Tefsir, hadis, fıkıh ilmlerinde büyük âlim. Tabiîn’in büyüklerinden olup, nesebi Alkame bin Kays bin Abdullah bin Malik en-Nehaî, künyesi Ebu Şibl’dir. Peygamberimiz hayatta iken doğdu. Fakat Onu görmedi. 62 (m. 682) senesinde Kûfe’de vefat etti. İlimdeki üstünlüğü âlimler tarafından söz birliği ile bildirilmiştir. Bu bakımdan ilim derivatelerine müracaat edilen müstesna bir âlimdir. Eshab-ı Kiram’ın büyüklerinden Hazreti Ebû Bekr’i, Hazreti Ömer’i, Hazreti Osman’ı, Hazreti Ali’yi, Hazreti Aişe’yi, Abdullah bin Mes’ud’u, Huzeyfe tü’l-Yemanî’yi, Selman-ı Farisî’yi, Hâlid bin Velid’i, Ebüdderda’yı ve diğer Eshabı görmüş olanlardan ilim alıp, hadis-i şerif rivayetinde bulunmuştur. Hazreti Ali ile Nehrevan’da Haricîlere karşı savaştı. Sıffin Savaşı’na katıldı. Burada ayağından yaralanarak topal kaldı. Rabbani âlimlerden olup, evliyanın büyüklerinden idi.
Alkame bin Kays, Kur’an-ı Kerim’i ve fıkıh ilmini Eshab-ı Kiram’dan Abdullah bin Mes’ud’dan öğrendi. Onun derslerinde çok üstün bir seviyede yetişti. Nitekim hocası Abdullah bin Mes’ud; “Benim okuduğum her şeyi okur ve bildiklerimi bilir.” buyurmuştur. Bilhassa fıkıh ilminde en büyük âlimlerden olan Alkame bin Kays çok sayıda âlim yetiştirmiş, Ehl-i Sünnet itikadının ve din bilgilerin insanlara nakledilmesi ve öğretilmesi hususunda büyük hizmetleri olmuştur. Ehl-i Sünnet’in reisi ve Hanefî mezhebinin imamı, İmam-ı A’zam, ilmini onun talebelerinden almıştır.
Alkame bin Kays’tan ilim öğrenen ve rivayette bulunanlardan en başta gelen talebesi ve yeğeni İbrahim Nehaî, Ebu Vail, Muhammed bin Sirin, İmam-ı Şa’bî, Abdurrahman bin Yezid, Esved bin Yezid ve Ömer bin Alkame, İmam-ı Zührî ve daha çok sayıda âlimdir.
Alkame bin Kays, hal ve hareketleriyle hocası İbn-i Mes’ud hazretlerine çok benzerdi. İbn-i Mes’ud da Peygamber Efendimize çok benzerdi. Sesi çok güzeldi. Kur’an-ı Kerim okurken dinleyenler kendinden geçerdi. İbrahim Nehaî anlatır: “Alkame bin Kays, İbn-i Mes’ud’un huzurunda Kur’an-ı Kerim okurdu. İbn-i Mes’ud onu dinledikçe; ‘Oku! Anam babam sana feda olsun.’ derdi.” Kendi si de şöyle anlatmıştır: “İbn-i Mes’ud beni yanına çağırır, Kur’an-ı Kerim okumamı isterdi. Ben de okurdum. Ben durunca, devam et, buyururdu.” A’rec dedi ki: “Kur’an-ı Kerim okumada, ses bakımından, insanların en güzeli idi. İbn-i Mes’ud ne zaman onun kıraatini dinlese, kendinden geçer ve; ‘Eğer Resulullah seni görseydi, seninle mesrur olurdu.’ derdi. Beş saatte Kur’an-ı Kerim’i hatmederdi.” Ebu İshak, Esved bin Yezid’in şöyle dediğini nakleder: İbn-i Mes’ud’u Alkame bin Kays’a ilim öğretirken gördüm. Kur’an-ı Kerim surelerini öğrettiği gibi teşehhüdü de öğretiyordu.
Alkame bin Kays tefsir ilminde büyük imamlarındandır. Ayet-i kerimeleri tefsir ederken hadis-i şeriflere müracaat ederdi. Enam suresi 82. ayet-i kerimesinin tefsiri hakkında İbn-i Mes’ud’dan şöyle rivayet etmiştir: “İman edip de, imanlarını bir zulüm ile karıştırmayan kimseler yok mu? İşte korkudan emin olmak onlara mahsustur, hidayete erenler de onlardır.” (Enam suresi: 82) ayet-i kerimesi nazil olunca, Eshab-ı Kiram; “Hangi miz zulmetmiş bulunuyoruz?” diye Resulullah’a sordular. Resul-i Ekrem; “Bu, sizin hakkınızda değildir.” dedi ve sonra; “Hani Lokman da oğluna nasihat ederek demişti ki: ‘Oğlum, Allah’a şirk koşma! Şüphesiz ki bu şirk pek büyük bir zulümdür.’” (Lokman suresi: 13) mealindeki ayeti okudular. Bu ayet-i kerime ile Enam suresi 82. ayetindeki zulmün Allah’a ortak koşmak olduğunu bildirmiştir.
Gençliğinde bir şeyi ezberleyince, sanki önümdeki kağıt üzerin de yazılı imiş gibi ezbere okurdum, demiştir. Fıkhi meseleleri sormak üzere kendisine çok kimse müracaat ederdi. Hadis ilminde hafız derecesindeydi. Yani yüzbin den çok hadis-i şerifi senetleri ile ezbere bilirdi. Rivayet ettiği hadis-i şerifler Kütüb-i Sitte’de (meşhur altı hadis kitabı) yer almıştır.
Vasiyetinin bir kısmı şöyledir: “Ben vefat ederken başımda La ilahe illallah diyerek telkinde bulununuz. Vefat haberimi yaymayın ve beni hemen kabrime götürün.” Vefatında bir örtüsü bir de Kur’an-ı Kerim’den başka hiçbir şey olmadığı görülmüştür. Hiç çoğu olmadığı. Ebu Şibl künyesini hocası Hazreti İbn-i Mes’ud vermiştir.
Abdullah bin Mes’ud’dan rivayet ettiği hadis-i şerifte Resulullah “Mümin, ta’netmez (kötülemez), lanet bulunmaz ve müstehcen konuşmaz.” buyurmuştur.
Yine İbn-i Mes’ud’dan; “Peygamber Efendimiz seferi iken bazen oruç tutar, bazen iftar ederdi. Farz namazları iki rekat kılardı.” dediğini rivayet etmiştir.
Yine Abdullah İbn-i Mes’ud’dan rivayet ettiği hadis-i şerifte Resulullah efendimiz buyuruyorlar ki: “Kalbinde hardal tanesi kadar imanı olan hiç bir kimse Cehennem’de ebedi kalmaz; kalbinde hardal tanesi kadar tekebbür bulunan hiç bir kimse de Cennet’e girmez.”
“Şüphesiz ki Allah güzeldir; güzelliği sever, ki bir, hakkı inkâr edip insanları tahkir etmektir.”