ABDURRAHMAN EFENDİ, Zileli

Zileli Abdurrahman Efendi, İslam alimi
A- A+

Onbirinci asır Anadolu velilerinden. Zileli olup doğum tarihi ve ailesi hakkında bilgi bulunmamaktadır. Tahsil ve terbiyesini Zile’deki âlimlerden aldığı anlaşılmaktadır. 1083 (m. 1673)’te Kastamonu’da vefat etti.

Abdurrahman Efendi Kastamonu’ya gelerek Şeyh Şa’ban-ı Velî Tekkesi’nde Mustafa Çelebi Efendi’den dersler aldı. Evliyalık yolunda ilerledi. 1070 (m. 1660)’ta Şeyh Mustafa Çelebi’nin vefatı üzerine Şa’ban-ı Velî Tekkesi’nde sekizinci şeyh olarak irşat makamına oturdu. Bir taraftan talebe yetiştiriyor, diğer taraftan halka vaaz ve nasihatler vererek Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirmeye devam ediyordu.

Ağır başlı, vakar ve heybet sahibi, sakin bir zat idi. Edep ve hayâsı çok yüksekti. Sabah namazını evvel vaktinde kılar, bu vakitten kuşluk vaktine kadar talebelere ders verirdi. Sonra evine gider, öğle namazı vaktinde tekrar gelip namazı kıldırırdı. Namazı kılınca bir saat halka vaaz ve nasihat eder sonra talebelerine ders vermeye devam ederdi. En ince meseleleri çok güzel izah eder ve anlatırdı. Sorulan suallere derhal ve yerinde cevaplar verirdi. Yüksek hâlleri ve kerametleri ile Kastamonu’da yediden yetmişe herkesin sevip saydığı, candan bağlandığı bir kimseydi.

Abdurrahman Efendi 13 sene Şeyh Şa’ban-ı Velî Tekkesi’nde insanlara doğru yolu göstermekle meşgul oldu. 1083 (m. 1673) senesi içerisinde vasiyetnamesini yazarak Amasya’da bulunan ve orada halkı irşat etmekte olan Şeyh İbrahim Efendi’ye gönderdi. Vasiyetnamenin özeti şu şekildedir:

“Ey benim aziz kardeşim Hafız İbrahim Efendi! Size dahi malum olsun ki biz zahirî olarak hacca gitmeye niyet edip onun tedariki ile meşgul iken, bir seher vaktinde gaipten bir seda geldi. ‘Hazır ol, manevî hacca gitsen gerektir.’ denildi. Biz cenab-ı Hakk’ın emrini beklemekte iken Recep ayının yirmiyedinci gecesi ki mirac gecesi ruhlar âleminde geziyorduk. Resul-i ekrem miraca giderken bindiği burağa binmiş olarak geldiler. Bizi de burağın arkasına aldılar ve gittik. Levh-i mahfuzun yanına varınca; ‘Siz burada eğlenin, bundan öte izin yoktur.’ buyurdular. Levh-i mahfuza nazar eyledik, baktık ki kendimizin Şa’ban ayında dünya evinden ahirete gideceğimizi, sizin de Şa’ban Efendi Tekkesi’nde şeyh olacağınızı gördük. Ey benim kardeşim! Levh-i mahfuzda yazılan sizsiniz. Hemen fakire dua eyle ve duadan unutmayıp tekkede meşgale ve mücahede, Allahü teâlânın dinini yaymakla meşgul olup gayret kemerini yedi yerden kuşanıp ve benim evlatlarımı dahi gözden ve gönülden çıkarmayınız. Kapı dervişi Molla Hasan altı senedir tekkenin hizmetindedir. Lakin irşadı sizden olmakla bu zamana tehir edilmiştir. İrşat ile faydalanmadıkça salıvermemenizi rica ederiz. Bize lazım olan hakkı tebliğ eylemektir.”

Şeyh Abdurrahman Efendi bu vasiyetnameyi İbrahim Efendi’ye gönderdikten sonra yazdığı gibi aynı sene hayata gözlerini kapadı. Kastamonu’daki Şa’ban-ı Velî hazretlerinin türbesine defnolundu.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası