İran'da yetişen şair ve velilerden. İsmi Tahir olup, Baba Tahir ve Tahir Uryan-ı Hemedanî diye meşhur oldu. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 447(m.1055) senesinde aynı yerde vefat etti. Mezarı Hemedan'ın kuzeyinde Bûn-i Bâzâr mahallesinde küçük bir tepe üzerindedir. Baba Tahir Uryan'ın hayatı hakkında verilen bilgiler çok az olup, daha çok kerametleri hakkında kıssalar nakledilmektedir. O küçük yaştan itibaren ilim tahsili için gayret sarf etmiş bu hususta elde ettiklerini bir türlü yeterli bulmamıştır.
Nakledildiğine göre bir gün Baba Tahir, Hemedan Medresesi talebelerine ilim elde etmek için ne yapmak lazım geldiğini sordu. Talebeler onunla alay etmek için bir kış gecesini havuzun buzlu suyu içinde geçirmesi gerektiğini tavsiye ettiler. Baba Tahir bu tavsiyeyi aynen tatbik etti. Ertesi sabah Allahü tealanın ihsanı ve bereketi ile kendisini ilim nuru ile aydınlanmış buldu. Bu vakadan sonra Baba Tahir Uryan hazretlerinin pek çok kerametleri görüldü. Bir defasında ilm-i heyete (astronomiye) dair kendisine sorulan meselenin hallini ayak parmağının ucuyla çizmiştir. Böylece Hemedan ve civarında şöhreti artan Baba Tahir Uryan'ın duasına kavuşmak ve sohbetinden istifade etmek isteyenler onun huzuruna koşmaya başlamışlardır. Nitekim Selçuklu Devletinin kurucusu Tuğrul Bey de Hemedan'a geldiği zaman, onunla sohbet etti ve duasını kazanmayı büyük nimet bildi. Tuğrul Bey Hemedan'a geldiği zaman üç zat vardı. Bunlar: Baba Tahir, Baba Ca'fer ve Şeyh Hamşad'dı. Bu üç zat, Hemedan şehrinin kapısında yer alan ve Hızır adıyla anılan bir tepenin yanında idiler. Sultan onları görünce bineğini durdurdu. İndi ve Vezir Ebu Nasr el-Kündurî ile onların yanına gelerek ellerini öptü. Baba Tahir, Sultana; “Ey Türk! Allah'ın kulları ile ne yapacaksın?” diye sorunca, Sultan; “Siz ne emrederseniz onu yapacağım.” dedi. Baba Tahir; “Muhakkak Allah adalet ve ihsan yapmayı buyurur.” (Nahl suresi: 90) mealindeki ayet-i kerimeyi okuyarak; “Allahü tealanın buyurduklarını yap.” dedi. Sultan Tuğrul Bey ağlayarak; “Öyle yaparım.” dedi. Baba Tahir, Sultanın elini tuttu ve; “Benden bunu kabul et.” dedi. Sultan da; “Ettim.” dedi. Baba Tahir parmağında bulunan ve yıllarca taktığı yüzüğünü parmağından çıkararak Sultanın parmağına taktı ve; “Adil ol!” dedi. Sultan katıldığı her savaşta o yüzüğü parmağına takardı.
Zahiri ilimlerde âlim, tasavvufta yetişmiş bir veli olan Baba Tahir Uryan'ın asıl şöhreti şairliğinden gelmektedir. İran edebiyatında daha çok Luristan (Lurî) lehçesiyle söylediği arifane ve etkileyici beyitleriyle ün kazanmıştır. Dübeyit adı verilen bu şiirlerin ölçüsü normal rubai vezninden biraz farklıdır. Zamanla halk arasında yaygınlaştıkça bazı değişikliklere uğrayan bu şiirler orijinalliklerinden bazı şeyler kaybetmişlerdir. Baba Tahir'in dübeyitleri (rubai) dışındaki en önemli eseri, ahlâkî, tasavvufî konulardaki bazı düşüncelerini özlü bir biçimde ifade ettiği Arapça bir eserden Kelimatü'l-kısar (Kısa Sözler) adlı mecmuadır. Tasavvuf erbabı arasında büyük rağbet gören bu eser, yirmi üç babdan ibaret olup, Farsça ve Arapça çeşitli şerhleri yapılmıştır. Baba Tahir'in dübeyitleri, bazı gazelleri ve Kelimatü'l-Kısar adlı veciz sözler mecmuasını ihtiva eden divanı, 1927 senesinde Armağan Dergisi'ni yayınlayan Hüseyin Vahid Destgerdî tarafından Tahran'dan neşredildi. Bu divanın Kelimatü'l-kısar dışındaki dübeyitleri ve gazelleri ihtiva eden kısmı Türkçe'ye çevrilmiştir.
Kaynakların bildirdiğine göre Hemedan ile Luristan'da yaşadığı anlaşılan Baba Tahir Uryan 401 (m. 1010) senesinde Hemedan'da vefat etti. Şehrin kuzey-batı tarafındaki Bun-i Bazar mahallesindeki küçük bir tepe üzerinde defnedildi.
Baba Tahir Uryan dübeyitlerinde dünyanın geçiciliğini şöyle açıklıyor:
Dünya sofradır, insanlar misafirdir,
Bugün lale görülür, yarın da hazan olur.
Karanlık bir çukurun adın kabir koyarlar,
Bana derler ki budur senin evin.
Dünya malının hepsi yanmalıdır,
Dünya malından yüz çevirmelidir,
Bugün yüreğinde olan derdi ile gamı,
Mahşer günü için toplamalısın.
ÇARE BULMAZLAR
Ne mutlu onlara ki can ile vücudu fark etmezler,
Can dan cananı, canan dan canı ayrı bilmezler.
Onun derdine alışırlar, aylarca yıllarca,
Fakat kendi dertlerine bir çare bulmazlar.
Aşık olan herkes canından korkmaz,
Aşık kütük ve zindandan korkmaz,
Aşığın gönlü aç bir kurtun heyheyinden,
Korkmadığı gibi hiçbir şeyden korkmaz.
Ya Rabbî! Gönlümün feryadına yetiş,
Kimsesizler kimsesi sensin, ben kimsesiz kaldım.
Herkes diyor ki Tahir'in kimsesi yoktur,
Allah benim yardımcımdır, başkasına ne hacet.
Ben ne alışveriş fikrindeyim ne de kâr,
Yüreğimde ne iyilik ne de varlık düşüncesi var.
Çeşme başı, su kenarı istemem,
Çünkü her gözüm binlerce akan nehir gibidir.