Osmanlı Devleti'nin yükseliş döneminde (15. yüzyıl sonu) yaşamış, Hanefî mezhebi fıkıh alimi ve müderris olan Ahizâde Yusuf Efendi (v. 1499), hem akademik kariyeri hem de "insanı küfre sürükleyen sözler" (elfâz-ı küfür) üzerine yazdığı eserleriyle tanınan müstesna bir şahsiyettir.
Tokat doğumlu olan Yusuf Efendi, eğitim hayatında dönemin en büyük alimlerinden ders almıştır. Hocaları: Merzifon'da Seyyid Ahmed Kırımî'den ders almış; daha sonra meşhur hukukçu Molla Hüsrev ve Sultan II. Bayezid'in hocası Molla Selahaddin'in rahle-i tedrisinden geçmiştir.
Görev Yerleri: Bursa'da Molla Hüsrev Medresesi, Edirne'de Taşlık, İstanbul'da Kalenderhane ve Mahmud Paşa medreselerinde müderrislik yapmıştır. Kariyerinin zirvesinde İstanbul'daki Sahn-ı Seman medreselerine tayin edilmiştir.
Ahizâde Yusuf Efendi, fıkıh ve akaid alanında çok kıymetli eserler bırakmıştır. Zahîretü’l-Ukbâ: Fıkıh ilminin temel metinlerinden olan Vikaye'nin şerhine (Sadrüşşeria şerhi) yazdığı meşhur haşiyedir. Hediyyetü’l-Mehdiyyîn: İnsanın imanını tehlikeye atan sözleri ve inanç esaslarını anlatan en bilinen eseridir. Beydâvî Tefsiri Ta’likâtı: Tefsir ilmindeki derinliğini gösteren notlarıdır. Zübdetü’t-Ta’rifat: Mantık ilmine dair kaleme aldığı çalışmasıdır.
Hediyyetü’l-Mehdiyyîn eserinde Ehl-i Sünnet akidesini ve "elfâz-ı küfür" denilen sakıncalı ifadeleri detaylıca açıklar. İman ve İslam: Ona göre iman ile İslam birdir; İslam hükümleri kabul etmek, imanın tasdikidir. Ahiret Halleri: Kabir azabının, Münker ve Nekir meleklerinin sorgusunun, Sırat köprüsünün ve şefaatin hak olduğunu vurgular. Hulefâ-i Râşidîn: Peygamberimizden (s.a.v.) sonra en üstün insanların sırasıyla Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali olduğunu, hilafetlerinin de bu sıra ile gerçekleştiğini belirtir.
Yusuf Efendi, eserlerinde sadece inanç değil, aynı zamanda gündelik hayatın hukukunu ve adabını da işlemiştir. İlim ve Hoca Hakkı: Alimin cahil, hocanın da talebe üzerindeki hakkını bir tutar; onlardan önce söze başlamamayı ve yerlerine oturmama edebini öğütler. Kul Hakları: Yalan söylemenin sadece üç yerde (sulh, harp, karı-koca arası) caiz olduğunu hatırlatır. Sosyal Sorumluluk: Bir kötülük gören kişinin, eğer sözü tesir edecekse sessiz kalmasının caiz olmadığını belirtir. Sağlık ve Sünnet: Tırnak kesmenin Cuma günü sünnet olduğunu, tırnağı çok uzatmanın rızkı daraltacağını (kerahat) ifade eder.