Mısır’ın yetiştirdiği en büyük âlim ve velilerden biri olan İmam-ı Şa'ranî (1493-1565), hem Şafiî fıkhında hem de tasavvuf ilminde otorite kabul edilen, "zamanın kutbu" olarak nitelendirilen bir şahsiyettir. Nesebi Hz. Ali’ye dayanan bir seyyiddir.
Küçük yaşta hafız olan Şa'ranî, zekası ve çalışkanlığıyla hocalarını hayretler içinde bırakmıştır.
En meşhur hocası ümmi bir veli olan Aliyyü'l-Havas hazretleridir. Ayrıca Şeyhülislam Zekeriyya el-Ensarî gibi devrin zirve isimlerinden ders almıştır.
Kendi ifadesiyle, yüzlerce ciltlik fıkıh ve hadis kitabını çok kısa sürede mütalaa edebilecek manevi bir sürate (tayy-i zaman) sahipti.
Üç yüzden fazla eser kaleme almıştır. En meşhurları şunlardır:
Mizanü'l-Kübra: Dört mezhebin fıkıh hükümlerini bir araya getiren, mezheplerin aslında aynı pınardan beslendiğini kanıtlayan eşsiz bir eserdir.
Tabakatü'l-Kübra: Asr-ı saadetten kendi dönemine kadar yaşamış 400'den fazla evliyanın hayatını ve kerametlerini anlatır.
El-Yevakit ve'l-Cevahir: Şeyh-i Ekber Muhyiddin-i Arabî hazretlerinin zor anlaşılan fikirlerini Ehl-i Sünnet akidesine göre açıklayan bir başyapıttır.
Letaifü'l-Minen: Allahü Teala'nın kendisine verdiği manevi nimetleri şükür mahiyetinde anlattığı eseridir.
Şa'ranî hazretleri, eşyanın ve hayvanların tesbihlerini duyabilecek, uzak diyarlardaki olayları kalp gözüyle görebilecek bir mertebeye sahipti.
Cinlerin kendisine gelerek fıkhi sorular sorduğu, onun da bunlara cevap olarak kitap yazdığı meşhurdur.
Çok büyük bir âlim olmasına rağmen son derece mütevazı yaşamış, geçimini kimseden bir şey istemeden, helal lokma hassasiyetiyle sağlamıştır.
İmam Şa'ranî, mezhepler arasındaki farklılıkların bir "rahmet" ve "kolaylık" (ruhsat) olduğunu savunur. Ona göre:
Güçlü olanlar "azimet" (zor ama efdal olan) ile amel etmeli, zayıf olanlar "ruhsat" (kolaylık) yolunu seçmelidir.
Başta İmam-ı Azam Ebu Hanife olmak üzere tüm müçtehitlerin Kur'an ve Sünnet iplikleriyle dokunmuş birer kumaş gibi olduklarını, onlara dil uzatmanın cehalet olduğunu vurgulamıştır.
"İlim gıda gibidir, her zaman ihtiyaç vardır."
"Nefse en ağır gelen şeyi yapmak, onu terbiye etmenin en kısa yoludur."
"Bir müslüman hakkında su-i zanda (kötü düşüncede) bulunmak, binlerce yıllık ibadetin sevabını götürebilir."
İmam-ı Şa'ranî hazretleri, hayatı boyunca ilmiyle amel etmiş, binlerce talebe yetiştirmiş ve İslam dünyasında mezhepler arası barışın ve tasavvufi ahlakın sembol isimlerinden biri olmuştur.