BEYDAVÎ

Tefsir ilminin büyük üstadı ve müfessirlerin baştacı. Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
A- A+


Tefsir ilminin büyük üstadı ve müfessirlerin baştacı. İsmi Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali'dir. Künyesi Ebu Said ve Ebu Muhammed olup lakabı Nasireddin'dir. Kadıyülkudatlık yaptığı için daha ziyade kadı ve kadıyülkudat lakaplarıyla da tanınır. Şiraz'ın köylerinden Beyda'da takriben 585 (m. 1189) yılında doğdu. 685 (m. 1286) senesinde Tebriz'de vefat etti. Vefatını değişik bildiren kaynaklar da vardır.

Babası, Selçukluların Fars Atabeyi Ebu Said bin Sa'd'ın kadıyülkudatı idi. Bu tayin vesilesiyle ailece Şiraz'a gittiler. Beydavî o zaman bir ilim ve kültür merkezi olan Şiraz'da okudu. Başka şehirlere seyahat etmeye gerek duymadı. Babasından icazet aldı. Diğer hocalarının isimleri hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Ebu Hafs Amr bin Muhammed, Muhammed el-Kütahtaî (el-Kühcanî), bunlarda bilinen hocalarıdır.

Bu devirde İslam ülkesinin doğusu Moğollar tarafından işgal edilmişti. İran, Moğolların valiliğini yapan İlhanlıların elinde idi. Fars Atabeyi, Moğollarla anlaşarak ülkeyi yağmadan kurtarmaya muvaffak olmuştu. Babası vefat edince Abaka İlhan, 673 (m. 1274) senesinde Beydavî'yi Fahreddin eş-Şirazî'den boşalan Şiraz kadiyülkudatlığına tayin etti.

Bir yandan da ders okutmakla meşgul oldu. Kemaleddin el-Meragî, Abdurrahman bin Ahmed el-İsfehanî, Ahmed bin Hasen el-Carberdî ve Zeynüddin el-Henkî (veya Hebkî) meşhur talebelerindendir. Beydavî münazara ilminde mahirdi. Zamanının meşhur âlimlerinden İbn-i Mutahhar el-Hillî ile yaptığı yazılı münazaralarda kendisine galip gelmişti.

Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali

Kadı Beydavî hazretlerinin yazdığı ve en muteber tefsirlerden biri kabul edilen Envarü't-tenzil ve esrarü'tte'vil adlı eserinin Köprülü Kütüphanesi No: 73'de
kayıtlı yazma bir nüshasının ilk iki sayfası.

Hakka riayet hususundaki titizliği sebebiyle Beydavî bu makamda ancak kısa bir müddet kaldı. Azlinden sonra 680 (m. 1281) senesinde Tebriz'e gitti. Burada da devlet ricali tarafından hürmet gördü. Vezirin tertiplediği ilim meclislerinde hazır bulundu. Tekrar Şiraz kadılığına getirildi. Kısa bir zaman sonra bu vazifeden ayrılarak Tebriz'e yerleşti. Ömrünün geri kalanını ibadet ve ilim öğretmekle geçirdi.

Bir rivayete göre de son zamanlarda, hocası Muhammed bin Muhammed Kütahtaî'nin işaretiyle kadılığı bırakıp onun sohbetlerine devam etmiş, bu arada meşhur Beydavî tefsirini yazmıştır. Vefat edince hocasının kabrinin yanına defnedilmiştir.

İbn-i Kadı Şühbe; “Beydavî birçok eserlerin sahibidir. Azerbaycan ve çevresinin en büyük âlimi olup Şiraz'da kadılık yaptı.” demiştir. Sübkî; “Kadı Beydavî, mes'eleleri delilleriyle ele alan, seçkin, salih ve çok ibadet eden en büyük âlimlerdendir.” buyurdu. İbn-i Habib; “Büyük âlimler, onun eserlerini çok övdüler. Eğer onun, veciz bir eser olan Minhac'ından başka eseri olmasaydı, onun ilimdeki yüksekliğine delil olarak bu kafi gelirdi.” buyurdu.

İlmî Yönü ve Fazileti

İslam âlimleri, Beydavî'nin ilmini, takvasını, haramlardan ve şüphelilerden sakınmaktaki titizliğini çok övmüşlerdir. Kadı Beydavî, Şafiî mezhebinde olup birçok ilimleri kendisinde toplamıştır. Bilhassa tefsir, hadis, fıkıh, usul, kelam, mantık, nahiv, belagat ve tarih ilimlerinin her birinde mütehassıs idi.

Kadı Beydavî, dinî ilimlerde olduğu gibi zamanının fen ilimlerinde de mütehassıs ve söz sahibiydi. Daha o zaman dünyanın yuvarlak olduğunu tefsirinde belirterek tabiî ilimlerdeki vukufunu da gösteren Beydavî, kendisinden sonra gelen müfessirlere kaynak teşkil etmiş ve tefsirdeki şöhreti günümüze kadar devam etmiştir.

Dinî ilimlerin en şereflisi ve temeli kabul ettiği kelam ilmiyle uğraşmayı önemli bir vecibe olarak telakki eden Beydavî, aynı zamanda önemli bir kelam âlimidir. Ehl-i sünnet ve cemaat akidesini kuvvetlendirmiştir. Tavaliu'l-envar ismindeki kitabında eski Yunan filozoflarının birçok yazılarını bildirip bunlara cevaplar vermiştir. Bunu gören bazı kimseler; İmam-ı Beydavî'nin kitaplarına Yunan filozoflarının yazılarını ve fikirlerini karıştırdığını söylemişlerdir. Halbuki o sadece bunlara cevap vererek reddiye yazmıştır. Tefsirinde Yunan filozoflarının fikirleri asla mevcut değildir.

Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali

Kadı Beydavî hazretlerinin Envaru't-tenzil adlı tefsirinin Köprülü Kütüphanesi No: 74'deki başka bir nüshasının ilk iki sayfası.

Hadis İlmindeki Yeri

Kadı Beydavî hazretleri hadis ilminde de büyük bir otorite idi. Seyyid Abdülhakim Arvasî hazretleri buyurdu ki: “Kadı Beydavî gibi derin bir âlimin tefsirinde mevdu (uydurma) hadis yoktur. Var demek büyük bir cesarettir; dinde derin bir uçurum açmaktır. Acaba bu büyük ilim sahibi, mevdu hadisleri sahihlerinden ayıramaz mı? Evet diyenlere ne demelidir? Yoksa hadis uyduracak kadar ve böyle yapanlar için Peygamberimizin bildirdiği ağır cezalara aldırış etmeyecek kadar dininin kuvveti ve Allah korkusu yok mu idi? Âlimlerin medhettiği böyle büyük bir zat hakkında bunu düşünmek mümkün değildir.”

Tefsirinde surelerin fazileti ile ilgili hadis-i şerifler sebebiyle günümüzde ehil olmayan kimseler tarafından eleştirilmiştir. Halbuki kendisi hadiste otorite olup şöyle demektedir:

“Şunu bilmek gerekir ki Resulullaha nisbet edilenlerin hepsi doğru değildir. Bunları delil getirmek de caiz değildir. Resulullah Efendimiz kendisine ait olmayan şeylerin kendisine nisbet edileceğini bildirmiştir. Böyle yapanları; 'Kim, bilerek bana iftira ederse, Cehennem'deki yerine hazırlansın!' buyurarak tehdit etmiştir. Resulullah'tan nakledilenler üç kısımdır:

  1. 1
    Doğru olduğu, Resulullah'a ait olduğu bilinenler: Birçok Sahabinin Resul-i ekremden ve başka birçok kimsenin de bunlardan işittiği ve kitaba yazılıncaya kadar hep böyle çok kimselerin haber verdiği hadis-i şeriflerdir ki bunların bir yalan üzerinde söz birliği yapmalarına imkan olmaz. Buna Mütevatir hadis denir. Mütevatir olan hadis-i şeriflere muhakkak inanmak lazımdır, inanmayan imansız olur.
  2. 2
    Resulullah'a ait olmadığı bilinenler: Kat'i olarak bildirilenlere muhalif olup tevil kabul etmeyen veya garipliğinden veya dinde asıl olmasından dolayı yaygınlaşmasına birçok sebepler bulunan bir şey hakkında rivayet edilen sözlerdir.
  3. 3
    Durumu belli olmayanlar: Bu kısım da üç türlüdür; ya doğruluk tarafı galiptir, ya yalan olduğu tarafı galiptir yahut iki tarafı da eşittir.

Mesabih adlı bu eserde, zayıf veya garip olan hadis-i şeriflere de işaret edilmiştir. 'Mademki zayıf hadisler itibar derecesinde değildir ve onun ile delil getirilmiyor, niçin burada Mesabih'te delil olarak getirilmişlerdir?' denilirse şöyle cevap verilir: Zayıf hadislerdeki zayıflık, ravisi hakkında yapılan ta'ndan (kötülemeden) dolayıdır. Çünkü cerh sebeplerinin sahası geniştir. Denilebilir ki bir âlime göre zayıf olan bir hadis-i şerif, diğer âlime göre zayıf olmayabilir. Bu yüzden hadis-i şerifin zayıf olmadığını kabul eden âlimler, bu hadis-i şerifi bazı mes'eleler için delil olarak da almaktadırlar. Nice ihtilaflı meseleler vardır ki bunun sebebi birinin hüccet (delil) olarak aldığı hadis-i şerifi, diğerinin zayıf kabul edip hüccet olarak almamasıdır.”

Bunu söyleyen bir âlimin tefsirine uydurma hadis alabileceğini düşünmek mümkün değildir. Ancak şöyle denilebilir: “Sehavî ve Süyutî gibi bazı âlimler Beydavî'deki bazı hadisler mevdudur demişlerdir.” Bu hüküm, bu âlimlerin hadis ilmindeki şartlarına göre böyledir. Ama Kadı Beydavî ve Şeyhzade gibi âlimlere göre ise mevdu değildir; çünkü bu âlimlerin hadis ilmindeki şartlarına göre de uydurma sayılmazlar. Meseleyi böyle anlatmak ilmî bakımdan doğru olan usüldür.

Kadı Beydavî'nin Şeyh Muhammed bin Muhammed el-Kütahtaî ile olan ilişkileri ve tefsirindeki bazı görüşleri onun tasavvufla da ilgilendiğini gösterir. Beydavî, “Azerbaycan Şeyhi” olarak bilinip sufilere mahsus övgü ifadeleriyle de anılır.

Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali

Kadı Beydavî hazretlerinin Envaru't-tenzil adlı tefsirinin Köprülü Kütüphanesi No: 75'deki başka bir nüshasının ilk iki sayfası

Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali

Kadı Beydavî hazretlerinin Envaru't-tenzil adlı tefsirinin Köprülü Kütüphanesi No: 78'deki başka bir nüshasının ilk iki sayfası.

Tefsirinde Takip Ettiği Usul

Meşhur tefsirinin esas adı Envârü't-Tenzîl ve Esrârü't-Te'vîl'dir; yaygın olarak Beydavî Tefsiri diye bilinir. Kadı Beydavî, bu tefsirini akıcı ve belagatlı bir tarzda yazmıştır. Müfessirlerin uzun uzadıya bildirdiklerini en beliğ bir üslupla ifade etmiş, içeriğine bazı tasavvufî açıklamaları da dahil etmiştir. Tertip ve düzen itibarıyla ders olarak okutulmaya pek elverişlidir.

Beydavî tefsiri orta hacimli bir eserdir. Arap dili kaidelerine göre tefsir ile tevili birleştirmiş, delillerini Ehl-i sünnet ve cemaat akidesine göre getirmiştir.

Kadı Beydavî, bu eserinde Zemahşerî'nin Keşşâf tefsirini kısaltmış; ancak içerisindeki Mutezilî fikirleri ayıklayarak almıştır. Zemahşerî Mutezile mezhebinde olmasına rağmen, Kur'an-ı Azimüşşan'ın mucize oluşunu anlatmakta ve belagat ilmini kullanmakta zirvede olduğu için, Ehl-i sünnet âlimleri Kur'an'ın belagatını anlatan kısımları onun tefsirinden istifade ederek almışlardır.

Kadı Beydavî, bu tefsirini hazırlarken Fahrüddin-i Razî'nin Mefâtihü'l-Gayb (Tefsir-i Kebir) adlı eserinden ve Ragıb-i İsfehanî'nin tefsirinden istifade ettiği gibi, Sahabe ve Tabiin'den gelen haberleri de eklemiştir. Ayrıca âlimlerin takdirini kazanan ince ve derin açıklamalar ilave etmiş, bütün bunları veciz ve yüksek bir üslupla kaleme almıştır. Bazen öyle ifadeler kullanır ki bunları ancak zeki ve basiret sahipleri anlayabilir. Bazı bölümlerde kıraat ilminden bahsetmiş, nahiv (dil bilgisi) ilmine ve ahkam ayetlerinde fazla derine dalmadan fıkhî meselelere temas etmiştir.
 

Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali

Kadı Beydavî hazretlerinin Envaru't-tenzil adlı tefsirinin Köprülü Kütüphanesi No: 76'daki başka bir nüshasının ilk iki sayfası.

Kadı Beydavî, bu tefsirinin mukaddimesinde der ki: “Tefsir ilmi, kıymetli ve şerefli bir ilimdir. Tefsir yazmaya ve tefsir hakkında söz söylemeye; dinî ilimlerin hepsinde, usul ve füruunda derinleşmiş, Arabî ve edebî ilimlerin her dalında yükselmiş olanlar ehil ve layıktır.

Uzun zamandan beri; Eshab-ı Kiramın büyüklerinden, Tabiin âlimlerinden ve onlardan sonra gelen Selef-i salihinden bana ulaşan bilgilerin hülasasını ihtiva eden, gerek kendimin gerekse sonra gelen muhakkik âlimlerin ortaya koydukları incelikleri ve nükteleri de içerisine alan, meşhur kıraat âlimlerine ait kıraat şekillerini ve itibar olunan şaz kıraatleri de kendisinde toplayan bir tefsir yazmayı düşünüyordum. Ancak bu husustaki aczim ve noksanlığım beni tereddüt içerisinde bırakıyordu. Ne zaman ki istihare ettim; işte o vakit kalbime doğanlarla bu tereddütten kurtuldum ve kalbim mutmain oldu.”

Temyiz Reisi Oldu

Beydavî, kadılık almak için Tebriz'e gitmiş, orada vezirin de bulunduğu bir ilim meclisine tesadüf etmişti. Meclisin gerilerinde bir yere oturdu. Bu sırada ders anlatan âlim, kimsenin cevap veremeyeceğini umduğu ilmî bir nükteden bahsetti. Orada bulunanlardan bu nükteyi halletmelerini, yapamazlarsa hiç olmazsa nükteyi kendisine tekrar etmelerini istedi. Beydavî nüktenin cevabı hakkında açıklama yapmaya başlayınca, nükteyi soran âlim; “Nükteyi anladığına kalbim kanaat getirmedikçe seni dinlemem.” dedi. Bunun üzerine Beydavî; “Nükteyi lafız olarak mı yoksa mana olarak mı tekrar edeyim?” diye sorunca âlim şaşırdı ve “Lafzıyla aynen tekrar et!” dedi. Beydavî nükteyi aynen anlattı, tertibindeki bozukluğu izah edip düzeltti ve cevabını verdi. Ardından benzer bir nükte tertip edip o âlimi davet etti ancak nükte o zata ağır geldi. Bütün bunları takip eden vezir, Beydavî'yi yanına çağırıp kim olduğunu sordu. “Beydavî'yim, Şiraz'dan kadılık almak için geldim.” cevabı üzerine vezir ona çok ikramda bulundu ve onu Şiraz'da kadı yaptı. Nihayet Şiraz'da Kadı'l-kudat (Temyiz Reisi) oldu.

Celaleddin Süyutî, Beydavî tefsiri üzerine yazdığı Nevahidü'l-ebkar ve şevaridü'l-efkar adlı haşiyesinde şöyle der: “Kadı Nasıreddin Beydavî'nin Envârü't-Tenzîl ve Esrârü't-Te'vîl kitabı, Zemahşerî'nin Keşşâf'ı üzerine yapılan muhtasarların seyyididir. Kadı Beydavî, Keşşâf'ı kısaltmış ve bunda muvaffak olmuştur. Mutezile itikadı ile ilgili yerleri dirayetli bir şekilde izale etmiştir. Bozuk yerlerini almamış, kıymetli ilaveler yapmıştır. Böylece bu tefsir halis bir altın gibi ortaya çıkmış, gün ortasındaki güneş gibi şöhret bulmuştur. İlim ehli onun mütalaasına devam etmiş, âlimler ders vermek için ona yönelmiş ve rağbet göstermişlerdir.”

Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali

Kadı Beydavî hazretlerinin Envaru't-tenzil adlı tefsirinin Köprülü Kütüphanesi No: 77'deki başka bir nüshasının ilk iki sayfası.


Katib Çelebi de Beydavî tefsirini şöyle metheder: “Bu tefsirin kıymeti pek büyüktür. Onun bunu açıklamaya ihtiyacı yoktur. Kadı Beydavî bu kitabında; i'rab, meani ve beyan (edebî ilimler) ile alakalı kısımları Keşşaf'tan; hikmete ve kelam ilmine ait olan kısımları Tefsir-i Kebir'den; çeşitli nükteler ve incelikleri, güzel işaretleri Tefsir-i Ragıb'dan hülasa etmiştir. Bununla beraber Kadı Beydavî, kendi izahlarını ve âlimler tarafından da kabul görmüş birçok incelikleri de ilave etmiştir. Bu yönüyle, mütalaa edenlerin fikirlerini ve zihinlerini açmaktadır.

Kadı Beydavî, söz söyleme ve anlatma sanatında pek yüksek derecelere çıktığından, bu meharetini çeşitli ilimlerde layık olduğu şekilde ortaya koydu; insanlar için zor ve güç olan şeyleri halletti. Onlara, ifadesi zor maksat ve manaları kolayca anlattı. İnce meselelerde, şaşırtıcı şüphelerden kurtaran açıklamalar yaptı.”

Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali

Kadı Beydavî hazretlerinin Envaru't-tenzil adlı tefsirinin Köprülü Kütüphanesi No: 79'daki başka bir nüshasının ilk iki sayfası.

Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali

Kadı Beydavî Tefsir'inin yüzlerce kıymetli şerh ve haşiyesi vardır. Bunlardan Ahmed ibni Kemal Paşanın yazdığı Haşiyenin ilk sayfası (sağda) ve Hakikat Kitabevi tarafından neşredilen Şeyhzade Haşiyesinin kapak sayfası (solda).


Son devir ulemasından Seyyid Abdülhakim Arvasi, Kadı Beydavî hakkında şöyle buyurmaktadır:

“Kadı Beydavî, 'Beyyedallahü vecheh' (Allahü teala onun yüzünü nurlandırsın demektir) ismine ve duasına yakışacak kadar yüksektir. Müfessirlerin baş tacıdır. Tefsir ilminde en büyük makama yükselmiştir. Her meslekte senettir. Her mezhepte önderdir. Her düşüncede rehberdir. Her ilimde mahir, her usülde burhan, önceki ve sonraki âlimlere göre sağlam, kuvvetli ve yüksek tanınmıştır.

Müfessirler, sadece tefsir kitabı yazanlar demek değildir. Müfessir; kelam-ı ilahîden (Kur'an-ı Kerim'den) murad-ı ilahîyi (Allahü tealanın muradını) anlayandır. Tefsir, ancak Fahr-i alemin mübarek dilinden Sahabe-i Kirama ve onlardan Tabiin ve Tebe-i tabiine ve böylece sağlam, kıymetli insanların söylemesi ile tefsir kitabı yazanlara, daha doğrusu fıkıh ve kelam âlimlerine gelen haberlerdir. Bundan başka bilgilere tefsir denmez, tevil denir. Tevillerin doğruluğu da tefsir ile ölçülerek anlaşılır. Tevil, tefsire uymazsa atılır; uyarsa alınabilir denildi. Tefsir kitaplarını yazanlar, tefsir kısımlarını tefsir olarak, tevil kısmını da tefsire uygun olduğu için yine tefsir olarak kabul buyurmuşlardır. Beydavî tefsiri de böyledir.”

Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali

Kadı Beydavî hazretlerinin Envaru't-tenzil adlı tefsirinin Köprülü Kütüphanesi No: 80'deki başka bir nüshasının ünvan sayfası (sağda) ve ilk iki sayfası (solda).


Beydavî tefsirinin pek kıymetli bir tefsir olduğunda âlimler ittifak etmiştir. En büyük âlimler tarafından yapılan haşiye ve talikler ikiyüz elliyi geçmektedir. Bu kıymetli tefsir doğuda ve batıda, yüksek ilimlerin okutulduğu yerlerde ilim meclislerini süslemiştir.

Beydavî Tefsirine Haşiye Yazanların Bir Kısmı:

1- Molla Hüsrev, 2- Şemsüddin Yusuf el-Kirmanî, 3- Molla Güranî, 4- Ahmedzade Yusuf Tokadî, 5- Kadı Zekeriyya el-Ensarî, 6- Celaleddin Süyutî, 7- Cemaleddin Karamanî, 8- İbn-i Kemal Paşa, 9- Şeyhzade Muhyiddin, 10- Ebü'l-Fida İsmail Konevî, 11- Mustafa es-Sürurî, 12- Amasya Müftisi Mehmed Efendi, 13- Dede Cengi, 14- Kınalızade Alaeddin, 15- Sinanüddin Yusuf Amasyalı, 16- Kadızade Şeyhülislam Şemsüddin, 17- Alaiyeli Mevlana Va'izî, 18- Hamza Efendi, 19- Uşşakizade Abdülbakî, 20- Manisalı Halil Naimî, 21- Saçaklızade Mehmed Mer'aşî, 22- Mehmed Emin Üsküdarî, 23- Muhammed Hadimî, 24- İsmail Müfid Efendi, 25- Ni'metullah Pervaşnî Aydınî.

Beydavî Tefsirine Ta'lik Yapanların Bir Kısmı:

1- Seyyid Şerif Cürcanî, 2- Seyyid Ahmed Kırımî, 3- Şeyh Kasım bin Kutlubuğa, 4- Muhammed bin İbrahim Niksarî, 5- Muhyiddin Muhammed İskilibî, 6- Muhyiddin Muhammed Karabağî, 7- Hayrabolulu Hayyamî, 8- Mahmud Paşa İmamzade Mehmed İstanbulî, 9- Muhammed bin İbrahim Halebî, 10- Muslihuddin Muhammed Larî, 11- Şeyhülislam Zekeriyya Efendi, 12- Sadreddin Şirvanî, 13- Manisalı Kuddusî Abdürrahman, 14- Darendeli Muhammed bin Ömer, 15- Bursalı Abdürrahman Rahimî, 16- Erzurum Müftisi Muhammed Hazık Efendi, 17- Burdurlu Halil Efendi, 18- Hasan Fehmi Efendi.

Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali

Beydavî tefsirini, 874 (m. 1469) senesinde vefat eden Şafiî âlimlerinden Kahireli Muhammed bin Muhammed bin Abdürrahman ihtisar etmiştir (kısaltmıştır).

Yine Beydavî tefsirindeki hadis-i şerifleri, Himmetzade Muhammed bin Hasen Dımaşkî, Tuhfetü'r-ravi fi tahrici ehadisi'l-Beydavî adlı eserinde tahriç etmiştir. Bu eser matbudur. Müellif, 1175 (m. 1761) tarihinde Mekke-i Mükerreme'de vefat etmiştir.

Kadı Beydavî'nin Diğer Eserleri:

  1. 1
    İzah: Usulü'd-dine dairdir.
  2. 2
    Minhacü'l-Vüsul: Usul-i fıkıh ilmine dair olup 1326'da Kahire'de basılmıştır.
  3. 3
    Şerhu Minhac: Usul-i fıkıh üzerinedir.
  4. 4
    Şerhu Muhtasarı İbn-i Hacib: Usul-i fıkıh ilmine dairdir.
  5. 5
    Şerhu Müntehab: İmam Fahrüddin Razî'nin Müntehab'ının şerhidir.
  6. 6
    Tavaliu'l-Envar: Kelam ilmine dairdir. 1339'da Kahire'de basılmıştır.
  7. 7
    Şerhu'l-Metali: Mantık ilmi ile ilgilidir.
  8. 8
    El-Gayet-ül-Kusva (Muhtasaru'l-Vasit): Fıkıh ilmine dairdir. 1982'de Kahire'de basılmıştır.
  9. 9
    Şerhu Kafiye: Nahiv ilmine dairdir.
  10. 10
    Lubbü'l-Elbab fi İlmi'l-İ'rab: İbn-i Hacib'in Kafiye kitabının muhtasarıdır. 1315'te İstanbul'da basılmıştır.
  11. 11
    Tuhfetü'l-Ebrar: Begavî'nin Mesabihü's-Sünne şerhidir. Süleymaniye Kütüphanesi Beşir Ağa No: 149'dadır.
  12. 12
    Tehzibü'l-Ahlak: Ahlak ilmine dairdir.
  13. 13
    İmtihanü'l-Ezkiya: Zeka ve mantık üzerine bir çalışmadır.
  14. 14
    Havassu'l-Kur'an: Surelerin faziletine dairdir. Süleymaniye Kütüphanesi Halet Efendi No: 800'dedir.
  15. 15
    Misbahu'l-Ervah: Mantık ve kelama dairdir. Süleymaniye Kütüphanesi Laleli No: 786'da kayıtlıdır.
  16. 16
    Nizamü't-Tevarih: Tarih ilmine dair Farsça kaleme aldığı eseridir.
     

Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali

Kadı Beydavî hazretlerinin kelam ilmine dair yazdığı Minhacü'l-vüsul ila ilmi'l-usul adlı eserin kapak sayfası (sağda) ve bu esere Muhammed bin Yusuf el-Cezerî'nin yazdığı Mi'racu'l-Minhac adlı şerhin kapak sayfası (solda).

Hazreti Âdem'den yaşadığı zamana kadarki hadiseleri anlatan Farsça bir tarih kitabıdır. 1930'da Haydarabad'da basılmıştır. Osmanlı sultanı III. Mehmed'in emriyle yapılan Türkçe tercümesi Süleymaniye Kütüphanesi Hamidiye Kısmı No: 890'da kayıtlıdır.

Diğer Eserleri:

  1. 1
    Risale fi Tahrifati'l-Ulum: Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Esad Efendi Kısmı No: 3084'te kayıtlıdır.
  2. 2
    Münteha'l-müna fi şerhi esmaillahi'l-hüsna: Esma-i hüsna'ya dairdir. Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Şehit Ali Paşa Kısmı No: 428'de vardır.

Ayrıca kaynaklarda kendisine nisbet edilen veya kendisine ait olduğu zannedilen başka eserler de zikredilmektedir.

Kadı Beydavî hazretleri Mesabih Şerhi'nde buyuruyor ki:

Hadis-i şerifler ve açıklamaları: Ebu Hüreyre'nin rivayet ettiği hadis-i şerifte, Resul-i ekrem Efendimiz buyurdu ki: “İman, yetmiş küsur şu'bedir. En üstünü La ilahe illallah söylemektir. En aşağısı, yoldan eziyet veren şeyi kaldırmaktır. Haya da imandan bir şu'bedir.”

Açıklama: İmanın şu'beleri pek çok olmakla beraber, hepsi neticede tek bir asılda birleşmektedir. O da yaşayışı ve sonu iyi ve güzel olacak şekilde nefsi mükemmelleştirmek ve olgunlaştırmaktır. Bu da; Hakk'a inanıp işlerinde doğruluk üzere bulunmakla olur. Süfyan-ı Sakafî, Resulullah'a İslam hakkında sual ettiği zaman, Resulullah Efendimiz; “Allahü tealaya inandım de ve dosdoğru ol!” buyurarak bu hususa işaret etmişlerdir.

Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali

Kadı Beydavî hazretlerinin Envaru't-tenzil adlı tefsirinin Köprülü Kütüphanesi No: 89'deki başka bir nüshasının ünvan sayfası (sağda) ve ilk iki sayfası (solda).

Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali

Kadı Beydavî hazretlerinin kitaplarında bildirdiği “Allahü tealaya inandım de ve dosdoğru ol.” hadis-i şerifinin yazılı olduğu bir levha.

İtikat, şu şu'beleri içine alır: Yaradanı tanımak, O'nu noksan sıfatlardan tenzih etmek; hayat, ilim, kudret ve vahdaniyetini kabul etmek; her şeyin O'nun kaza ve kaderiyle var olduğunu tasdik etmektir. Ayrıca meleklere, peygamberlere, âlemin sonradan yaratıldığına, ahirete, ruhların cesetlere iade edileceğine, sırat köprüsüne, hesaba, mizan ve şefaate inanmaktır. Cennet'teki mükafat ve Cehennem'deki azap tehdidine iman da bu kapsamdadır.

Amel ise üç kısma ayrılır:

1. Sadece kişinin kendisi ile ilgili olanlar:

  • Batına (içe) ait olanlar: Nefsi on ana kötülükten (yeme-içme düşkünlüğü, makam, mal ve dünya sevgisi, kin, haset, gazap, riya, ucb ve nefsi süslemek) temizlemektir. Nefsin tezkiyesi ise on üç yolla (tövbe, korku, ümit, zühd, haya, şükür, vefa, sabır, ihlas, doğruluk, Allah için sevmek, tevekkül ve rıza) olur.
  • Zahire (dışa) ait olanlar: İbadetlerden ibarettir. Temizlik, namaz, zekat, oruç, cenaze vazifeleri, itikaf, Kur'an okumak, hac, umre, kurban, adak, yemin ve kefaretlerin edasıdır.

2. Kişinin kendisine ve yakınlarına ait olanlar: Zinadan sakınmak, evlenmek, ana-babaya iyilik, akrabayı ziyaret, büyüklere itaat ve hizmetinde bulunanlara iyi davranmaktır.

3. İnsanlara ve topluma ait olanlar: İyilikte yardımlaşmak, emr-i ma'ruf ve nehy-i münker, dini muhafaza etmek, nöbet tutmak, can ve mal güvenliğini sağlamak, zulümden sakınmak, aklı muhafaza etmek ve Müslümanlara zarar verecek her şeyi ortadan kaldırmaktır. Hadis-i şerifte bildirilen, yoldan eziyet veren bir şeyi kaldırmak da bu kapsamdadır.

Resulullah'a Uymak

Kadı Beydavî, Enes bin Malik'ten rivayet edilen; “Sizden biriniz, beni; anasından, babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe, kamil bir imanla iman etmiş olmaz.” hadis-i şerifini Mesabih Şerhi'nde şöyle açıklar:

Buradaki sevgi, insanın tabiatında kendiliğinden oluşan duygu değil; aklın gerektirdiği ve iradeyle seçilen sevgidir. Kişi, Resulullah Efendimizin emir ve yasaklarının dünyevî ve uhrevî faydalarını, O'nun kendisini hiçbir karşılık beklemeden Cehennem'den koruduğunu kat'i olarak anlamalıdır.

Anne, baba ve çocuk arasındaki sevgide bir karşılık ve şahsî menfaat beklentisi bulunabilir. Halbuki Resulullah Efendimiz bize herkesten daha şefkatli ve daha faydalıdır; O hakikî kardeşin kendisidir. Akıl, O'na itaat etmeyi her şeye tercih etmelidir. İmanın en yüksek mertebesi ise, nefsin akla tabi olup Resulullah'a uymaktan lezzet almasıdır; tıpkı şifa bulmak isteyen hastanın acı da olsa ilacı severek içmesi gibi.


Kadı Beydavi hazretlerinin hadis âlimi Begavî'nin Mesabih adlı hadis kitabına yazdığı Tuhfetü'l-Ebrar adlı şerhin kapak sayfası.

Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali

Kadı Beydavî hazretlerinin hayatını ve tefsir ilmindeki yerini anlatan ElBeydavî ve menhecühü fi't-tefsir adlı doktora tezinin kapak sayfası.

Abdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali
Başlık ResmiAbdullah bin Ömer bin Muhammed bin Ali

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası