ABDULLAH-I GÜRCİSTANÎ

Abdullah-ı Gürcî İslam alimi
A- A+

Sekizinci yüzyılda yaşayan meşhur velilerden. Doğum ve vefat tarihleri bilinmemektedir. Gürcistan köylerinden birinde doğdu. Bir savaşta cihat ederken şehit düştü. Kabri Tus şehrindedir. Şeyh Rükneddin Alaüddevle Semnanî hazretlerinin talebesidir.

Küçük yaşta iken babasının vefat etmesi üzerine yetim, kimsesiz ve garip kaldı. Annesi bir başkasıyla evlendi ve onu yanına aldı. Üvey babasının yanında çok mahzun günler geçirdi. Boynu bükük, kalbi kırıktı. Bir gün bir işi sebebiyle üvey babasından korkup köyden kaçtı. Nereye gideceğini ve ne yapacağını bilmiyordu. Yakalanmamak için yol kenarında büyük bir ağaca çıkıp ağacın dalları ve gür yaprakları arasında gizlendi. Ağacın üzerinde çaresiz ve adeta imdad edecek bir şefkatli elin uzanmasını bekler gibi duruyordu. Kalbi kırık ve pek mahzun bir halde idi.

Tam bu sırada bir grup yolcu gelip onun gizlendiği ağacın altında dinlenmek üzere oturdular. Ağacın altında suları şırıl şırıl akan bir pınar vardı. Konaklayan yolcular pınardan su içip dinlenirken ağaç ve üzerindeki çocuğun suya aksettiğini gördüler. Pınar çocuğu ayna gibi gösteriyordu. Yolcular bu manzarayı görünce çocuğu hemen aşağı indirip hayretle halini sordular. Derdini anlatınca ona çok acıdılar. Himaye etmeye karar verip yanlarına alarak yola çıktılar. Abdullah bu sırada güzel bir talih ve bahtiyarlık kapısının kendisine açılmış olduğunu bilmiyordu. Mahzunluğu ve kırık kalbi ile büyük bir nimete kavuşmaya gidiyordu. Yol Semnan tarafına uzandı...

Kendisini himayelerine alan yolcular zamanın meşhur evliyası Rükneddin Alaüddevle hazretlerinin ziyaretine ve sohbetine gidiyorlardı. Bu zatın huzuruna varıp sohbetinde bulundular. Aralarında bulunan küçük çocuğun garip ve mahzun hali o zatın dikkatini çekmişti. Ona bakıp kerametiyle ilerde büyük bir veli olacağını keşfetti. Gelen misafirler sohbet bitince müsade alıp ayrıldılar. Getirdikleri çocuğu da götürdüler. Onlar yola çıkınca Rükneddin Alaüddevle hazretleri peşlerinden bir kişi gönderip çocuğu kendisine bırakmalarını istedi. Yolcular önce razı olmadılar ve bırakmamak için çok uğraştılar. Sonunda bırakmak mecburiyetinde kaldılar.

Mahzun yavru henüz farkedemediği bir saadet sarayının kapısından girmiş, bir taze fidan gibi yetişeceği en müsait toprağa dikilmişti. Artık günleri Rükneddin Alaüddevle hazretlerinin derslerinde ve sohbetlerinde geçiyordu. Günden güne pişiyor olgunlaşıyordu. Zamanla büyüdü, serpildi. İlim öğrendi. İmanı vicdanileşip kalbine iyice yerleşti. İmanın hakikatine kavuştu. İbadetleri seve seve ve büyük bir şevk ile yapmaya başladı. Nefsi iyice ıslah olup tasavvuf yolunda yükseldi, kemale erdi.

Onun bu haline çok memnun olan hocası, kendisine icazet, diploma verip insanlara rehberlik etmesi için Tus’a gönderdi. Tus şehrinde insanlar onun kalblere şifa olan sohbetlerine koştular. Onlara Allahü tealanın emirlerini ve yasaklarını anlatıp İslamiyete uymalarını sağladı. Saadete kavuşmalarına vesile oldu. Ömrünün son günlerinde zamanın sultanı bir savaşa çıktı. Sultan onun himmetinden ve bereketinden istifade etmeyi düşünerek savaşa katılmasını çok istedi. O da sultanın teklifini kabul edip katıldı. Bu savaşta cihat ederken şehit düştü.

Abdullah-ı Gürcî hazretlerinin kabri, bugün İran'ın Tus şehrindedir. O, "Nerede bir yetim ve kalbi kırık varsa, Allah’ın inayeti ona yakındır" hakikatinin yaşayan bir timsali olarak anılmaktadır.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası