Hanbelî mezhebi fıkıh ve hadis âlimlerinden. İsmi Abdülmün’im bin Muhammed bin Hüseyin bin Süleyman el-Bacisraî el-Bağdadî’dir. Bacisra, Bağdat’a on fersah (56 km.) uzaklıkta bulunan büyük bir köyün adıdır. Buraya nisbetle “Bacisraî” denildi. 549 (m. 1154) senesinde bu köyde doğdu. Sonra Bağdat’a gelip yerleşti. Birçok âlimden fıkıh ve hadis ilmini öğrendi. 612 (m. 1215) senesi Cemaziyelevvel ayında Bağdat’ta vefat etti. Bab-ı Harb Kabristanı’na defnedildi.
Hanbelî mezhebinin fıkıh bilgilerini, Ebü’l-Feth Nasr bin Fityan bin Meanî’den öğrendi. Uzun zaman ondan ayrılmadı. Bu ilimde çok yükseldi. Usul-i fıkh, cedel ve hılaf ilimlerini, Şafiî mezhebi âlimlerinden Muhammed bin Ebu Ali el-Bukanî’den okudu. Ebu İshak bin Sakkal’dan da ders aldı ve onun medresesinde yardımcısı oldu. Onun vefatından sonra Me’muniyye’de bulunan hocası İbn-i Menî’nin mescidinde ders okuttu. Acure Mescidi’nde de imamlık yapardı. Şühde-i Katibe’den ve daha başka âlimlerden hadis-i şerif dinleyip öğrendi. Kadılkudat Ebü’l-Fedail bin eş-Şehrezurî’nin yanında bulundu. Divan memurluğuna tayini yapıldı. Cami-i Kasr’da onun için bir ilim halkası meydana gelir ve etrafında toplanırlardı. Orada, hılaf ilmine ait meseleleri anlatırdı. Yanında birçok fıkıh âlimi de bulunurdu. Fazilet sahibi bir fakih ve mezhebinin meselelerini ezbere bilen bir âlimdi. Hılaf ilminin meselelerinde çok güzel konuşur, dinleyenleri ikna ederdi. Dinine çok bağlı, güzel ahlâk sahibi bir zattı.
İbn-i Neccar diyor ki: “O, bizimle beraber, hocalarımızın en sonuncusundan hadis-i şerif dinledi. Çok hadis-i şerif topladı. Ahlâkı güzel olup, herkes tarafından sevilirdi. Az hadis-i şerif rivayet etti. Ebu Abdullah bin Dübeysî, ondan hadis-i şerif rivayet edenlerdendir.”
El-Kadisî diyor ki: “O, fakih bir zat olup, münazara ilminde güzel bir yol takip ederdi. Hâli ve yaşayışı güzel, vakar ve iffet sahibiydi. İlmî münazaralarda bulunur ve fetva verirdi. İbn-i Sa’i, icazetle ondan hadis-i şerif rivayet etmişti.”
Abdülvehhab el-Bağdadî hadis ilmine çok önem verdi. Bu ilimde yüksek mertebelere ulaştı. Hılaf ilminde ve Hanbelî mezhebi fıkıh ilminde de söz sahibi oldu. Mezhebinin fıkhî inceliklerine çok vâkıftı. İbnü’n-Neccar onun hakkında; “Abdülvehhab el-Bağdadî, kıraat ilmini iyi bilir ve Kur’an-ı Kerim’i çok güzel okurdu. Vaazları tesirliydi. Mescid-i Cedid’de imamlık yaptı. Kendisinden hadis-i şerif dinledim ve yazdım. O, güvenilir, dinine sımsıkı bağlı ve çok sabırlı bir zattı. Vefatına yakın hâlsizleşti ve hasta oldu. Evinde istirahate çekildi.” demektedir.
El-Kadisî de onun için; “Abdülvehhab el-Bağdadî, güzel Kur’an-ı Kerim okurdu. Sesi çok güzeldi. Çok tesirli vaaz ederdi. Şair, fakih, lügat ve kıraat âlimiydi. Kur’an-ı Kerim hakkında, bütün mısraları aynı kafiye ile biten şiirleri vardır.” demektedir. İbn-i Nukta ise; “Abdülvehhab el-Bağdadî güvenilir bir zattı.” demektedir.
Abdülvehhab el-Bağdadî’nin, Ebu Ümame’den rivayet ettiği hadis-i şerif şöyledir: Resul-i Ekrem, asâsına dayanarak bizim yanımıza geldi. Biz; “Ey Allah’ın Resulü, bizim için dua buyurunuz!” deyince, Resulullah Efendimiz; “Ya Rabbî! Bizi affet, bize merhamet eyle! Bizden razı ol. İbadetlerimizi ve dualarımızı kabul eyle. Bizi Cennet’ine koy. Bizleri Cehennem’den koru. Bütün işlerimizi ıslah eyle!” buyurdu.