Hadis âlimi. İsmi Abdullah bin Muhammed bin Ebu Bekr bin Halil bin İbrahim bin Yahya bin Ebu Abdullah el-Osmanî’dir. Nesebi (soyu) Hazreti Osman’a ulaşır. 694 (m. 1295) senesinde Mekke-i Mükerreme’de doğdu. 777 (m. 1375) senesi Cemaziyelevvel ayının üçüncü günü İskenderiyye’de vefat etti. İbn-i Ata’nın yanına defnedildi.
Abdullah el-Osmanî’nin sohbeti tatlı ve tesirliydi. Dünyanın süsüne, gösterişine, mevki ve makamına düşkün değildi. Çok ibadet ederdi.
Abdullah bin Muhammed el-Osmanî, aynı zamanda Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerinin büyüklerinden olup birçok ilim dallarında mütehassıstı. Zamanının kutbu idi. 721 (m. 1321) senesinde Mısır’a gitti. Orada Şeyh Takıyyüddin es-Sübkî, Alaeddin Konevî, Ebu Hayyan ve Şemseddin İsfehanî gibi âlimlerle görüşüp onların sohbetlerinde bulundu. Yedi sene devam eden tahsilini tamamladıktan sonra Mekke-i Mükerreme’ye geri döndü.
İki sene kadar Mekke’de kaldıktan sonra tekrar Mısır’a gitti. Oradan da ilim öğrenmek için Dımaşk, Halep, İskenderiyye ve başka yerlere gitti.
Abdullah bin Muhammed el-Osmanî; Burhan bin Siba’el-Fezarî, Şemseddin Muhammed bin Ebu Bekr bin Ahmed ve başkalarından hadis-i şerif dinledi ve rivayette bulundu. Kendisinden ise; Hafız Ebü’l-Fadl el-Kesir, El-Heysemî, El-Ebnasî ve birçok âlim ilim öğrenip hadis-i şerif dinlediler ve rivayette bulundular. Abdurrahman el-Osmanî, Mansuriyye Medresesi’nde hadis-i şerif ve başka ilimler hakkında ders verdi. Karafe denilen yerde ders verdi ve insanları doğru yola sevk etti.
Zehebî onun hakkında; “Çok kimseler Abdullah bin Muhammed’den istifade etti. Marifet sahibiydi. Uzleti, insanlardan ayrı kalıp ibadet etmeyi severdi. Birçok yerde ders okuttu. El-Camiu’l-Hakimî’ye çekilip yalnızlığı seçti. Zaruret hâli hariç dışarı çıkmazdı. Zamanla gözleri görmez oldu. Mısır halkı kendisine çok hürmet eder, duasını alırdı. Ebdalden sayıldı. Vefatında, cenaze namazı çok kalabalık oldu. Çok kerametleri görüldü. Her hâliyle âlim, kâmil bir zattı.” demektedir.