14. asır ilim ve fikir adamlarından. Babanzade ailesinden Mustafa Zihni Paşanın oğludur. 1290 (m. 1873) yılında Bağdat’ta doğdu. 1352 (m. 1934)’te İstanbul’da vefat etti.
İlk tahsilini Bağdat’ta yaptıktan sonra İstanbul’a gelerek Galatasaray Lisesine girdi. Buradan sonra Mülkiye Mektebini bitirdi. İlk olarak Hariciye Nezareti tercüme odasına girerek memuriyete başladı.
İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra, Maarife (Milli Eğitim) geçerek Yüksek Tedrisat Müdürlüğü yaptı. 1330 (m. 1912) yıllarında Galatasaray Sultanisinde Arapça okuttu. 1332 (m. 1914)’te Darülfünun’a geçerek felsefe grubu dersleri okuttu.
Buranın rektörlüğüne tayin oldu. Felsefe üzerinde Fransızca’dan tercümeler yaptı. Darülfünun’da 22 yıl profesörlük yaptı. Darülfünun Rektörü iken Maarif Nezareti’nden, İnas Darülfünu’nun (Kız Fakültesi) kapatılarak kız ve erkek öğrencilerin bir arada okutulması emrini alır. Naim Bey bu emrin geri alınması için uzun uğraşılar verdi. Başarılı olamayınca, “Kız ve erkek çocukların bir arada okumalarına izin veremem, bu, dine aykırıdır.” diyerek rektörlükten istifa etti.
1351 (m. 1933) senesinde Darülfünun lağv edilince, kıymeti bilinmeyerek açıkta bırakıldı. Bunun üzerine emekliye ayrıldı. Evinde ilmi çalışmalar ile meşgul olmaya başladı. Namaz kılarken kalp sektesinden vefat etti. Kabri, Edirnekapı Kabristanındadır.
Vefatına Elmalı Hamdi Yazır şu beyti tarih düşürmüştür:
“Verdi ser Hamdi bu tarihe cihan. Secdede gitti Hûdaya Naim.”
Ahmed Naim Bey, dinine bağlı tam bir Müslüman idi. Arapça ve Fransızca’yı iyi bilirdi. Felsefe alimi idi. Felsefi tabirlerin Türkçe karşılıklarını bulmakta benzeri yoktu. Tevfik Fikret ile Abdullah Cevdet’in İslam düşmanlıklarını hiç beğenmez, onları reddederdi. 1347 (m. 1928) yılında bazı profesörlerin hazırladığı dinde reform isteyen, camilere sıra, sandalye konulmasını, müzik çalınmasını teklif eden raporu imzalamayan iki profesörden biriydi. Tevfik Fikret için; “Manevi en büyük destekten mahrum, bedbaht olmaya mahkum bir kimsedir.” derdi.
Ahmed Naim Bey, kuru bir mütercim değil, aynı zamanda mütefekkirdi. İlmi tercüme hareketini başlatmıştı. Garb filozoflarından iki-üçü dışında hiçbir filozofun, Allahü tealanın varlığını inkar etmediğini söylerdi. Tevfik Fikret’in niçin dalalete düştüğüne şaşardı.
Eserleri:
1- Buharî Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi. Dördüncü cilde kadar tercüme ve iki cildini neşretti. Ancak tamamlamadan vefat etti. Kalan ciltleri tamamlayanlar kendi şahsi görüşlerini esere sokmuşlardır.
2- Ahlâk-ı İslamiyye Esasları
3- Dava-yı Kavmiyyet
4- Felsefe Dersleri
5- Hadis-i Erbain Tercümesi
6- İlm-ün-Nefs (psikoloji)
7- Mantık
8- Temrinat’tır.
ALLAH ADIN
Ahmed Naim Efendi’nin bir şiiri:
Allah adın yad edelim ibtida
Olmasın diller isminden cuda.
Allah adıyla idelim feth-i bab
Bab-ı Hakk’a idelim ta intisab.
Allah adın yad ederse bir kişi
Allah ona asan ider cümle işi.
Allah adın yad eden handan olur
İki alemde işi asan olur.
Aşkla Allah dise bir kul heman
Ona lebbeyk ya kulum der Mustean.
Allah adın yad eden bulur necat
Allah adıyla bulur her şey sebat.
Sanma kim Allah diyen mahrum olur
Belki Hakk’ı terk eden mahrum olur.
Şahlara oldur veren tahtıyla tac
Cümle alem O’na eyler ihtiyaç.
Allah Allah diyelim gel aşkla
Didemiz pur hun ola na şevkle.
Curmumuzu avf ide Gaffaru’z-zunub
Aybımızı setr ede Settaru’l-uyub.
Öyle Allah ki naziri yok A’nın
Öyle sultan ki veziri yok A’nın.
Hiç mekanı yoktur A’nın ey heman
Hazır ve nazır Vahyi La yenam.
Var idi evvelde Adem yok idi
Gizli genç idi bu alem yok idi.
Bari tatvil etmeyelim vasfı çok
Birdir ol Allah’dan artık tanrı yok.
İster isen nar-ı duzahtan necat
Enbiyalar şahına gönder salat.