Osmanlı Devleti’nin yükseliş döneminde, Yavuz Sultan Selim Han devrinde yaşamış önemli seyyid ve âlimlerden biri olan Abid Çelebi (Abdülaziz bin Seyyid Yusuf), hem ilmî derinliği hem de devlet hizmetindeki adaletiyle tanınır. Meşhur Osmanlı biyografi yazarı Taşköprüzade'nin dayısı olması hasebiyle, hayatı hakkındaki bilgiler günümüze sağlıklı bir şekilde ulaşmıştır.
Abid Çelebi, döneminin en seçkin ilim merkezlerinde ve en meşhur müderrislerin rahle-i tedrisinde yetişmiştir. İlk eğitimini Bursa’da Molla Hüsrev Medresesi müderrisi Muhyiddin Muhammed Samsunî’den almıştır. Ardından Manastır Medresesi’nde Kutbüddin Muhammed Efendi’den (Kadızade'nin torunu) ilim tahsil etmiştir. İstanbul’un en yüksek eğitim kurumu olan Sahn-ı Seman Medreseleri'nde; meşhur Vikaye şarihi Molla Ahî Çelebi, Ali bin Yusuf Balî ve Sultan II. Bayezid’in hocası Muarrefzade gibi dev isimlerden dersler alarak ilmini kemale erdirmiştir.
İlim tahsilini tamamladıktan sonra eğitim ve hukuk alanında önemli görevler üstlenmiştir. Gelibolu’daki medreseye müderris tayin edilerek talebe yetiştirmeye başlamıştır. Daha sonra idari ve hukuki sahaya geçerek çeşitli kasabalarda kadılık yapmıştır. 1524 (h. 931) yılında, Kırım yarımadasındaki önemli bir Osmanlı idari merkezi olan Kefe'de kadılık vazifesini sürdürürken vefat etmiştir.
Abid Çelebi, "Âlim-i Âmil" (ilmiyle amel eden) bir zat olarak vasıflandırılır. Keskin bir zekâya ve kuvvetli bir hafızaya sahipti. Hoşsohbet oluşuyla girdiği meclislerde sevilirdi. Seyyid olmasının verdiği vakarı, büyük küçük herkese gösterdiği derin bir tevazu ile birleştirmişti. Fakir ve yoksulların hamisi olarak bilinirdi. Ömrünün büyük bir kısmını adalet dağıttığı kadılık makamlarında geçirdiği için, derin ilmine rağmen telif (kitap yazma) işlerine vakit bulamamıştır.