BACÎ

Süleyman bin Halef bin Sa’d bin Eyyub bin Vâris et-Tücîbî el-Bacî Endülüslü Maliki Alimlerinden,
A- A+

Endülüs’te yetişen Malikî mezhebi âlimlerindendir. İsmi, Süleyman bin Halef bin Sa’d bin Eyyub bin Vâris et-Tücîbî el-Bacî; künyesi, Ebü’l-Velid’dir. Aslen Batalyevs (Badajoz) şehrindendir. Ailesi, oradan Endülüs’te bulunan Bace (Portekiz’in güneyinde bugünkü Beja) şehrine göç edip yerleştiler. Bace isminde, Kuzey Afrika’da ve İran’ın İsfehan şehri yakınlarında olmak üzere iki belde daha vardır. 403 (m. 1013) senesi Zilkade ayının ortalarında Batalyevs’te (Badajoz’da) doğdu. Tefsir, hadis, fıkıh, usul, kelam, hitabet ve edebiyat ilimlerinde büyük bir âlimdir. Birçok kitap yazdı. 474 (m. 1081) senesi Recep ayının on dokuzuncu gecesi, Meriyye’de (Almeria) vefat etti. Ertesi gün ikindi namazından sonra, deniz kenarında bir bağa defnedildi. Cenaze namazını oğlu Kasım kıldırdı.

Ebü’l-Velid Bacî, önce Endülüs’te Ebü’l-Esbag, Ebu Muhammed Mekki, Ebu Şakir, Muhammed bin İsmail ve daha başkalarından fıkıh ve hadis ilimlerini öğrendi. 426 (m. 1035) senesinde memleketinden ayrıldı. Ebu Zer el-Herevî ile beraber üç sene Mekke’de kaldı ve dört defa hac ibadetini yaptı. Orada, el-Metu’î, Ebu Bekr bin Sahteveyh, İbn-i Muharrez ve İbn-i Mahmud el-Verrak ve daha birçok âlimden hadis-i şerif dinleyip ezberledi. Sonra Bağdat’a gidip üç sene kaldı. Fıkıh dersleri ve hadis-i şerif okudu. Orada, Şafiî âlimlerinin büyüklerinden Ebü’t-Tayyib-i Taberanî ve Ebu İshak-ı Şirazî, Malikî mezhebi âlimlerinden Ebü’l-Abbas Ahmed bin Muhammed bin Arus, Ebu Abdullah-ı Dameganî, Ebu Abdullah Hüseynî Saymerî gibi birçok âlim ile görüştü. Onlardan fıkıh ve fıkıh usulü ilimlerine ait birçok meseleleri öğrendi, hadis-i şerif dinleyip ezberledi.

Daha sonra Şam’a geldi. Orada, Ali bin Musa es-Simsar’ın ilminden çok istifade etti. Ondan hadis-i şerif dinleyip ezberledi. Oradan Musul’a geçti. Ebu Ca’fer es-Semnanî ile beraber bir sene orada kaldı. Ondan fıkıh ve aklî ilimleri öğrendi. Hadislerde ve illetlerinde, fıkhın inceliklerinde ve kapalı meselelerinde, hilaf ilminde ve kelam ilminin ince meselelerinde asrının âlimleri arasında çok yükseldi. On üç seneye yakın, doğum memleketlerinde kaldı. Hafız Ebu Bekr Hatib-i Bağdadî’den hadis-i şerif rivayet etti. Hatib de, ondan hadis-i şerifler aldı. Bir müddet Halep kadılığında bulunduğu bildirilmiştir.

Daha sonra, bulunduğu yerlerden çok ilim toplamış, fakat fakir bir hâlde ve güzel bir ahlâka sahip olarak Endülüs’e döndü. Burada kadılık vazifesine tayin edildi. Kendisinden de; meşhur Lizbon kadısı ve İsti’ab kitabının sahibi İbn-i Abdülberr de ilim alıp hadis-i şerif rivayet etti.

Bacî hazretlerinin El-İşarat adlı yazma eserinin son sayfası. Fıkıh usulüne dair olan bu eser, Kahire’de Ezher Kütüphanesi’ndedir.

Bacî hazretlerinin fıkıh usulüne dair yazmış olduğu İhkamü’l-fusul fî ahkami’l-usul adlı eserinin kapak sayfası (solda) ve Tahkiku’l-mezheb fi enne’n-nebiyy kad ketebe adlı eserinin kapak sayfası (sağda). Hazreti Peygamberin ümmiliğiyle ilgili olup Riyad’da 1983’te basılmıştır.

Endülüs’te daha birçok âlim, onun tedrisat halkasına devam edip, fıkıh ve hadis ilimlerini öğrendi. Ebu Bekr et-Tartuşı̂ ve Kadı İbn-i Şibrin de ondan fıkıh ilmini öğrendi. Endülüs’ün iki meşhur hafızı Ebu Ali el-Hayyanî ve es-Sadefî ile Kadı Ebü’l-Kasım el-Mearifî, es-Sebtî, İbn-i Ebu Ca’fer el-Mürsî ve daha başka âlimler, ondan hadis-i şerif dinleyip rivayet ettiler.

Kadı Iyad diyor ki: “Ebü’l-Velid Bacî, ilim öğrenmek için yaptığı seyahatlerde ve Endülüs’e döndüğü ilk zamanlarda çok fakir idi. İhtiyaçlarını karşılayacak kadar malı yoktu. Yolculuğunda şiirler söyleyerek ihtiyacını karşılıyordu. Bağdat’ta iken bir geçitte bekçilik yapardı. Kazandıklarıyla nafakasını temin ederdi. Endülüs’e döndüğü ilk zamanlarda, altın işçiliği yaparak, çeşitli eşyalar ve iğneler yapıp satarak geçimini sağlardı. İplerden çeşitli eşyalar örerdi. İlmi her yere yayılınca, gerçek büyüklüğü ortaya çıkıp şanı yükseldi. Devlet başkanlarına yakın oldu. Onu, emanet ve kadılıkhizmetlerinde vazifelendirdiler. Vazifesi karşılığı bol ücret verdiler. Durumu düzelip ferahladı, kazancı çoğaldı. Hatta çok bol bir mala sahip iken vefat etti. Devlet reisleri arasında elçilik vazifelerinde bulundu. Bu zamanlarda kendisine çok hediyeler verilirdi. Ona çok iyilik ve ikramlarda bulunurlardı. Endülüs’te birçok yerlere kadı olarak tayin edildi.”

İbn-i Beşkuval, Kitabü’s-sıla ismindeki eserinde şöyle anlatıyor: “Babam ile mezhebimiz âlimlerinden biri dedi ki: Kadı Ebu Ali bin Sükker, Ebü’l-Velid Bacî hakkında diyor ki:”

“Onun bir benzeri âlime rastlamadım. Onun vakarının, heybetinin ve meclisinin kalabalıklığının benzerini görmedim. O, Müslümanların önünde bulunan âlimlerden birisiydi.”

Kadı İyad ve İbn-i Bessa anlatıyorlar: Malikî mezhebi âlimlerinden biri şöyle nakleder: Ebü’l-Velid Bacî, Endülüs’e dönüp gelince, orada sapık bir itikada (inanca) bağlanıp onu yaymaya çalışan İbn-i Hazm’ı buldu. Endülüs ve civarında, onun anlatıp yaymaya çalıştığı sapık fikirlerle meşgul olmayan kimse yok gibiydi. Orada bulunan âlimler, onunla mücadele etmekte yetersiz kaldılar. Birçok kimse onun bozuk fikirlerine tâbi olmuştu. Bozuk fikirleri Mayorka Adası’nda bulunanlar arasında da yayıldı. Onların reisi durumuna gelen İbn-i Hazm’ın sapık görüşleri, Endülüs’te din olarak yayılmaya başlamıştı. Bu bidatlerin yayılması; ilmin azalması ve cahil kimselerin insanların başına geçmesindendi.

Ebü’l-Velid Bacî Endülüs’e geldiğinde, durum kendisine anlatıldı. Hemen Mayorka Adası’na onun yanına gitti. Onunla çok münazaralarda bulundu. İbn-i Hazm ile birçok meclislerde bulunup, onun fikirlerini çürüttü. İnsanların ona aldanmasını önlemiş oldu. İbn-i Hazm burada tutunamayıp oradan ayrıldı.

Kadı Ebu Bekr bin Arabî, Kitabü’l-Kasım ve’l-Avasım isimli eserinde, İbn-i Hazm’ın ve ona tâbi olanların Endülüs’te ortaya çıkardıkları ve her yere yaymaya çalıştıkları bidatleri, sapıklıkları anlatırken; dinde cahil olan kimselerin ortaya çıkacağını, insanların ona tâbi olacaklarını Resulullah Efendimizin haber verdiğini ve:

“Allahü teâlâ, ilmi kullarının gönlünden silmek suretiyle değil, âlimleri kaldırmak suretiyle kabzedecektir. Nihayet hiçbir âlim kalmayınca, halk kendilerine cahil birtakım kimseleri reis edinirler. Bunlara (öteberi) sorulur. Onlar da ilimleri olmadığı hâlde fetva verirler, hem kendileri dalalete düşer, hem de halkı dalalete düşürürler.”

buyurduğunu uzun uzun açıklamaktadır.

Bacî hazretlerinin Kitabü’l-münteka şerhi Muvatta adlı, Kahire’de yedi cilt hâlinde basılan eserinin birinci cildinin kapak sayfası.

Eserleri: Bacî’nin birçok eseri günümüze ulaşmıştır. Başlıcaları şunlardır:

1- El-Münteka: El-Muvatta şerhidir. Bacî’nin en önemli eseri olan bu kitabını, daha önce kaleme aldığı El-İstifa adlı şerhten özetleyerek meydana getirmiştir. Hadisler ve onlardan çıkarılan fıkhî hükümlerin açıklandığı eserde, öncelikle İmam-ı Malik ve talebeleriyle diğer önde gelen Malikî mezhebi âlimlerinin görüşlerine yer verilmiştir. Eser yedi cilt hâlinde H. 1331’de Kahire’de basılmıştır.

2- İhkamü’l-fusul fî ahkami’l-usul: Fıkıh usulüne dair yazdığı en geniş eseridir. Daha çok cedel metodunun hâkim olduğu eserde Malikî mezhebinin görüşleri yanında Şafiî ve Hanefî mezheplerinin hükümleri de mukayeseli olarak ele alınmıştır. Eser son olarak Beyrut’ta 1989 senesinde neşredilmiştir.

3- Tahkiku’l-mezheb fî enne’n-nebiyy kad ketebe: Hazreti Peygamberin ümmiliğiyle ilgili olup Riyad’da 1983’te neşredilmiştir.

4- Risaletü’r-rahib min İfrense ile’l-Muktedir-Billah Sahibi Sarakusta ve cevabü Ebi’l-Velid el-Bacî aleyha: Bir Fransız rahibin Sarakusta Hükümdarı Muktedir-Billah’ı Hıristiyanlığa davet eden mektubu ve Bacî’nin buna verdiği cevaptır. Birkaç defa yayınlanmıştır. En son olarak Beyrut’ta 1988’de yayınlanmıştır.

5- El-Minhac fi tertibi’l-hicac: İhkam adlı eserinin özeti mahiyetindedir. İhkam’da asıl konu fıkıh usulü olduğu hâlde bunda cedel konusu ön plana çıkarılmıştır. Beyrut’ta 1987’de neşredilmiştir.

6- El-İşarat: Fıkıh usulüne dair olan bu eser, Tunus’ta 1351’de basılmıştır.

7- Risale fi’l-hudud: Fıkıh usulü kitaplarında geçen terimlere dair olup Beyrut’ta 1973’te yayınlanmıştır.

8- El-Vasiyyeli veled eyh: İki çocuğuna yaptığı bu vasiyet de Madrid’de 1955’te yayınlanmıştır.

9- Füsulü’l-ahkam ve beyanü ma de aleyhi’l-amel inde’l-fukaha ve’l-hükkam: Tunus’ta 1985’te yayınlanmıştır.

10- Et-Ta’dil ve’t-tecrih li-men harrece lehü’l-Buharî li’l-Cami’i’s-sahih: Riyad’da 1986’da basılmıştır.

Bacî’nin yazma nüshaları bulunan Sünenü’s-salihin, Şerhu’s-Sivadi’l-a’zam ve Muhtasaru Müşkili’l-asar adlı eserleri de vardır.

Endülüs ve Mayorka Adası’nda İbn-i Hazm’ın sapık görüşleri çok yayılmıştı. Bunu gören Bacî hazretleri, Mayorka Adası’na giderek orada bulunan İbn-i Hazm ile birçok defa münazaralarda bulunup, fikirlerini çürüttü. İnsanların ona aldanmasını önlemiş oldu. İbn-i Hazm tutunamayıp oradan ayrıldı. Bacî hazretlerinin İbn-i Hazm ile yaptığı bu münazaralar daha sonra Münazarat fî usuli’ş-Şeri’ati’l-İslamiyye Beyne İbni Hazm ve’l-Bacî adıyla kitap olarak yayınlandı.

Müellifin kaynaklarda adları geçen diğer başlıca eserleri de şunlardır:

El-İma (El-Münteka’nın muhtasarı), El-İntisar li-a’razie immetü’l-ahyar, Et-Tebyin an sebili’l-mühtedin, Et-Tesdid li marifeti turuki’t-tevhid, Şerhu’l-Müdevvene, El-Mühezzeb (El-Müdevvene’nin muhtasarı), Firaku’l-fukaha, En-Nasih ve’l-mensuh, Tefsirü’l-Kur’an, Tehzibü’z-Zahir li’bni’l-Enbarî.

Ebu Nasr bin Makula diyor ki:“Ebü’l-Velid Bacî’ye gelince, o, fıkıh, kelam ve edebiyat âlimidir. Şair idi. Irak’ta hadis-i şerif dinleyip rivayet etti. Kelam dersleri okuttu. Çok kitaplar yazdı. Derecesi ve hatırı yüksek olan kıymetli bir âlimdi. Kabri El-Meriyye’dedir.”

Onun rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyurdu ki:

“İkindi namazını (vaktinde kılmayı) kaçıran kimse, sanki çoluk çocuğunu ve malını kaybeden kimse gibidir.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları