Şafiî mezhebi fıkıh ve kelam âlimi. İsmi, Muhammed bin Hibetullah el-Bermekî el-Hamevî olup; lakabı, Taceddin'dir. Taceddin el-Hamevî, hattı güzel, anlayışı kuvvetli bir zattı. 577 (m. 1181) senesinde vefat etti. Vefat ettiğinde, geriye mülk olarak dokuz mürekkep hokkası kaldı. Bunların ağırlıkları sekiz rıtl (3,5 kg.) ile on bir rıtl (4,8 kg.) arasında değişiyordu. Ayrıca hutbelerini ihtiva eden, elli kadar divanı kaldı.
Taceddin El-Bermekî, birçok ilimde ihtisas sahibiydi. Özellikle fıkıh, kelam ve nahiv ilminde imam idi. Şafiî mezhebinden olup, Mısır diyarı kendisinin fetvaları ile amel etti. İbnü'l-Kalyunî, “El-İlmü'z-zahir” adlı eserinde onun hakkında: “Taceddin El-Bermekî, Salahiyye Medresesi'nde müderrislik yaptı. Kahire'de hatip idi. Devamlı ilimle meşgul oldu ve ilmi elde etmeye çalıştı.” demektedir.
Hafız Zekiyyüddin Abdülazim şöyle anlatır: “Bir gün onun yanına gittim. Çok sıcak olması sebebiyle, yer altında bir mahzende oturmuş ilimle meşgul oluyordu. Ona; “Bu hâl ve bu durum nedir?” diye sorduğumda; “İlimle meşgul olmayayım da ne yapayım?” buyurdu.” Eserleri: Taceddin El-Bermekî'nin yazdığı şiirler pek çoktur. Bu husustaki eseri, “Ercüze”dir. Bu eserine “Hadaiku'l-fusûl ve cevahiru'l-usul” adını vermiştir. Selahaddin-i Eyyubî'ye ithaf etmiştir. Bu eserin içindeki şiirlerin bütün mısraları aynı kafiye ile biten veya her beyt kendi arasında kafiyeli bir tarzda yazılmıştır. Diğer eserleri ise “Divan-ı Şi'r”, “Ravdatü'l-Mürtad” ve “Nüzhetü'l-Fürrad” dır. “Ravda”: Feraiz ilmine dair manzum bir eserdir.