ALAEDDİN HAREZMÎ

Alaeddin Harezmî İslam alimi
A- A+

Harezm bölgesi velilerinden. İsmi Alaeddin olup Harezmî nisbesiyle meşhurdur. Doğum ve vefat tarihleri bilinmemektedir. Hicrî yedinci asırda yaşadığı tahmin edilmektedir.

Hayatı hakkında pek az bilgi bulunan Alaeddin Harezmî hazretleri, Harezm bölgesinde yaşadı. Anadolu taraflarına da geldi. İlmiyle, irfanıyla ve güzel ahlakıyla insanlara örnek olup İslam dininin emir ve yasaklarını anlatarak onların dünya ve ahiret seadetine kavuşmaları için çalıştı. Büyük âlim İmam-ı Yafiî onu görüp sohbette bulunduğunu bildirmiştir.

Şeyh Alaeddin Harezmî, ilmiyle amel eden veli bir zat idi. Allahü tealanın emirlerine ve Peygamber Efendimizin sünnet-i seniyyesine çok bağlı idi. Haram ve şüphelilerden şiddetle sakınırdı. Günlerce oruç tutar, geceler boyunca ibadet ederdi. Onbeş sene boyunca sırtını yere koyarak uyumamıştı. Nice günler geçerdi de ağzına bir lokma koymazdı. Bir parça kurumuş ekmekle iktifa ederdi.

Hac ibadetini yapmak üzere gittiği Mekke-i Mükerreme’de İmam-ı Yafiî ile karşılaştı. İmam-ı Yafiî şöyle naklediyor:
“Mina’da bulunduğum sırada yanımda bir mikdar et vardı. Bizimle birlikte yemesi için Alaeddin Harezmî’ye ısrar ettik, yemedi. Ancak şiddetli ısrarımız karşısında dayanamayıp bizi kırmamak için çok az bir parça yedi.”

İmam-ı Yafiî, Şeyh Alaeddin Harezmî’nin şöyle naklettiğini bildirdi:

“Anadolu sahillerinden bir yerde idim. Ramazan-ı şerif bayramı erişti. Bayram namazı için Müslümanların köylerinden birisine vardım. Namazı kıldım, müminlerle bayramlaştıktan sonra kaldığım yere döndüm. Bir de baktım, kaldığım evde biri namaz kılıyor. Fakat evin kapısı açılmadığı gibi, evin önündeki kum üzerinde de bir iz yoktu. Bu zat nereden girdi diye kendi kendime düşündüm. Kapıyı açıp içeri girdikten sonra o kimse feryad ederek ağladı. Ben kendi kendime; “Bayram günüdür, bu zata ne ikram edeyim!..” diye düşünürken, bana yönelip dedi ki:
“Ey Alaeddin! Benim için düşünme. Allahü tealanın gayb hazinesinde senin bilmediğin hususlar vardır. Eğer yanında su varsa getir.” dedi. Su getirmek üzere kalktım. İbrikle suyu getirdiğim zaman o zatın yanındaki tabakta yiyecek bir şeyler gördüm. Bu kaplarda ekseriyetle badem içi vardı. Tabakları önüne ittim. O zat bademi önüme döktü. Ayağa kalkarak badem içinden bir mikdarını bana verdi. Ben o bademden az bir kısmını yedim. O ise bir veya iki badem yedi. Bana bu yiyeceklerin hazır oluşu garip geldi. O zat bana; “Bu hâle şaşma. Allahü tealanın öyle kulları vardır ki nerede olursa olsun her ne dilerse bulurlar.” dedi. Bu sözler karşısında merakım daha da arttı. Kendi kendime; “Bu zat büyük bir kimsedir. Onunla kardeş olmayı isteyeyim.” dedim. Daha bir şey söylemeden; “Acele etme, inşaallah yine geleceğim.” dedi ve birden kayboldu. Şevval ayının yedinci gecesi tekrar geldi, benimle kardeşlik akdeyleyip gitti.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası