HASAN SARIÇİÇEK

Millî Takımlar eski Menajeri Can Çobanoğlu, ay yıldızlı ekibin 2002’de yıldızlaşan sırrını ve EURO 2020’deki çöküşünün nedenlerini gazeteniz Türkiye’ye anlattı. İşte Çobanoğlu’nun gözüyle büyük hayal kırıklığının sebepleri: 2020’ye giderken medya, millîlere destek oldu. “Başöğretmen” ve “Bizim çocuklar” mottosu harikaydı. Ancak millîlerin kamp yaptığı yerde oyuncular arası ilişkilerin yönetilmesi adına işin mutfağında iyi bir aile ortamı kurulamadı. Bu başarılabilmiş olsa hüsran yerine coşkulu bir dönemi yeniden yaşayabilirdik.

Yıldızlar takımı kurduk
Biz 2002’de öyle bir sistem kurduk ki o yapı kendi içinde yaşanabilecek bütün olumsuzlukları fırsata dönüştüren bir özellik taşıyordu. Takımı en geriden toparlayan Rüştü gibi bir güçlü karakter, Bülent Korkmaz gibi yılmaz bir savaşçı, Okan Buruk gibi gençleri performanslarının gelişimine katkı sağlayan bir ağabey, Ergün Penbe gibi birleştirici bir şahsiyet, Tayfur gibi bir prensip adamı  vardı. O muazzam takım mühendisliği ile biz krizleri fırsata dönüştüren büyük bir aileydik. O ruh ve güçlü aile yapısı sanki kayboldu.

Arkadaşlık-abilik sistemi
∂ Biz medyası, futbolcusu, teknik direktörü, yöneticisi ve taraftarıyla coşkulu ve mutlu bir aileydik. Takımdaki en hiperaktif futbolcu Alpay Özalan’dı, onun aşırılıklarını samimi olduğu arkadaşları küçük bir reflekse tolere edebiliyorlardı. Takımın en genci Emre’ydi. Onunla yakından ilgilenen Okan Buruk, Belözoğlu gibi gençlerin gelişimine büyük katkı sağladı. Takımdaki arkadaşlık ve herkesi imrendiren abilik sistemi vardı. Şimdi böyle bir yapı kurulabildi mi bilemiyorum.

'Kafa'dan kaybettik! 'Kafa'dan kaybettik! Kenan ve Hakan boşta, Juventus Merih’i satıyor, Uğurcan Çakır ayrılıyor, Kaan Ayhan, Mert Müldür, Cengiz Ünder kulüp bakıyor, Ozan Tufan İngiltere aşkıyla yanıp tutuşuyor! Eee böyle bir belirsizliği idarede de Güneş’in kadro tercihi ve liderliği fazlasıyla sorgulanıyor.

Yara derin acı büyük
∂ Kâbustan farksız bir EURO 2020 yaşadık... Yara derin ve acı büyük. Ancak umutsuzluğa kapılıp, panik içinde kararlar almamalıyız. Sonuçta bu takım bizi 2022 Dünya Kupası’na götürecek. Katar’da ülkemizi temsil edecek. Bu takım değerli bir takım. Önümüzde Dünya Kupası serüveni var. Bu takımı yaralamamamız lazım. ‘Şenol Güneş istifa, filanca oyuncular kadrodan çıkarılsın’ gibi tartışmalar hiç doğru değil. Bu kadroda çok ciddi bir revizyona da gerek yok. Bu çocuklar bizi iki ay önce 2020’ye götürdü.

İstişare şart
∂ EURO 2020’ye giderken ne yaşandı? Prim mi, transfer mi, kamp süreci mi? Sorun ne olursa olsun liyakatli insanlar için çözümü vardır. Millî Takımlar Menajeri olarak mideme ağrılar giren coşku dolu o günleri iyi bilirim. Kore’de, Japonya’da ve Fransa’da... 2003 Konfederasyon Kupası’nda öyle anılarımız var ki; şaşarsınız. Krize dönüşecek devasa kaosları anında bitirdik. Bugün benzer sorunlar iyi yönetilemedi. Bu ülke yeniden ayağa kalkacaksa yine Şenol Hoca ile kalkar, istişare şart.

‘Bizim Çocuklar’ın kafası bulanıktı!
∂ İki ay önce ‘Bunlar oyun oynamak istiyor, yalandan kendini yere atmak istemiyor, ciğerleri patlarcasına koşuyorlar. Bu çocuklar bizim çocuklar diye bağrımıza basmıyor muyduk? Bu sinerji neden aşağıya çekildi? Kadrolarda çocukların şevkini kıran şey ne idi? TFF Başkanı’ndan millî takım masörü ve malzemecisine kadar herkes şapkasını önüne koyup, düşünmeli. Acı gerçek şu; oynamamak adına çocukların kafasında bir bulanıklık vardı. Ben bunu finallerin öncesinde gördüm ve seslendirdim.

Yenildik, ezildik, tükendik Yenildik, ezildik, tükendik İsviçre önünde de yokları oynadık... En iyi üçüncülerden olmak hayaliyle çıktığımız maçta Shaqiri (2) ve Seferovic'in vuruşlarına engel olamadık... İrfan'ın golü buruk bir teselli oldu...