Hadis ve fıkıh âlimi. Künyesi Ebü’l-Hasan olup, ismi Ali bin Muhammed bin Abdurrahman’dır. Doğum tarihi bilinmemektedir. Aslen Bağdatlı olduğu için “Bağdadî” ve 450 (m. 1058) yılında Diyarbekir’e göçüp orada yerleştiği için “Amidî” nisbetiyle anılır. 467 (m. 1074) yılında Amid’de (Diyarbakır) vefat etti. Müslümanlar kabrini ziyaret ederek istifade etmektedirler.
Bağdat ve çevresindeki âlimlerden ilim öğrendi. İlim öğrenip istifade ettiği hocaları arasında Ebü’l-Kasım bin Beşran, Ebu İshak Bermekî, Ebü’l-Hasan bin Harrânî ve daha birçok âlim bulunmaktadır. Fıkıh ilmini fakih Ebu Ya’la’dan aldı. Hocasının vefatı sonrasında, Valid bin Hamid’in yerine geçerek Mansur Camii’nde ders ve fetva verdi.
Halife Kaim bi Emrillâh’ın arzusu üzerine, Abbâsî Devleti’nin hudut şehirlerinden ve kâfirler üzerine akın yapılan üslerden olan Amid’e giderek orayı vatan edindi ve vefatına kadar Amid Camii’nde ders ve fetva verdi. Müslümanlara emr-i ma’ruf ve nehy-i anil münkerin (İslam’ın emir ve yasaklarının bildirilmesinin) önemini anlattı. Kâfirlere karşı cihadın üstünlüklerini izah etti. İslam askerlerine verdiği nasihatlerde, Allahü tealanın dinini, insanların dünya ve ahirette huzur içinde yaşamaları için gönderdiğini, kâfirlerin yani Müslüman olmayanların ise bu saadet yolundan mahrum kalmış zavallı kimseler olduğunu vurguladı.
Asıl savaşın, masum insanları Müslüman olma şerefinden mahrum ederek idareleri altında inleten ve onların İslamiyet’teki huzurunu görmelerine mani olan zalim Bizans imparator ve valilerine karşı yapıldığını açıkladı. Bağdat ve Amid’de birçok talebe yetiştirdi. Amid’de yetiştirdiği talebelerden biri de Ebü’l-Hasan bin Gazî idi. İnsanlar, Bağdat gibi uzak yerlerden gelip ondan ilim öğrendiler. O da hocası gibi yalnızca Allahü tealanın rızası ve dininin yayılması için çalıştı.
Yetiştirdiği yüksek ilim sahibi talebelerinin yanında, pek kıymetli eserler de yazdı. Ebü’l-Hasan Ali Amidî’nin Hanbelî fıkhına dair yazdığı “Umdetü’l-Hadîr” ve “Kifayetü’l-Müsafir” kitapları meşhurdur.