Marmara Belediyeler Birliği (MBB) ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın deniz salyası (müsilaj) konusunda ortak hareket edilmesi gerektiğini belirterek “Samimi bir itirafta bulunmak gerekirse, âdeta Marmara’yı bir foseptik gibi kullanmışız yani sadece ön arıtmadan geçen bir atık suyu açık denize derin deşarjlarla boşaltmışız” dedi. Büyükakın bunun da Akdeniz’den Karadeniz’e doğru dip akıntısı yoluyla Karadeniz’e gideceğinin düşünüldüğünü anlatarak “Bu yolla devam etmişiz. Aynı zamanda Tuna Nehri üzerinden ve Karadeniz’in diğer bölgelerinden, Karadeniz’e kıyısı olan diğer ülkelerden ve Karadeniz üzerinden Marmara’ya gelen kirlilik kaynaklarını da düşünmek ve bunu da eylem planımıza dâhil etmek gerekiyor. Yani sınır ötesi durum da Marmara ekosistemini etkiliyor” ifadesini kullandı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve MBB’nin iş birliğiyle çevrim içi düzenlenen “Marmara Denizi’nde Müsilaj Problemi ve Çözüm Önerileri” başlıklı çalıştayda konuşan Büyükakın, MBB üyelerinin ortak bir eylem planı konusunda hem fikir olduğunu belirterek, şöyle konuştu: Yaklaşık Marmara Denizi’ne yapılan deşarjın yüzde 50’sine, yüzde 52’sine yakını biyolojik ve ileri biyolojik arıtma yapılmadan yapılan deşarjlar. Bunun önüne geçilmemesi hâlinde bu problemi devam ettireceğini biliyoruz.

MÜSİLAJ SORUNUNU ARITMAYLA YENERİZ
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Eyyüp Karahan, Marmara Denizi’nin etrafında yaşayan nüfustan, endüstriyel faaliyetlerden ve tarımsal faaliyetlerden diğer denizlere göre daha fazla etkilendiğini söyledi. Karahan, bu durumun Marmara Denizi’nin ekolojisine önemli oranda baskı oluşturduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: Bu baskılar sonucunda müsilaj denilen ciddi bir deniz kirliliği sorunuyla karşı karşıya kaldık. Müsilaj problemine neden olan ana kaynakların, iklim değişikliği nedeniyle deniz suyu sıcaklığının aşırı yükselmesi, Marmara Denizi’nin durgun yapısı ve azot ve fosfor birikimleri olduğunu görüyoruz. Bu ilk ikisine çok müdahale etme şansımız yok. Bu problemin yönetilebilen tek kaynağının azot ve fosfor birikiminden kaynaklanan kirlilik olduğunu değerlendiriyoruz. Azot ve fosfor birikiminin neden olduğu kirliliğin ana kaynağının arıtılmadan denize verilen atık su olduğu da herkesin malumu. Bu husus, ocak ayında belediyelerimize ve illerimize bildirildi. Gerekli dönüşüm çalışmalarının ivedilikle başlatılmasını istedik.
Facia Ege'ye ilerliyor Facia Ege'ye ilerliyor “Belediyeler mutlaka atık su arıtma tesislerinde ileri teknoloji kullanmalı” diyen Bozoğlu “Sanayi kuruluşları denetlenmeli. Yoksa toplu balık ölümleri gerçekleşir. Denize girmek hayal olur” şeklinde konuştu.
ATIK SU ARTIMA TESİSLERİNİN KAPASİTESİ ARTIRILMALIDIR
Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) “Deniz Salyası Eylem Planı Toplantısı” raporunda müsilajın temel sebebinin kent, sanayi ve tarım kaynaklı besin yükü ve beraberinde gözlenen aşırı biyolojik üretim olduğu kaydedildi. Raporda şunlar kaydedildi: Aşırı besin yükü müsilaj gibi çevresel krizlere sebep olmaktadır. Atık su arıtma tesislerinin yetersizliği müsilaj ve benzeri sıkıntıların görülme sıklığını artırmaktadır. Mevcut atık su arıtma tesislerinde proses ve kapasite yeterliliği sağlanmalıdır. Atık sularını merkezî kentsel atık arıtma tesisi havzasındaki atık su kanal şebekesine deşarj eden organize sanayi bölgeleri ve tekil sanayi tesislerinin etkin izleme ve denetimleri ile öncelikli ve tehlikeli maddeleri belediye kanal şebekesine deşarj etmeleri önlenmelidir.

Deniz salyası için Bakanlık harekete geçti Deniz salyası için Bakanlık harekete geçti Marmara Denizi'nde giderek artan, canlıların ölümüne yol açan deniz salyası sorunuyla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 4 Haziran'da çalıştay düzenleme kararı aldı.