ABD BİN HUMEYD

Ebu Muhammed Abd bin Humeyd en-Nasr el-Keşş Hadis ve tefsir âlimi
A- A+

Hadis ve tefsir âlimi. İsmi Ebu Muhammed Abd bin Humeyd en-Nasr el-Keşşî'dir. İsmini, Abdullah veya Abdülhamid olarak verenler de vardır. Semerkand'a yakın Keş (Kiss) şehrinde 170 (m. 786) senesinde doğdu. Keş, meşhur Timur Han'ın da doğduğu şehirdir. Abd bin Humeyd 249 (m. 863) senesinde aynı yerde vefat etti.

Genç yaşta ilim öğrenmek için Belh, Tirmiz, Merv, Nişabur, Basra, Kufe, Hicaz gibi beldelere seyahatler yaptı. Ca'fer bin Avn, Yezid bin Harun, Ravh bin Ubade, Abdürrezzak gibi meşhur âlimlerden hadis ve tefsir ilmini öğrendi. 102 kadar âlimden rivayetlerde bulunduğu Müntehab adındaki müsnedinden anlaşılmaktadır. Kendisinden Buharî, Müslim, Tirmizî, Darimî, Sehl bin Şazuye, Süleyman bin İsrafil gibi zatlar rivayette bulundu.

Zamanın âlimlerinden Yahya bin Abdülgıfar el-Keşşî hasta idi. Abd bin Humeyd kendisini ziyarete geldi. ziyarete esnasında, “Allah senden sonra beni bu dünyada bırakmasın!” diyeniyazda bulundu. Yahya bin Abdülgıfar'ın vefatından bir gün sonra, hiçbir hastalığı olmadığı hâlde Abd bin Humeyd de vefat etti.

Abd bin Humeyd, hadis-i şeriflerin tedvin edildiği zamanda yaşamış ve eser vermiştir. Çok güvenilir bir âlim idi. Hiçbir itiraz ve tenkide uğramamıştır. Sika, hafız, hüccet, imam, sebt, a'lam gibi sıfatlarla anılmıştır. Tefsirinden başka, hadis ilminde hadis-i şeriflerin, rivayet edenlerin isimlerine göre tasnif edildiği müsned tarzında bir eseri vardır. Başka eserler tasnif etmişse de günümüze intikal etmemiştir. Tefsiri rivayet tarikiyle yazılmıştır. Misal olarak; “Saat yaklaştı ve ay yarıldı..” mealindeki Kamer suresinin 1. ayet-i kerimesini tefsir ederken İbn-i Mes'ud'dan rivayetle şöyle demektedir: Kamer, Resulullah'ın zamanında, bir parçası dağın üstünde, bir parçası da ötesinde olmak üzere iki parçaya ayrıldı.

Abd bin Humeyd hazretlerinin El-Müntehab olarak da bilinen El-Müsnedü's-Sugra adlı hadis-i şerif kitabının, Şam'da Zahiriye Kütüphanesi 275 numarada kayıtlı bulunan yazma nüshasının 1b ve 2a sayfaları. Resul-i Ekrem Aleyhisselam da, “Şahit olunuz!” buyurdu. El-Müsnedü'l-Kebir adlı hadis kitabını yazdıktan sonra, bunu ihtisar ederek (kısaltarak) El-Müsnedü's-Sugra'yı meydana getirmiştir. Buna El-Müntehab adı da verilir. İçinde 150 sahabeye ait 1592 kadar hadis-i şerif yazılıdır. Hadis-i şerifleri değerlendirmede Ahmed bin Hanbel gibi esnek ölçüleri vardır. Hadis-i şeriflerin bazıları mürseldir. Yani Sahabiden işiten ravinin ismi bildirilmemiştir.

Rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır: “Resulullah'a kimse Hüseyin bin Ali kadar benzemezdi.” “Herkes hata yapabilir. Hata yapanların en hayırlısı tövbe edenlerdir.”

Resulullah Efendimiz bazı seferlerinde Muaz bin Cebel'i yedeğine alırdı. Bir defasında; “Ya Muaz!” dedi. “Buyur ya Resulallah!” diye cevap verdi. “Bilir misin, Allahütealanın kulları üzerindeki hakkı nedir?” diye sordu. “Allah ve Resulü daha iyi bilir.” dedi. “Allahütealanın kulları üzerindeki hakkı, O'na şirk koşmamak ve ibadet etmektir.” dedi. Sonra; “Peki böyle yaptıkları zaman, kulların Allahü teala üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?” diye sordu. Yine aynı şekilde cevap verdi. “Onlara azap etmemesidir.” buyurdu.

“Beytül mamur dördüncü kat göktedir. Oraya her gün yetmiş bin melek girer de kıyamete kadar bir daha dönmez”. Ümmü Habibe Resulullah'a sordu. “Ya Resulallah. Bir kadının iki zevci de ölse, kadın kıyamette hangisinin yanında olur?” Peygamberimiz buyurdu ki: “Hangisinin huyu güzelse, onu seçer. Güzel huy, dünya ve ahiret iyiliğidir.”

Resulullah namaza dikkat ve emrimiz altındakilere iyi davranmamız hususunda vasiyette bulundu. “Kıyamet kopmak üzere iken, birinizin elinde bir fidan varsa, dikebiliyorsa diksin!” Resulullaha; “Ya Resulallah, birbirimizle karşılaştığımız zaman eğilelim mi?” diye sorduk. “Hayır” buyurdu. “Sarılalım mı?” diye sorduk. “Hayır” buyurdu. “Musafaha yapalım mı?” diye sorduk. “Evet” buyurdu.

“Ümmetim dalalet (sapıklık) üzerinde birleşmez. Bir ihtilaf gördüğünüz zaman, sevad-ı azama (âlimlere) tabi olunuz.” Hazreti Peygamber, sabah namazına kalktığı zaman, Hazreti Fatıma'nın kapısına gelir; “Namaz kılın ey ehl-i beyt.” buyurur. Sonra da; “Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” mealindeki ayet-i kerimeyi (Ahzab suresi: 33) okurdu.

Resulullah âmâ Sahabi Abdullah bin Ümmü Mektum'a buyurdu ki: “Allah azze ve celle, kimin gözünün nurunu almış isem, karşılığı Cennet'tir buyurdu”. Resulullah hastayı ziyaret eder; cenazeye katılır; kölenin davetine icabet eder ve gerektiğinde merkebe binerdi. Resulullah birinin evinde yemek yediği zaman şu duayı yapardı: “Ekelet taamekümül ebrar ve aftara indekümüs saimun ve tenezzelet aleykümül melaike (Yemeğinizi iyiler yesin, oruçlular sizde iftar etsin ve melekler nazil olsun).”

“Size bir sıkıntı geldiği zaman sakın ölümü temenni etmeyin.” Resulullah'ın (uzattığı zaman) saçları, kulaklarını geçmezdi. Birisi Resulullah'a geldi ve; “Ya Resulallah, birisi bir başkasını seviyor, ama onun amelini yapmaya gücü yetmiyor.” dedi. Resulullah; “Kişi sevdiği ile beraberdir.” buyurdu.

Resulullah buyurdu ki: “Üç dua vardır ki, asla reddolunmaz. Babanın evladına duası; mazlumun (zalime) bedduası ve misafirin (ev sahibine) duası.” “Hüsnüzan, güzel bir ibadettir.” “Allahü teala Âdem Aleyhisselamı kendi suretinde (yani ruhu sebebiyle başka yarattıklarına benzemeyecek şekilde) yarattı.” “Kişi, arkadaşının dini üzeredir. Öyleyse herkes kiminle arkadaş olduğuna baksın.” “Ateşin odunu yakıp tükettiği gibi, haset de iyilikleri yakıp tüketir.”

“Kim başkasına el açmamak, çoluk çocuğunun nafakası ve konu komşusuna dağıtmak için helalinden dünya malını talep ederse, kıyamet günü yüzü dolunay gibi parlak gelir. Kim kibirlenmek, zengin görünmek, riyakarlık için dünya malını talep ederse, kıyamet günü Allahütealay'ı gadaplı bulur.”

“Kim Allah yolunda gazaya çıkmaz veya bir gaziyi donatmaz veya bir gazinin geride bıraktığı ailesine bakmaz ise, ona Cehennem ateşi isabet eder.” “Ramazan ayı girince, Cehennem kapıları kapanır; rahmet kapıları açılır ve şeytanlar bağlanır.” “Çarşıda, sokakta yemek yemek aşağılık bir iştir.” “Her şeyin bir zekatı (temizleyicisi) vardır. Bedenin zekatı da oruçtur.” “Sizden birisi evinden mescide gitmek üzere çıktığı zaman, bir melek iyilik yazar, diğeri günahlarını siler.” “Müslüman evlerinin en hayırlısı, içinde yetimlere iyi davranılan evdir. Müslüman evlerinin en kötüsü de, içinde yetime kötü davranılan evdir.” “Ebu Bekr, Ömer, Osman ve Ali'nin muhabbeti, ancak bir müminin kalbinde bir araya gelir.”

Resulullah muavvizeteyni okuyup ellerine üfledikten sonra ellerini vücuduna sürerdi. Hazreti Peygamber helva (tatlı) ve balı severdi. “Hediye kabul edin ve mukabelede bulunun.” Resulullah'a; “Hangi amel daha faziletlidir?” diye sorulduğunda; “Az, ama devamlı olan.” buyurdu.

Resulullah başını semaya kaldırıp; “Ya musarrife'l-Kulub, sarrif kalbi ala taatik. (Ey kalbleri çeviren! Benim kalbimi de itaatine çevir.)!” diye dua ederdi. “Kim borçlanır da, ödemeye çalışırsa; fakat ödeyemeden vefat ederse; ben onun velisi olarak borcunu öderim.” “Kim insanları kızdırmak pahasına Allah'ın rızasını ararsa, Allahü teala ona yeter. Kim Allahüteala'yı gazaplandırmak pahasına insanların rızasını ararsa, Allahü teala onun işini insanlara bırakır.”

Resulullah, vefat eden (süt kardeşi) Osman bin Ma'zun'un yanına geldi. Yüzünü açtı, sarıldı, öptü ve yanakları ıslanıncaya kadar ağladı. “Bir koyun bacağı vererek de olsa isteyeni boş çevirme.” Hazreti Peygamber sabahları; “Allahümme inni es'elüke ilmen nafi'an ve rızkan tayyiben ve amelen mütekabbilen. (Allah'ım, senden faydalı ilim, helal rızık ve kabul olan amel isterim)” diye dua ederdi. Resulullah'a kamis (gömlek) kadar sevgili başka bir elbise yoktu. “Bir kadın, kocası kendinden razı olduğu hâlde ölürse, Cennet'e gider.”

Resulullah, sabah namazının sünnetini hafif (kısa sureler okuyarak) kılardı. “İnsanoğlunun sözlerinin hepsi kendi aleyhinedir. Ancak emr-i maruf ve nehy-i anil münker ile Allah'ı zikretmek müstesnadır.” “Kim bu dünyada ipek elbise giyerse, kıyamet günü Allahü teala ona ateşten elbise giydirir.” “Mizanda en önce tartılacak olan güzel huydur.” “Öyle bir zaman gelecektir ki, insanlar beraber namaz kılacakları imam bulamayacaklardır.”

Resullullah'a hangi amelin daha faziletli olduğu soruldu. “Vaktin evvelinde kılınan namaz.” buyurdu. “Kim bir din kardeşini gıybet etmeyerek etini yemekten uzak durursa, Allahütealanın onu Cehennem ateşinden kurtarmasını hak eder.” “Size hayırlınızı haber vereyim mi? O kimseler ki, görününce, Allahü teala hatırlanır. Size şerlilerinizi haber vereyim mi? İnsanlar arasında söz taşıyıp fitne çıkaranlardır.”

Resulullah'a hangi amelin faziletli olduğu soruldu. “Allahü tealaya iman, Allah yolunda cihat ve mebrur (kabul edilmiş) bir hac.” buyurdu. “İnsanların arasını düzeltmek için yalan söylemek yalancılık sayılmaz.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları