ABDÜLMÜN'İM BİN ALİ EL-HARRANÎ

Ebu Muhammed Necmeddin Fıkıh âlimi
A- A+

Harran'da yetişen ve Hanbelî mezhebinin önemli fıkıh âlimlerinden biri olan Abdülmün'im el-Harranî (Ebu Muhammed Necmeddin), 601 (m. 1204) yılında Bağdat'ta vefat etmiştir. Hem bir hukukçu hem de etkileyici bir vaiz olarak tanınan Harranî, ilim yolculuğunu Harran, Bağdat ve Şam arasında geçirmiştir.

Küçük yaşta Harran'dan Bağdat'a giderek Hanbelî fıkhının dev ismi İbnü'l-Mennî'den dersler almıştır. Burada mezhebin inceliklerini öğrenmiş ve fıkıh alanında otorite kabul edilen bir mevkiye yükselmiştir.

Hocaları: Ebü'l-Feth Nasr bin Fityan (İbnü'l-Mennî), Ubeydullah bin Abdurrahman bin Şatil ve Nasrullah bin Abdurrahman el-Kazzaz gibi büyük âlimlerden hadis ve fıkıh tahsil etmiştir.

İlmî Faaliyetleri: 596 (m. 1199) yılında iki oğlu ile birlikte tekrar Bağdat'a gelmiş, buradaki ilim meclislerinde münazaralara katılmış ve dersler vermiştir. Özellikle hılaf ilmi (mukayeseli hukuk) konularında derinleşmiştir.

Abdülmün'im el-Harranî, sadece ilmî derinliğiyle değil, hitabet gücü ve ahlakıyla da devrinin takdirini kazanmıştır.

Hitabeti: İbn-i Neccar'ın ifadesine göre vaazlarında gayet yumuşak, tatlı ve seçkin kelimeler kullanırdı. Karmaşık fıkhî meseleleri halkın anlayabileceği açık bir dille anlatırdı.

Ahlakı: Son derece fakir olmasına rağmen iffetinden dolayı kimseden bir şey istemezdi (müstağni). Mütevazı, zeki, hayâ sahibi ve "vera" (şüphelilerden kaçınma) ehli bir zat olarak bilinirdi.

Edebî Yönü: Hem nazım (şiir) hem de nesir (düz yazı) alanında yetkindi. Konuşmalarında cinas gibi edebî sanatları ustalıkla kullanırdı.

Onu bizzat tanıyan ve derslerine katılan büyük biyografi yazarları Harranî'yi şu sözlerle anmıştır:

İbnü'l-Cevzî'nin torunu: Onu nezih, iffetli ve dindar olarak tanımlamış; dedesiyle (meşhur İbnü'l-Cevzî) beraber hadis dinlediklerini belirtmiştir.

Nasıh bin Hanbelî: Harran ve Şam'daki vaaz meclislerinde bulunduğunu, edebî yönünün kuvvetli olduğunu nakletmiştir.

Abdülmün'im el-Harranî, geride birçok şiir ve eser bırakmış olsa da, bu eserlerin isimleri ne yazık ki günümüze ulaşan kaynaklarda detaylandırılmamıştır. Ancak onun yetiştirdiği Necib ve Abdülaziz isimli iki oğlu, babalarının ilim mirasını sürdürmüşlerdir.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası