Muhammed Ziyaeddin hazretlerinin halifesi Ahmed-i Haznevi’nin oğlu ve son devir şeyhlerinden. 1338 (m. 1919)’da doğdu. Babasından ilim ve edep okudu. Hilafet aldı. Babasının vefatından sonra ağabeyi Muhammed Ma’sum Haznevi irşad makamına oturdu. Ağabeyinden sonra da bu makama o geçti. 1969 yılında vefat etti.
Şeyh Alaeddin, Haznevi murşitlerinin üçüncüsü, ilimde bir derya, yumuşak tabiatlı ve Rasulullah aşkı ile yanan, simasının apayrı güzelliği ile Rasul-u Kibriya’yı hatırlatan bir arif-i billah, bir murşidi kamil idi. Efendimize olan aşırı muhabbetleri ayırıcı vasıflarıydı. Onu gören Yüce Rasul-u Kibriya’yı hatırlar, onun sohbetlerinde bulunan asr-ı saadetten eşine rastlanmaz esintiler hissederdi.
Dininde tavizsiz, müminlere karşı şefkatli, küfür ehline karşı ise izzetli bir tavır içerisindeydi. 1378 (m. 1958) yılında irşad makamına oturdular. Peygamber Efendimiz için yazdıkları kasideleri çok meşhur olup, halen dillerde dolaşmaktadır. Şeyh İzzeddin onunla ilgili olarak şöyle bir hadise nakletmişlerdir:
“Babam Şeyh Ahmed’in yanında oturuyordum. İçeriye ağabeyim Şeyh Alaeddin girdi. Doğruca babamız ve murşidimiz olan Şeyh Ahmed hazretlerine yönelerek, ondan Rasulullah Efendimizin bütün sünnetlerine harfiyen tabi olabilmek için kendisine dua etmelerini istirham eyledi. Şeyh Hazretleri cevaben; “Bunu senin baban bile yapmaya güç yetiremezken, sen nasıl yapacaksın.” diyerek cevap verdiler ve sünnetle ilgili dikkat edilmesi gereken konularda öğütlerde bulundular. Bu olay Şeyh Alaeddin’in imanının kemaline ve Rasulullah’ı ne kadar çok sevdiğine açık bir delildir.
Şeyh Alaeddin bir gün Telma’ruf’taki camide bulunuyordu. Bir kişi kendilerine yanaşıp bir soru sormak istediğini söyledi. Sorabileceğine dair olumlu bir cevap alınca da “Şeyh Abdulkadir-i Geylani mi yoksa Şah-ı Nakşibend mi daha büyüktür?” diye sorusunu yöneltti. Şeyh Alaeddin Hazretleri hangisinin büyük olduğuna dair bir açıklama yapmayıp, cevaben şöyle buyurdu: “Her bir evliyanın ayrı bir makamı ve o makamına göre de bir vazifesi vardır. Şeyh Abdulkadir-i Geylani kendisinden medet istenildiğinde, ruhaniyetiyle anında orada bulunur. Hakiki bir Nakşibendi murşidi ise, metal parçalarının içerisine daldırıldığında onları kendisine doğru çeken bir mıknatıs gibidir. İnsanı tuttuğu gibi Allah’a kavuşturur.”
Şeyh Alaeddin Haznevi 1389 (m. 1969) yılında vefat ettikten sonra yerine kardeşi Şeyh İzzeddin geçti. Kabri Telma’ruf’ta babasının yanındadır.