ABDULLAH KAŞGARÎ NİDÂÎ

Abdullah Kaşgarî / Nidâî İstanbul'da Nakşibendiyye yolunun en mühim temsilcilerinden biri
A- A+

İstanbul’da yaşamış Nakşî yolunun en mühim temsilcilerinden. 1100 (m. 1688) senesinde Kaşgar’da doğdu. 1174 (m. 1760) senesi Safer ayının yedinci gününde İstanbul’da Eyüp’teki dergâhında vefat etti. Türbesi buradadır. İsmi Abdullah bin Muhammed el-Kaşgarî olup Nidâî mahlasıyla tanınır.

Hayatı hakkında malumat Risale-i Hakkiyye adlı eserindeki hâl tercemesinden alınmaktadır. İlk tahsilini memleketinde almıştır. 17 yaşına geldiği zaman kendisinde bazı hâller zuhur etmeye başlamıştır. Bunun üzerine bir mürşit aramaya başlar. Bulup intisap ettiği bu şeyhin tekkesi Kaşgar yakınında Keça’da bulunan Mevlâna Azharî el-Kaşgarî olduğu tahmin edilmektedir. Bir müddet şeyhinin yanında kalıp hizmetinde bulundu. Bazı seyahatlerinde ona refakat etti. Bu zaman zarfında hâl ve coşkusunun artması üzerine gönlünde bir seyahat arzusu yanıp tutuşmaya başladı. Şeyhi kendisine seyahat için izin verdi.

Evvelâ Türkistan’daki Yarkent’e gitti. Burada Piran-ı Hanedan diye bilinen yedi velînin kabrini ziyaret etti. Bu kabirlere halk arasında Heft Muhammedan (Yedi Muhammedler) denir. Sonra Kaşgar’a geçti. Burada Molla Eman-ı Belhî’nin ilim meclislerine iştirak edip feyz aldı. Hace Hidayetullah Kaşgarî’nin tekkesinde kaldı. Onun ve etrafındaki 67 evliyanın kabrini ziyaret etti. Kaşgar’dan sonra şehir şehir dolaşarak Hucend’e vardı. Burada Şeyh Muslihüddin-i Hucendî ve Baba Kemal-i Hucendî’nin kabirlerini ziyaret etti. Sonra Semerkand’a geçti. Şeyh Ebu Mansur el-Mâtüridî, Hace Ubeydullah Ahrar, Mahdum-ı A’zam gibi büyük velîlerin kabirlerini ziyaret etti. Sonra Buhara’ya geçti. Evvela Abdülhâlık-ı Gucduvanî, sonra da Şah-ı Nakşibend’in kabirlerini ziyaret etti. Buhara’dan Belh’e gitti. Bu şehirde medfun bulunan velîleri ziyaret etti. Sonra Horasan’a geçti. Hace Abdullah-ı Ensarî, Mevlana Sa’deddîn-i Kaşgarî, Mevlana Câmî, Ahmed-i Namık-i Câmî, Şah Kasım-ı Envar, İmam Ali Rıza, Ferideddin-i Attar ve Bayezid-i Bistamî gibi büyük zatların kabirlerini ziyaret etti. Horasan’dan Irak’a geçti. Isfahan’da Saib’in, Şiraz’da Hafız ve Sa’dî’nin kabirlerini ziyaret etti. Bağdad’a gitti. Bir müddet İmam-ı A’zam’ın mezarının bulunduğu A’zamiye mıntıkasında ikamet etti. “Burc-i Evliyâ ve Ma’bedgah-ı Asfiya.” olarak vasıflandırdığı bu mıntıkada her gün bir tarafa gitti. İmam Musa Kazım, Cüneyd-i Bağdadî, Şeyh Ma’ruf-ı Kerhî, Şeyh Şihâbeddin-i Sühreverdî, Şeyh Abdülkadir-i Geylanî, Şeyh Şiblî ve Hallac-ı Mansur gibi büyük zatların kabirlerini ziyaret etti. Daha sonra Kerkük, Musul ve Haleb’e uğrayarak Şam’a vardı. Bir müddet Halife Hacı Muhammed Belhî’nin hizmetinde bulundu. Sonra Kudüs’ü ziyaret etti. Oradan da Mekke-i Mükerreme’ye azimet etti. Burada üç yıl kaldı. Üç defa haccetti. Üç defa da Medine-i Münevvere’ye giderek Peygamber Efendimizi ziyaretle şereflendi.

Abdullah Nidâî hazretleri bu seyahatlerini anlattıktan sonra der ki: “45 yıl şehirden şehire, iklimden iklime Hak ehlini talep ile dolaştım. Bunları söylemekten maksadım övünmek değildir. Hak tâlipleri bilsinler ki maksada kolay ulaşılmıyor. Bu yolda mertçe yürümek gerek!” Böyle söyledikten sonraki hayatını anlatmaz. Ancak müridlerinden olup 1217 (m. 1802) senesinde vefat eden İsmail Müfid Efendi’nin yaptığı Hakkiyye Tercümesi ile Ayvansarayî’nin Hadikatü’l-Cevami’i gibi eserlerde hayatının geri kalan kısmı hakkında malumat vardır.

Abdullah Kaşgarî, Mekke-i Mükerreme’den sonra İstanbul’a geldi. Eyüp Sultan civarında Ba’lîzade Abdülbakî Efendi’nin yaptırdığı Kalenderhane dergahına yerleşerek irşada başladı. O zaman Türkistanlı dervişlerin ekserisi burada toplanmıştı. Ba’lîzade 1159 (m. 1746) senesinde vefat etmiştir. 1156 ile 1159 (1743-1746) arasında üç sene burada kaldıktan sonra evlenmek niyetiyle tekkeden ayrıldı. Zira vakıfnamesine göre tekkenin şeyhinin bekar olması şarttı. Abdullah Efendi, Nakşî şeyhi Ahmed Yekdest Cüryanî’nin halifelerinden ruznamçeci Yekçeşm Murtaza Efendi’nin gördüğü bir rüya üzerine Eyüp Gümüşsuyu’nda yaptırdığı tekkeye şeyh nasbedildi.

Bu tekkenin adı Murtaza Efendi Tekkesi olmakla beraber halk arasında ilk şeyhi olan Abdullah Efendi’ye nisbetle Kaşgarî Tekkesi diye bilinir. Murtaza Efendi 1160 (m. 1747) senesinde vefat edip tekkenin haziresine defnolunmuştur. Kaşgarî Tekkesi İstanbul’un en mühim tekkelerinden birisi olarak tekkelerin kapatıldığı 1926 senesine kadar faaliyetini aksatmadan devam ettirmiştir. Hacca giden Türkistan hacıları İstanbul’a geldiklerinde mutlaka bu tekkeye uğrardı. Anadolu’daki kalenderhânelerde kalan Nakşî şeyh ve müritleri umumiyetle Nakşîliğin Kasanî koluna mensup idi. Mahdum-ı A’zam olarak bilinen ve 949 (m. 1542) senesinde vefat eden Ahmed el-Kasanî, Nakşibendî tarikatini Buhara, Fergana, Semerkand gibi şehirlerde yaymış; vefatından sonra halifeleri vasıtasıyla Orta Asya, Doğu Türkistan, Kuzey Hindistan, Belh, Şam ve İstanbul’da yayılmıştır. Kaşgarî Tekkesi de bu kolun bir devamı olduğundan ayrıca ehemmiyet arzeder. Tekke mensupları Osmanlı Devleti ile Türkistan arasında diplomatik münasebetlerin sürdürülmesine yardımcı olmuşlardır. Orta Asya Türk kültürü bu gibi tekkeler vasıtasıyla İstanbul’da temsil edilmiştir.

Abdullah Kaşgarî, mensup olduğu Nakşîliğin Kasaniyye kolunun icabı olarak şiir ve edebiyatı irşat için lüzumlu görürdü. Tekkede öğleden sonra Mesnevî okuyup şerhederdi. Divan’ı vardır. Burada bazı meşhur İran şairlerinin şiirlerine tahmisler yapmıştır. Mevlana Celaleddin Rumî’den başka Ensarî, Molla Camî, Hafız Şirazî gibi Nakşî meşrebli şairlerin şiirlerine de vâkıf idi.

Abdullah Kaşgarî tekkenin ilk şeyhi olarak 15 sene meşihatte bulunduktan sonra 7 Safer 1174 (18 Eylül 1760) senesinde 74 yaşında iken vefat etti. İsmail Müfid Efendi vefat gününü 6 Safer 1175 olarak vermektedir. Hattat İbrahim Efendi, Abdullah Kaşgarî hazretlerinin vefatı için “Ekberu Meşayih” lâfzını tarih düşürmüştür. Bu da gösteriyor ki vefat tarihi 1174 senesidir.

Eserleri: Abdullah Kaşgarî’nin en meşhur eseri 1165 (m. 1755) senesinde yazdığı Farsça Risâle-i Hakkıyye adlı tasavvufî eseridir. 12 kısımdır. Kütüphanelerde Hakkıyye-i Nidâî, Risale fî Beyâni Tarîkati’n-Nakşibendiyye, Risale der Tarikat-ı Nakşibendiyye ve Şirin Şemâil gibi isimlerle de geçmektedir. Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Esad Efendi Kısmı No: 1422’de kayıtlıdır. Bu risâleyi Abdullah Kaşgarî Nidâî’nin müridi İsmail Müfid Efendi 1205 (m. 1790) senesinde Türkçe’ye tercüme etti. Ancak bu tercüme, âdeta yeni bir telif eser hüviyetindedir. Ayrıca Esrar-ı Tevhid ve Ubeydullah Ahrar hazretlerinin sözlerini topladığı Fukara adında iki risâlesinden bahsedilmektedir. Müridlerine yazdığı tasavvufa dair birkaç Farsça mektubu vardır. Farsça Divan’ının günümüze intikal eden çeşitli nüshaları vardır. Mesela Süleymaniye Kütüphanesi Aşir Efendi Kısmı No: 411’de bir nüshası kayıtlıdır. Bu divanda 85 gazel, muhammesler, Camî, Hafız, Kasım, İsmet-i Buharî gibi meşhur şairlere tahmisler, Hayretname isimli mesnevî ile Hazreti Peygamber’e ve Muhammed Bahâeddin Nakşibend’e yazdığı Çağatay’ca iki şiirden müteşekkildir.

Abdullah-ı Kaşgarî vefat edince yerine, oğlu Ubeydullah Efendi geçti. Kaşgarî Tekkesi’nin ikinci postnişinidir. On sene irşad vazifesini yürüttü. 1184 (m. 1770) senesinde 45 yaşında vefat etti. Babası ile aynı türbede yan yana yatmaktadır. Ubeydullah Efendi’nin vefatından sonra dergâhın postnişinliği, tekkenin imamı olan İsa Geylânî Efendi’ye verildi. Îsâ Efendi, aynı zamanda Kur’an-ı kerim, tecvid ve kıraat âlimiydi. İsa Efendi insanlara vaaz ve nasihatları ile faydalı olurken, aynı zamanda ilim taliplerine de ilim öğretti. İsa Efendi, 1207 (m. 1792) senesinde vefat eyledi. Şeyh İsa Efendi, dergâhın yan tarafına defnedildi. Sultan Üçüncü Selim Han, kabrin üzerine bir türbe inşa ettirdi.

Şeyh Îsâ Efendi’den sonra Abdullah Kaşgarî Efendi’nin damadı Çelebi Mehmed Efendi dergâhta hocalık yapmaya başladı. Çelebi Mehmed Efendi 1208 (m. 1793) senesinde 63 yaşında vefat etti. Yerine geçen Hacı İsmail Efendi Abdullah Kaşgarî’nin kahvecibaşısı idi. 1212 (m. 1797) senesinde vefat etti. Tekkenin haziresine defnedildi.

Hacı İsmail Efendi’den sonra Abdullah Kaşgarî hazretlerinin torunu Nidâî Abdullah Efendi şeyhlik postuna oturdu. 14 ay şeyhlik yaptıktan sonra 7 Rebiülevvel 1213 (m. 1798) senesinde 22 yaşında iken vefat eden bu zatın yerine Îsâ Efendizâde Lütfullah Efendi geçti. Daha önceleri Eyüp Sultan türbedarı olan Hâce Lütfullah Efendi, 1216 (m. 1801) senesinde bu vazifeden alındı. Tekke Hüdâverdi Efendi’nin vekâleti ile idare olundu. 1226 (m. 1811) senesinde Abdullah Kaşgarî’nin torunu 25 yaşındaki Hâce Mehmed Eşref Efendi tayin edildi. Lütfullah Efendi 1220 (m. 1805) senesinde, Eşref Efendi de 1257 (m. 1841) senesinde vefat etti.

Daha sonra Mehmed Âşir Efendi Kaşgarî tekkesinin şeyhi oldu. Âşir Efendi aynı zamanda Meclis-i Meşâyih reisi idi. Bu sebeple Kaşgarî tekkesi daha bir itibar kazandı. Âşir Efendi 1320 (m. 1902) senesinde vefat etti. Yerine geçen Mehmed Behaeddin Efendi, İttihatçılar tarafından 1332 (m. 1913) senesinde Sinop’a sürgün edildi. İstanbul’a döndükten sonra 1337 (m. 1918) senesinde vefat etti.

Tekkeye Geylân Efendi vekil tayin olundu. Ancak Baha Efendi’nin haremini nikah ettiğinden ve bu hareketi vazifeye aykırı olduğundan vekillikten alınarak vazifesi Kaptan Hasan Paşa’nın türbedarı Abdullah Efendi’ye verildi. Bu arada memleketi Rus işgaline uğradığı için İstanbul’da muhacir olarak bulunan Hakkâri ulemâ ve meşâyihinden Seyyid Abdülhakim Arvasî 5 Zilhicce 1337 (m. 1919) tarihinde Kaşgarî Tekkesi postnişinliği ve imam-hatipliğine zamanın padişahı Sultan Vahîdeddin’in beratıyla tayin olundu.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası