Prof. Dr. Dağlı, koronavirüs ve tütün kullanımı arasındaki ilişkiyi değerlendirdi.

Tütün kullanımının başta solunum ve kalp-dolaşım sistemi olmak üzere vücudun bütün dokularına zarar verdiğini vurgulayan Dağlı, koronavirüsün de bu organ sistemlerini tahrip ettiğini söyledi.

Çin'de yapılan çalışmaların solunum, dolaşım sistemleri ve kalp hastalığı bulunanların koronavirüs belirtileri gösterme olasılığının yüksek olduğunu ortaya koyduğunu dile getiren Dağlı, "Bu hastalıkları olan kişilerin kaybedilme oranları daha yüksek olduğu tanısı laboratuvar testiyle doğrulanmış ve 55 bin 924 kişinin değerlendirilmesiyle ortaya konmuştur." diye konuştu.

"Tütün ürünlerini soluyan Covid-19 taşıyıcıları nefesini dışarı üflerken virüs de saçmaktadır"

Prof. Dr. Elif Dağlı, 18 Mart itibarıyla çoğunluğu Çin ve İtalya'da olmak üzere toplam 194 bin 909 koronavirüs olgusunun rapor edildiğini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aralık 2019-Ocak 2020 tarihlerinde yayınlanan 5 çalışma incelenerek sigara kullanmayla hastalığın şiddeti, yoğun bakım desteği, mekanik ventilasyon ihtiyacı ve ölüm riski arasında ilişki olup olmadığı araştırılmıştır. Ağır hastalar ve kaybedilen hastalar arasında halen veya geçmişte sigara kullanan oranı yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak sigara içmek, Kovid-19 enfeksiyonunda olumsuz seyir ve sonuçlarla ilişkilidir. Kanıtların ağırlığı arttıkça mevcut veriler kuvvet kazanacaktır."

Nargile kullanımına da değinen Dağlı, nargile ağızlığı, hortumu ve fanusunun hepatit C, tüberküloz, uçuk virüsü gibi çeşitli hastalıklara neden olabileceğini ve bunların yanı sıra koronavirüs enfeksiyonunu da yayma olasılığının yüksek olduğunu belirtti.

Dağlı, elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin de çok zararlı olduğuna dikkati çekerek, "Bu ürünleri soluyan Kovid-19 taşıyıcıları nefesini dışarı üflerken virüs de saçmaktadır. Elektronik sigarada akciğer hasarı yapan birçok kimyasal vardır. ABD'de birçok genç bu nedenle yoğun bakımda tedavi görmüş hatta akciğer nakline gitmiştir. Elektronik sigara Kovid-19'a benzer akciğer hasarı yapar. Kullanıcıların virüsü alması akciğer hasarını çok ağırlaştırabilir." ifadelerini kullandı.

"Doğrudan akciğere saldıran bir virüs dünyayı kasıp kavuruyor. Akciğerine iyi bakmış olanların şansı daha yüksek." diyen Dağlı, şunları kaydetti:

"Yaşadığımız salgın nedeniyle nargile kafeleri ve kapalı alan sigara yasaklarını ihlal eden ikram işletmeleri şimdilik kapalı. Bu salgından kurtulduğumuz zaman nargilelik tütün sunumunun yasaklanması doğru olacaktır. Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerini yasa dışı satan internet platformları kapatılmalıdır. Nargile kafeler bir daha açılmamalıdır. Akciğerimize iyi bakmalı, hava dışında başka madde solumamalıyız."

"Bu hastalıklar, Covid-19 hastalığı için doğrudan risk faktörü"

Türk Toraks Derneği Tütün Kontrol Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Aslı Görek Dilektaşlı da tütün kullanımının kalp-damar ve solunumsal hastalıklara bağlı yaşam kaybı riskini artırdığına vurgu yaptı.

Koronavirüs enfeksiyonunun hem kalp-damar, hem de solunum sistemine doğrudan hasar verdiğine işaret eden Dilektaşlı, şöyle konuştu:

"Tütün kullanımının yol açtığı başlıca hastalıklar olan akciğer kanseri, kalp-damar hastalıkları ve KOAH gibi kronik solunum hastalığı bulunan kişiler sağlıklı bireylere göre, daha ağır Kovid-19 hastalığına yakalanma riskine sahiptir. Dolayısıyla, tütün ürünü kullanımına bağlı gelişen bu hastalıklar, ağır Kovid-19 hastalığı için doğrudan risk faktörüdür."

Dilektaşlı, tütün dumanının solunum yollarındaki koruyucu mekanizmaları bloke ederek alt solunum yolu enfeksiyon gelişimini kolaylaştırdığını dile getirerek, bunun da koronavirüs salgını için önemli risk faktörü haline geldiğini vurguladı.

Kovid-19 ile aynı aileden olan MERS-CoV ve SARS-CoV salgınları sırasında tütün ürünü kullanımının hastaların hayatta kalma şansını olumsuz etkilediğine işaret eden Dilektaşlı, şunları kaydetti:

"Bu nedenle tütün ürünü kullanımının terk edilmesi, Kovid-19 gibi solunum yolu enfeksiyonlarının seyrini olumlu yönde etkileyeceği öngörülebilir. Tüm bu gerekçelerle tütün ürünü kullanımının vakit kaybetmeden terk edilmesi özellikle Kovid-19 salgınının sağlığımızı tehdit ettiği şu günlerde fevkalade önemli ve önceliklidir."