıracak. Türkiye’de binlerce ressam var. Sonunda süzüle süzüle kim kalacak? Sanatçı vefat edip elli sene geçtikten sonra bir eseri seyrediliyorsa sanat yapmış demektir. 

HAYAT VATANI SEVMEYİ ÖĞRETTİ

Geriye dönüp bu zamana kadar yaşadıklarınıza ve sanat hayatınıza baktığınızda neler görüyorsunuz?

G: Hayat her şeyden evvel insan olmayı, vatanımızı, tabiatı sevmeyi ve pozitif gözlerle bakmayı öğretti. Her şerde bile bir hayır vardır denir. Ben öyle düşünüyorum hep… 

Pandeminin başından beri ürettiğiniz eserlerinizle hazırladığınız son serginizde “İnsana Rağmen” diyorsunuz. Arkasında nasıl bir hikâye var?

G: Biz şahsen sanatçı olarak atölyemize kapandık. Doğaya çok büyük kötülük yaptık. Bu yüzden “İnsana Rağmen” dedik. Sanatçı bir yerde çağının aynasıdır. Bu sebeple olumsuz şeyleri de resmettik, olması gerekenleri de…

TEOMAN SÜDOR: ÇAĞDAŞ DEĞİL SADECE RESSAMIM

Dünyada hız kazanan “çağdaş sanat”ı da değerlendiren Südorlar, yeni trende pek sıcak bakmıyorlar. Gülseren Südor “Doğrusu her şeyin sanat olma durumu bize biraz ters geliyor. Binlerce çağdaş sanat eseri depolarda duruyor, çöp oluyor. Fazla popüler olmaktan demode oldular. O kadar çok şey yapıldı ki...” diyor. Teoman Südor ise şöyle konuşuyor: Şu anda Türkiye’ye baktığımızda herkes ortaya çıkıyor ve “Ben çağdaşım” diyor. Ben bu kelimeyi sevmeyen bir insanım. Ben çağdaş değil, ressamım. Resmi hiçbir zaman para kazanmak için yapmadım. Ben devam edecek miydim, etmeyecek miydim? Önemli olan buydu. Taştan geldim taşa giderim. Çünkü toprak da taştan çıkıyor. “Niçin biz bu dünyaya geliyoruz?” diye düşünebiliyor muyuz acaba? Ben bu şekilde resim yaptım. 

Rus ressamlar şifayı ebruda buldular Rus ressamlar şifayı ebruda buldular Ebru sanatının duayen ismi Hikmet Barutçugil, Rus coğrafyasından beş ressamla bir araya geldi ve ortak eserler üretti. Ebru üzerine resim yapan Rus sanatçılar, pandeminin negatifliklerini, klasik sanatla yok ettiklerini söyledi.

'Nazarin' sergisi İstanbul Sinema Müzesi'nde 'Nazarin' sergisi İstanbul Sinema Müzesi'nde Efsanevi yönetmenlerden Luis Buñuel’in "Nazarín" filminin kamera arkası, bir sergiye konu oldu.