ARİF ÇELEBİ

Arif-i Sâni Çelebi İslam alimi
A- A+

Ulu Arif Çelebi’nin torunu olan alim ve veli. 824 (m. 1421)’de Konya’da vefat etti ve Mevlana Türbesine defnedildi. Arif Çelebi’yi dedesinden ayırmak için, Mevlevîler ona Arif-i Sani (İkinci Arif) de derler. Çelebilik makamında bulunduğu yıllarda, Anadolu çalkantılar içindedir. Şöyle ki: Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid’in Rumeli ve Sırp seferlerini fırsat sayan, başta Karamanoğulları olmak üzere, bazı Anadolu beylikleri Osmanlılara karşı harekete geçmiş; Yıldırım Bayezid de Rumeli Seferi’nden Anadolu’ya yönelmiş ve 792 (m. 1390) yılında Konya’yı kuşatmıştı. Neyse ki Karamanoğlu Alaeddin Ali Bey’le barış yapıldı da, Konya’da büyük bir kardeş kavgası önlenmiş oldu.

Yıldırım Bayezid’in Niğbolu’daki meşguliyetinden faydalanmak isteyen Alaeddin Ali Bey, 799 (m. 1397) yılında tekrar Osmanlı şehirlerine saldırmışsa da bu kez seferi bırakıp Anadolu’ya dönen Yıldırım’ın elinden kurtulamamış, ona esir düşmüştür. Ne var ki, Anadolu Beylerbeyi Timurtaş Paşa daha önce kendisini esir ederek zincire vuran Alaeddin Ali Bey’i gizlice öldürtmüştür. Bu olaydan sonra geçici de olsa Konya Osmanlıların elindedir.

İş bununla da kalmamış, 801 (m. 1399) yılında Timur orduları Anadolu üzerine üşüşmüştür. Şehirleri yakıp yıkan, yağma eden Timur, 804 (m. 1402) Temmuzunda Ankara yakınlarındaki Çubuk Ovası’nda Osmanlılarla karşı karşıya gelmiş, yapılan savaşta Yıldırım Bayezid, Timur Han’a esir düşmüş, getirildiği Akşehir’de 805 (m. 8 Mart 1403) tarihinde üzüntüsünden vefat etmiştir. Bu hadiseden sonra Osmanlı birliği dağılmış; Anadolu, yine parça bölük beyliklerce idare edilmeye başlamıştır. Bu dönemde Konya, yine Karamanoğullarının elindedir.

İşte bu yıllar, Konya’da Mevlana Dergahı Çelebilik makamında bulunan Arif Çelebi, çoğu zamanını Anadolu’yu dolaşarak hadiselerin içinde bulunmamaya, tarikatını ve dervişlerini siyasetin dışında tutmaya çalışmıştır. Onun en önemli işi, Emir Abid Çelebi zamanında Karamanoğlu Alaeddin Ali Bey’in Mevlana Türbesi’nde başlattığı büyük onarımı tamamlamak olmuştur. Karamanoğulları tarihini yazan Şikarî’nin anlattığına göre bu onarımın başlaması şöyle olmuştur:

Karamanoğlu Alaeddin Ali Bey, güneydeki Gorikos (Kızkulesi) Kalesi’ni almak, böylece Akdeniz ticaretinin bir bölümünü elinde bulundurmak istemektedir. Ne var ki Kale çok güçlüdür. Bir gece Alaeddin Ali Bey, rüyasında Hazreti Mevlana’yı görür ve ondan Gorikos Kalesi’ni fethedeceği müjdesini alır. Bundan sonra, Güneye bir sefer düzenleyerek sahil emirleri ile birleşir, Gorikos’u fetheder. Zafer dönüşü Konya’ya gelen Alaeddin Ali Bey, gaza malı ile Mevlana Türbesi’ni onartmaya başlar. Onarım, 1397 yılına kadar sürer. Türbe âdeta yeniden yapılmıştır.

Buna göre dört fil ayağı üzerine oturan sivri kemerler arasındaki Doğu ve Batı duvarlar açılmış, yalnız Güney duvar örtülü kalmış; böylece Türbe genişletilerek, dışarıdaki mezarların da Türbe içine alınması sağlanmıştır. Ayrıca kemerleri birbirine bağlayan çapraz tonoz kubbenin üzerine, dilimli silindir şeklinde bir kubbe, onun da üzerine yine dilimli konik kümbet yükseltilmiş ve bugünkü durumunu almıştır. Kubbe ve kümbetin dış yüzeyleri çinilerle kaplanmıştır.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası