Kerametler sahibi evliyadan bir zat. Nizamiye Medresesi’nde fıkıh ilmini tahsil etti. Mekke’de altıncı asırda yaşadı. Züht ve vera bakımından zamanında yaşayan evliyanın önde gelenlerindendi. Haramlardan şiddetle kaçınır, şüpheli korkusuyla mubahların çoğunu terk eder ve dünyaya zerre kadar meyletmezdi. Çok ibadet eder, nefsini terbiye etmek için sıkı riyazet ve mücahede ederdi. Nefsinin isteklerini hiç yapmaz, istemediklerini yapmak için çok uğraşırdı. Elbise olarak sert olan şeyleri tercih eder, katıksız yemek yer, vaktini böyle sıkıntılara göğüs gererek sabırla geçirirdi. Kendisine zikir olarak seçtiği şu iki kelimedir: “Sübhanallahi ve bi hamdihî, sübhanallahilazim ve bi hamdihî.”
Hibetullah Kuşeyrî şöyle der: “Mekke’de olduğum zaman, Abdülmelik Taberî’yi ziyaret etmek istedim. Onu bana gösterdiler. Yanına vardığımda, onu ateşler içinde yanıyor bir hâlde buldum. Zahmetle oturdu ve; “Hummaya yakalandığımda bununla sevinirim. Çünkü nefis, humma (ateşli hastalık) ile meşgul olup, beni meşgul etmez. Bu hâldeyken, kalbimle istediğim gibi yalnız kalırım.” buyurdu.
Sem’anî, Ebü’l-Hasan el-Meragî’den, o da el-Hüseyin Zegandanî’den naklen anlatır: “Anber denilen bir havuz gördüm. İçindeki su, el ulaşamayacak kadar aşağıda idi. Çok defa Abdülmelik Taberî’yi o sudan abdest alırken görürdüm. Elini uzattığında su yükselir, abdestini bitirince su yine alçalırdı. Bir gün kendinden geçti. Yanına yaklaştım. Onu göğsüme yasladım. Başı göğsümde iken insanlar onun etrafına toplandılar. Bir tanesi iki mesele sordu, fakat ona cevap vermedi. Sonra o adam, üçüncü bir soru sordu, bu sualine cevap verdi. İki soruya sükut etmesinin ve üçüncüsüne cevap vermesinin sebebini sordum. Dedi ki: “Resulullah Efendimiz, üçüncüsünün cevabını bana telkin etti. Öncekilerde ise sükut buyurdular. Ben de ikisine cevap vermedim.”
El-Hüseynî diyor ki: “Bir gece Abdülmelik Taberî ile beraber Mescid-i Haram’da idik. Soğuk bir gece idi. Gömleği olmadığından, sırtı soğuktan çatlayıp yarılmıştı. Mescidin kapısında uyudu. Sağ elini yanağı altına, sol elini başı üzerine koydu. Allahü tealayı zikrediyordu. Ona; “Mescidin bir köşesinde uyusanız daha iyi olur. Soğuktan korunmuş olursunuz.” dedim. Buyurdu ki: “Bir gece mescitte uyudum. İki kişi gördüm. Mescide girdiler, bana yaklaşıp; “Mescitte uyuma.” dediler. Onlara; “Siz kimsiniz?” dedim. “Biz melekleriz.” dediler. Bunun üzerine uyandım ve bundan sonra mescitte uyumadım.” diye cevap verdi.