ABDURRAHMAN BİN MUHAMMED ES-SEKKAF

Abdurrahman bin Muhammed es-Sekkaf İslam alimi
A- A+

İslam âlimlerinden ve evliyanın büyüklerinden. İsmi Abdurrahman bin Muhammed es-Sekkaf’tır. 739 (m. 1338)’de Yemen’de Terim şehrinde doğdu. Mısır’da Izz isimli bir beldede doğduğu da bildirildi. 819 (m. 1416)’da Terim’de vefat etti. Zenbil Kabristanı’nda defnolundu. Kabri orada tanınmakta ve ziyaret edilmektedir.

Küçük yaştan itibaren ilim öğrenmeye başlayan Abdurrahman bin Muhammed es-Sekkaf zamanının âlimlerinden Ahmed bin Muhammed el-Hatib’den tecvid ilmini öğrendi ve Kur’an-ı kerimi ezberledi. Zamanının diğer âlimlerinden çeşitli ilimleri tahsil etti. Bilhassa fıkıh ilminde yüksek derece sahibi oldu. Terim’de Allame Muhammed bin Alevi bin Ahmed ibni Üstadi’l-azam’ın huzurunda İmam-ı Gazalî ve Şeyh Ebu İshak’ın kitaplarını mütalaa etti. Daha sonra Fakih Muhammed bin Sa’d’den İhya-ı Ulum, Risale-i Kuşeyrî ve Avarifü’l-Mearif adlı eserleri ve başka tasavvufî eserleri okudu. Şeyhulislam Muhammed bin Ebi Bekr’in hizmetinde ve ilim meclisinde bulundu. Ondan çok istifade etti. Daha sonra Aden’e gitti. Kadı Muhammed bin Sa’id’den sarf, nahiv ve diğer Arabî ilimleri tahsil etti. Tefsir, hadis, meani, beyan ilimlerinde yüksek derece sahibi oldu. Şeyh Ali bin Salim, Ali bin Sa’d, Ebu Bekr bin İsa, İmam Ömer bin Said gibi tasavvuf ehli zatlarla görüşüp onların sohbetlerinde bulundu. Arif-i billah Müzahim Ahmed, büyük veli Abdullah bin Tahir ed-Devanî gibi zatlardan tasavvuf ilmini öğrendi.

Zahirî ve batınî ilimlerde yükseldikten sonra zamanının büyük âlim ve evliyaları arasına girdi. Bulunduğu beldedeki âlim ve velilerin imamı, önderi ve en yükseği olduğunu bütün alim ve evliyalar kabul ettiler.

Âlimlerden ve evliyadan birçok zat ona insanları doğru yola davet etmek ve kötülüklerden uzaklaştırmak ve talebe yetiştirmek hususunda icazet (diploma) verdiler. Abdurrahman bin Muhammed es-Sekkaf pek çok talebe yetiştirip hadis, fıkıh, usul ve füru ilimlerini okuttu. Onun ilim ve faziletteki şöhreti her tarafa yayılıp insanlar doğudan ve batıdan onun ilim meclisine ve sohbetlerine koştular. Deniz ve kara yoluyla gelerek müşkillerini ve fetvalarını ona sordular. Büyük cemaatler ondan istifade etti. İnsanlara tatlı dil ve hoş sohbetle İslamiyetin emir ve yasaklarını anlatıp gönüllerine taht kurdu.

Abdurrahman bin Muhammed es-Sekkaf’ın ilim meclislerinde yetişen âlimlerden bazıları; kendi oğulları, kardeşinin oğulları, Arif-i billah Ebu Bekr bin Alevi eş-Şeybe ve kardeşleri, büyük İmam Muhammed Sahib Aydeyd bin Ali, Arif-i billah Ahmed bin Ömer, İmam Sa’d bin Ali Müdhac, Şeyh Muhammed bin Abdurrahman el-Hatib, Şeyh Şuayb bin Abdullah el-Hatib, Şeyh Abdurrahim bin Ali el-Hatib, Şeyh Ahmed bin Ebi Bekr Baharemî, Şeyh Abdullah İbnü’l-Fakih Baharemî, Şeyh Abdullah bin Ahmed el-Amudî, büyük veli Abdullah bin Nafi’, İsa bin Ömer bin Behlül, Şeyh Muhammed bin Said el-Mağribî gibi sayısız zatlardır. Burada en meşhurları zikredilmiştir.

Abdullah bin Muhammed es-Sekkaf ekseriyetle El-Basit vel-Vesit, Mühezzeb, Muharrer adlı eserleri okutur bu vesileyle kalbindeki gizli manevî sırları talebelerine açıklardı. O her talebesine anlayabileceği ve seviyesine uygun ders verirdi. Nice kimseler onun bu tatlı üslubu ve sohbetleri vesilesiyle tasavvuf yolunda ilerlediler. Pek çok kimseye tarikat yolunda icazet verdi ve hırka giydirdi. Nice kimseler onun gönülleri fetheden sohbetleri sebebiyle dünyadan yüz çevirip ahirete yöneldiler ve kötü sıfatlardan uzaklaşıp iyi ve güzel huylara sahib oldular.

Allahü tealaya çok ibadet eden Abdurrahman bin Muhammed es-Sekkaf gecenin son üçte birini ibadetle geçirirdi. Kur’an-ı Kerim’i çok okurdu. Gündüzleri insanlara İslamiyetin emir ve yasaklarını anlatır, onların dünya ve ahiret saadetlerine vesile olmak için çalışırdı. Otuz sene boyunca gece ve gündüz çok az uyudu. “Neden uyumuyorsun?” diyenlere; “Sağ tarafına yattığında Cennet’i, sol tarafına yattığında Cehennem’i gören kimse nasıl uyur?” diye cevap verdi.

Âlimler ve evliyalar, hallerini gizlemesi sebebiyle ona Sekkaf lakabını vermişlerdi. Çünkü o insanları haliyle, makamıyla ve sözüyle üzmezdi. İlmiyle ve ameliyle insanlara karşı büyüklenmezdi. Şöhretten şiddetle kaçınırdı. Hâlbuki o, zamanındaki evliyanın en yükseği idi. Abdurrahman es-Sekkaf sadece Allahü tealadan rızasını kazanmak için çırpınır; “Vallahi kalbim Allahü tealadan başka, evlada, mala, aile fertlerine, Cennet’e ve Cehennem’e hiç iltifat etmez. Allahü tealanın rızasına muvafık olmayan ne bir ev, ne bir mescit bina ettim, ne de bir hurma fidanı diktim.” buyururdu.

Hud aleyhisselamın kabrini ziyaret eder, bazan bir ay müddetle orada kalır, bu müddet içinde çok az bir şey yerdi. Âlimlerin, evliyaların kabirlerini sık sık ziyaret ederdi. Namaz kıldığı zaman kıyamda çok uzun müddet kalır, onu uzaktan gören cansız bir cisim zannederdi. O; “Biz zahir (görünen) amellere itibar etmeyiz.” derdi.

Bir ara hacca gitmek için yola çıktı ve hacdan sonra memleketi olan Hadramut’a dönmeyip başka beldelere seyahat etmeye niyet etti. Cuf denilen yere vardığında Peygamber Efendimiz, Eshabından bir topluluk ve evliyaullahtan bir cemaat ruhânî olarak ona göründüler. Onların yanında babası da vardı. Ona memleketine dönmesini emrettiler ve dediler ki: “Senin memleketinde kalman başka yerlere gitmenden daha efdaldir.” Abdurrahman bin Muhammed es-Sekkaf bu emir üzerine zahiren hacca gitmeyip geri döndü. Fakat memleketinden giden hacılar tarafından hac ederken görüldü. Yakınlarından bazıları ona; “Sen hacca gittin mi?” diye sorduklarında; “Zahiren gitmedim.” buyurdu.

O talebelerine ve sevenlerine şöyle buyururdu: “Kalb ile ilgili ameller işleyiniz. Zira kalb ile yapılan ameller zahirî amelleri güzelleştirir.” Bazı derslerinde fıkıh ilminin faziletinden bahsederdi. Bu sebeple oğlu Ömer bütün ömrünü fıkıh ilmini öğrenmeye hasretmişti. Bir gün dersin bitiminde oğluna şöyle buyurdu: “Ey Ömer! Kalb ile ilgili amellere çalış. Çünkü fıkıh âlimlerinde ateşin alevi, tasavvuf ehlinde ise ateşin kor kısmı vardır.”

Bazı zamanlar talebeleriyle birlikte seyahate çıkan; peygamberlerin, âlimlerin ve velilerin kabirlerini ziyaret eden Abdurrahman bin Muhammed es-Sekkaf hazretleri onlardan istifade ederdi.

Abdurrahman bin Muhammed es-Sekkaf vera sahibi, Selef-i salihinin yoluna çok bağlı idi. Bu yönden çok meşhurdu. Zühd sahibi olup dünyaya itibar etmezdi. Cömert ve kerem sahibi idi. Binlerce dinar para ve çeşitli nimetlerden ihtiyaç sahiplerine verirdi. Her hurma ağacını dikerken yanında bir Yasin-i şerif okurdu. Fidan dikilme işi tamamlandıktan sonra bir hatm-i tehlil (70.000 kelime-i tevhid) okuyarak sekiz oğluna ve altı kızına hediye ederdi. Onlar da bu hediyenin sevablarını ona bağışlarlardı. Abdurrahman bin Muhammed es-Sekkaf on tane mescid, oğulları ise üç tane mescit yaptırmışlardı. Ayrıca bu mescitlerin devam etmesi için her mescide ait vakıflar bırakmıştı.

Abdurrahman bin Muhammed es-Sekkaf’ın meclislerinde evliyadan ve rical-i gayb denilen zatlar da hazır bulunurdu. Bu zatlar arasında İmam-ı Gazalî, Abdülkadir Geylanî gibi büyükler de vardı. O büyüklerin ruhaniyetlerinden istifade eden Abdurrahman bin Muhammed es-Sekkaf kutbiyyet makamına yükselmişti.

Abdurrahman es-Sekkaf insanlara karşı güzel huylu, tatlı dilli ve güler yüzlü davranırdı. Kimseyi üzmemeye çok dikkat ederdi. Ancak ona zarar verenler veya onu üzenler başlarına bir hâl gelip pişman olurlardı.

Haramlardan ve şüphelilerden şiddetle kaçınır, harama düşmek tehlikesinden dolayı mübahların fazlasını bile terk ederdi. Malı varsa zekatını, bahçesinden kalkan mahsüllerinin uşrunu eksiksiz verir, fazlasını tasadduk ederdi.

Tayy-i zaman ve tayy-i mekan sahibi olan Abdurrahman bin Muhamed es-Sekkaf her sene hac mevsiminde memleketinde bulunuyordu. Fakat hacca gidenler onu, Hicaz’da hac vazifesini yaparken görürlerdi. Kendisine bu durumdan sual edildiğinde; “İşte gördüğünüz gibi, buradan ayrılmadım.” diyerek bu kerametini setreder, gizlerdi. Yine Abdurrahman es-Sekkaf, Allahü tealanın veli kullarına ihsan edip verdiği bir hal ile bir anda başka başka yerlerde, başka başka hallerde görülürdü.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası