Mısır'da yetişen büyük evliya ve ariflerden. İsmi Abdülkadir, nisbeti Deştutî ve lakabı Zeyneddin'dir. Mısır'da Nil Nehri kenarındaki Cezire bölgesinde doğmuş, 931 (m. 1524) veya 934 (m. 1527) senesinde Kahire'de vefat etmiştir. Kabri, Babü'ş-Şa'riyye'nin dış kısmında, kendi adına yaptırılan caminin içindedir.
Abdülkadir Deştutî, evliyalık yolundaki yüksek derecesi, güzel hâlleri ve apaçık kerametleri sebebiyle akranları arasında "Sahib i Mısır" (Mısır'ın manevi sultanı ve sahibi) ünvanıyla anılmıştır. Hem halk hem de devlet adamları nezdinde büyük bir heybet ve itibar sahibiydi.
Memlûk Sultanı Kayıtbay, Deştutî hazretlerini çok sever ve ona derin bir hürmet beslerdi. Yolda karşılaştıklarında atından iner, onu bindirirdi. Sultan, seferleri öncesinde ondan izin ister, savaşlarda zor durumda kaldığında manen imdat dilerdi. Deştutî'nin, memleketinde olduğu halde aynı anda savaş meydanında askerlerin arasında görülerek orduyu coşturduğu ve zafere vesile olduğu nakledilmiştir.
Sultan ile arasında geçen meşhur bir "sinek" hadisesi, dünya sultanlığının acziyetini göstermesi bakımından manidardır:
Deştutî, üzerine konan sinekleri kovamayan sultana latife yoluyla; "Sen nasıl sultansın ki sineklere dahi sözün geçmiyor?" diyerek dünya makamlarına aldanmamak gerektiğini ihtar etmiştir.
İmam ı Şa'ranî'nin naklettiğine göre, Abdülkadir Deştutî'nin en belirgin kerametlerinden biri aynı anda farklı yerlerde bulunabilmesi (tayy i mekân) idi.
Harem i Şerif Hadisesi: Bir Cuma namazı vaktinde Mısır'daki talebesi namaz içinde kendisini birden Mekke'de, Kâbe'nin önünde namaz kılarken bulmuş; dönüşte hocasının uyarısıyla cebindeki Mekke karpuzlarını gizlemiştir.
Aynı Anda Birkaç Yerde Görülme: İki farklı talebesinin aynı gece hocalarının kendi yanlarında olduğuna dair yemin etmesi üzerine Büyük âlim Celaleddin i Süyutî bu durumu araştırmış; Deştutî hazretleri; "Dört tanesi de aynı şeyi söylese doğru olurdu" diyerek bu manevi tasarrufunu doğrulamıştır.
Abdülkadir Deştutî hazretleri, Peygamber Efendimize ve ashabına büyük bir aşkla bağlıydı. Bu aşkla bir sene yalın ayak yürüyerek hacca gitmiş, Kâbe'nin eşiğinde üç gün kendinden geçmiştir. İnsanların hidayetine vesile olmayı en büyük nimet sayardı; nitekim sık sık ziyaretine gittiği bir Hristiyan'ın Müslüman olmasına delalet etmiştir.
Yalnız Allah'a Güven: "Dünyaya veya ahirete ait bütün işlerinde Allah’tan başkasına iltifat etme, O'ndan başkasına güvenme."
Allah Korkusu: "Bir kimsenin kalbine Allah’ın heybeti ve korkusu yerleşince, işlerin zorluğu ondan uzaklaşır. Sıkıntılar ona iki rekat namaz kılmaktan daha kolay gelir."
Abdülkadir Deştutî hazretlerinin kabrinin de bulunduğu Kahire'deki Deştutî Camii. Cami, Sultan Kansu Gavrî tarafından onun adına yaptırılmıştır.