AKBERÎ

Abdülcebbar el-Akberî / Celaleddin İslam alimi
A- A+

İstediğiniz kurallara uygun olarak metni boşluk ve paragraf düzeni ile yeniden düzenledim, hiçbir kelime değiştirilmedi veya eklenmedi, gereksiz tireler kaldırıldı:

Tefsir ve Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi. Künyesi Ebu Muhammed olup ismi Abdülcebbar bin Abdülhâlık bin Muhammed bin Ebu Nasr bin Abdülbakî bin Akber ez-Zahid bin Abdülhâlık bin Muhammed el-Akberî’dir. Soyu Hazreti Ömer’e dayanır. Lakabı Celaleddin’dir. Abdülcebbar el-Akberî, 619 (m. 1222)’de doğdu. 681 (m. 1282) senesi Şaban ayının yirmiyedisinde, Pazartesi günü Bağdat’ta vefat etti. Evinin yanındaki İbn-i Burendaz Mescidi’nin avlusuna defnedildi.

Abdülcebbar el-Akberî; âlim, fazilet sahibi, haram ve şüphelilerden kaçan bir zattı. Fıkıh, kelam, tefsir ilimlerinde üstün derecelere sahip bir âlimdi. Özellikle vaaz ve nasihat hususunda çok mahirdi. Abdülcebbar el-Akberî, Bağdat’taki Halife Camii’nde Cuma günleri vaaz verirdi. Vefatına kadar ilim öğretti.

Abdülcebbar el-Akberî; Abdullah bin Ömer bin Ali, Kadı Ebu Salih el-Ciyelî, Ahmed bin Ya’kub bin el-Maristanî, Muhammed bin Ebu Sehl el-Vasıtî ve Ahmed bin Ömer el-Kadisî’den ilim öğrenip hadis-i şerif rivayetinde bulundu. Kendisinden de; İbn-i Futî, Ebü’l-A’lâ el-Faradî, Nasireddin Ahmed bin Abdüsselam bin Akber, kardeşinin oğlu İbrahim bin Muhammed ve birçok âlim ilim öğrenip hadis-i şerif rivayet etti. Safiyyüddin Abdülmümin de kendisinden icazet (diploma) aldı.

İbn-i Receb onun hakkında; “Abdülcebbar el-Akberî, Müstansıriyye’de fıkıh ilmini öğrendi. Birçok yerde ilim tahsil ettikten sonra, tekrar Müstansıriyye’ye döndü ve Müstansıriyye Medresesi’nde müderrislik yaptı.” demektedir.

Safiyyüddin Abdülmümin bin Abdülhak ise onun hakkında; “El-Akberî, Bağdat’taki vaizlerin reisi ve önde geleniydi. İlk önceleri terzilik yapardı. Daha sonra tıp ilmini öğrendi. Birçok beldeye giderek, fıkıh ve tefsir ilmini öğrendi ve bu ilim alanlarında söz sahibi oldu. Müstansıriyye Medresesi’nde hoca oldu. Burada ders, müzakere ve mütalaalarıyla meşgul oldu. Birçok meclislerde vaaz ve nasihat verdi. Halife el-Mu’tasım tarafından Bab-ı Bedr’e vaiz tayin edildi. Burada hizmeti çok oldu. Herkes tarafından sevilip sayıldı. Orada devamlı kalması emrolundu. Daha sonra Musul valisi tarafından vaaz vermesi için Musul’a götürüldü. Oradan tekrar Bağdat’a dönünce, yine Müstansıriyye Medresesi’nde ders vermeye başladı. Derslerini birçok âlim takip etti. Es-Sahib Alaeddin Ata Melik el-Cüveynî bunlardandır. 684 (m. 1285) senesinde Bağdat halkı yağmur duasına çıktıklarında, Celaleddin el-Akberî ve Zülfikâr el-Haşimî de aralarındaydı. Bunlar hutbe okuyup duada bulundular.” demektedir.

Es-Safdî de onun için; “Abdülcebbar bin Abdülhâlık el-Akberî’nin bir benzerini görmedim.” demektedir.

Eserleri şunlardır:

  1. 1
    Mişkatü’l-Beyan: Sekiz cilt hâlinde yazılmış bir tefsir kitabıdır.
  2. 2
    İkazü’l-vuaz
  3. 3
    El-Mukaddimetü fî usuli’l-fıkh ve mesailü’l-hılaf
  4. 4
    Meratiü’l-mürtein fî meratibi’l-erba’in fî ahbari Seyyidi’l-mürselin
  5. 5
    Riyadü’l-cinan fî fevatihi’l-Kur’an
Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası