Medine'de yetişip İstanbul'da vefat eden şeyhlerden. Dedeleri, memuriyet dolayısıyla Medine-i Münevvere'ye gitmişler ve Ravza-i Mutahhera'ya pek yakın bir yer olan Zeravan mahallesinde oturmuşlardır. Bu ikamet sırasında, 1301 (m. 1883) yılında Medine'de doğmuştur. Yöre âdetleri gereği olarak, doğduktan sonra, kundak halinde, altı saat Türbe-i Saadet'te bırakılmıştır.
Muhammed Osman Efendi, Kur'an-ı kerim öğrenimine Ravza-i Mutahhera'da başlamış, ilk ve orta tahsilini de yine Medine'de yapmıştır. Çocuk denilecek yaşta babasını kaybeden Osman Efendi, bundan sonra kendisini dinî ilimlerin tahsiline vermiş, on yedi yaşında tahsilini ilerletmek için İstanbul'a gelmiş, Fatih semtindeki Çırçır Medresesi'ne girmiş, bu medresede yıllarca tahsilden sonra icazetini almış, daha sonra aynı medresede müderris olarak vazifeye başlamış, hayli talebe yetiştirmiştir. Beykoz Hacı Ali Camii'nde kırk üç yıl aralıksız vaaz ve nasihatte bulunduktan başka, yirmi dokuz camide daha irşad vazifesini sürdürmüştür.
Zamanın ileri gelen ilim ve gönül adamlarından Ferhad Efendi, Hacı Hafız Muhammed Osman Efendi'yi Beykoz'a getirip, cemaatına ve sevenlerine şöyle takdim etmiştir: “Bu Hacı Osman Efendi'ye itibar edip, kıymet veriniz. Çünkü ileride o benden daha büyük derecelere kavuşacaktır.”
Hacı Osman Efendi 1331 (m. 1913) yılında Ayşe Hanım'la evlenmişse de bu evlilikten çocukları olmamıştır. Hacı Muhammed Osman Efendi, açıldıktan sonra bir müddet İmam Hatip okullarında ders okuttu. Hayır yapmayı çok severdi. Birçok dul ve yetime yardımda bulunduğu gibi, dört tane yetim büyüterek kendilerini ev bark sahibi yaptı. Gümüşsuyu Camii ile Karagöz Sırtı Camii şeriflerinin ve bunlardan başka daha nice caminin yapılmasında önderlikte bulundu.
Hacı Osman Efendinin ilmî seviyesi çok yüksekti. Tefsir, hadis, fıkıh, edebiyat, tıp ve rüya yorumculuğunda emsalsizdi. Dört mezhebin fıkıh konularını iyi bilirdi. Sorulan soruları anında cevaplandıran ayaklı bir kütüphane gibiydi. Tıp ilminde de çok mahir olan Hacı Osman Efendi, bütün bitkilerin isimlerini, kimyevî özelliklerini, hangi hastalığa şifa verdiklerini bilirdi. Doktorların ümit kestiği pek çok hastayı Allah'ın inayetiyle şifaya kavuştururdu. Rüya tabirindeki ehliyeti herkes tarafından kabul edilirdi.
Hacı Osman Efendi, kalb gözü ve ledün ilmi hakkında sorulduğunda şöyle buyururlardı: “Oğlum! Ledün ilmine göre zahir ilmi, güneşe göre bir kandil gibidir. Güneş doğduğu zaman nasıl bütün kandillerin ışıkları söner, işe yaramaz hâle gelirse, ledün ilminin yanında da zahir ilmi aynen öyledir. Ancak zahir ilminin bulunması da gereklidir. Çünkü münasebetsiz bir durum olur da ledün ilmi meydana çıkmayabilir. İşte o zaman kandili yakmak gerekir. Aksi hâlde karanlıkta kalır, etrafını göremez, cahillerin karşısında mahcup olursun.”
Büyüklerin ruhaniyetlerine teveccüh ve irtibat sağlandığı vakit, derhal manevî tesirini gösterir. Oradan şeytan ve cin taifeleri uzaklaşır. Salihlerin ve velîlerin meclislerinden şeytanların kaçmaları da bundan ileri gelmektedir. Tasavvuf yolunda yükselmede genel kaide şudur: Önce sağlam ve doğru bir itikad ve salih ameli olmak gerekir. Doğru itikad ve salih amel olunca, velîlerde olduğu gibi, maddî ve manevî şeyleri görmek imkan dahiline girer. Bu yüzden gayr-i müslim ve sapık inançlı kimselerin ruhlarının manevî aleme yükselmeleri yasaklanmıştır. Ehl-i Sünnet inancını taşıyan kimseden başka bir taifeden velî çıkmaması bundan ileri gelir.
İstanbul'da vefat eden son devir şeyhlerinden Hacı Osman Akfırat.
Hacı Osman Efendi, 6 Receb 1387 (m. 10 Ekim 1967) yılının, bir salı günü, irşad vazifesini yapmak üzere evinden ayrılıp yola çıkmıştı. Beykoz'un Yalıköy semtinde, kendisini çok sevenlerden Aktar Muhyiddin Efendinin dükkanı önünde oturup vasıta beklerken düştü, hastaneye götürülürken vefat etti. Beykoz Merkez Camii'nde merhum Dersiam Mehmed Efendi tarafından cenaze namazı kıldırılmış, halkın gözyaşları arasında naaşı, hazırlanan motorlarla Eyüp Sultan hazretlerinin manevî huzuruna götürülmüştür. Orada okunan Kur'an-ı Kerim'ler, yapılan dua ve niyazlarla, cemaatın ve sevenlerinin gözyaşları arasında, Eyüp Sultan Kabristanı'na defnedilmiştir.
Hacı Osman Efendinin yazdığı eserler şunlardır: Basiretü's-Salikin (Erenlerin Kalb Gözü), Şifalı Bitkiler ve Emraz, Necatü'l-Melhuf, Hayat Safhaları, Muavvizeteyn Tefsiri, İlahi Emirler, Kur'an'da Beş Vakit Namaz Yok Diyenlere Cevap.
Beykozlu Hacı Osman Akfırat'ın Eyüp Sultan Kabristanı'ndaki kabri, kabir taşı ve tanıtıcı levhası.