Hanefî fıkıh âlimlerinden. İsmi Burhaneddin Mahmud bin Ahmed bin Abdülaziz el-Buharî el-Merginanî'dir. 551 (m. 1156) senesinde Merginan'da doğdu. 616 (m. 1219) senesinde vefat etti. Vefat tarihini başka bildirenler de vardır.
Burhanü'ş-Şeria diye de bilinirse de Hanefî âlimlerinden olup Burhanü'ş-Şeria diye meşhur olan ve 673 (m. 1274) senesinde vefat eden Mahmud bin Ahmed bin Sadrü'ş-şeriati'l-evvel Ubeydullah bin İbrahim el-Mahbubî başkadır.
Babası Sadrüşşehid diye bilinen Taceddin Ahmed; dedesi Burhaneddin el-Kebir namıyla meşhur Abdülaziz bin Ömer; amcası Sadrüşşehid lakabıyla tanınan Hüsameddin Ömer bin Abdülaziz ve oğlu da Sadrülislam ünvanıyla anılan Tahir bin Mahmud'dur. Bunlar zamanın büyük fıkıh âlimlerindendir.
Görülüyor ki Burhaneddin Buharî, Buhara'da çok sayıda âlim yetiştiren eski bir aileye mensuptur. Bu aileye Âl-i Burhan denir ve mensupları sadr ünvanını taşır. Rivayete göre Sultan Sencer, Burhaneddin Buharî'nin dedesini 495 (m. 1101) senesinde Buhara başkadısı yaparak kendisine sadr ünvanını vermişti. Sadr; ön, göğüs demek olup fıkıh âlimlerinden yüksek kadılık mertebesine getirilenler için kullanılır.
Burhaneddin el-Buharî de önce baba, amca ve dedesinden okudu. Ayrıca Buhara ve Semerkand âlimlerinin önde gelenlerinden ders aldı. Zamanında en büyük fıkıh âlimlerinden biri olarak tanındı. Çok sayıda âlim yetiştirdi. Bunlar kadılık, müderrislik ve müftülük yaparak hizmet ettiler. Talebelerinden olan oğlu Tahir de babası gibi fıkıh ilminde otorite olarak tanındı.
Burhaneddin Buharî'nin en meşhur eseri Muhit kitabının kapak sayfası.
Eserleri: Burhaneddin Buharî kıymetli eserler telif etti. Bazıları şunlardır:
1- El-Muhit, Zahiretü'l-Fetava, 2- Tetimmetü'l-Fetava, 3- El-Veciz fi'l-Fetava, 4- Nisabü'l-fukaha, 5- Şerhu Camii's-Sagir, 6- Şerhu Camii'l-Kebir, 7- Şerhu'z-Ziyadat, 8- El-Fetava, 9- El-Vakıat, 10- Et-Tecridü'l-Burhanî, 11- Et-Tarikatü'l-Burhaniyye.
Bunlardan El-Muhit ve Ez-Zahire Hanefî mezhebinin mühim kaynaklarındandır. El-Muhit, İmam-ı Muhammed'in ez-Zâhirü'r-Rivâye diye bilinen kitaplarındaki meseleler ile nevâdir ve vâkıat haberlerinin toplandığı bir kitaptır. Hukuk tarihi açısından da değerli bilgileri havidir. Esas ismi El-Muhitü'l-Burhanî fi'l-Fıkhi'n-Nu'manî olup El-Muhîtü'l-Kebir diye de bilinir. Bu eserin yazma nüshaları Süleymaniye kütüphanesindedir. Hanefî fukahasından olup Halep ve Şam'da müderrislik yapan ve 571 (m. 1175) senesinde vefat eden Burhanülislam Radıyyüddin es-Serahsî'nin El-Muhit adındaki fıkıh eseri başkadır.
Burhaneddin El-Buharî'nin kitaplarında bildirdiği “Ümmetimin âlimleri Benî İsrail'in peygamberleri gibidir.” Hadis-i şerifinin yazılı olduğu levha.
HAYIR OLMASINI İSTEDİM
Burhaneddin Buharî, Muhit kitabının başında buyuruyor ki: İslam dininin hükümlerini bilmek en şerefli, en yüksek makamdır. Allah'ın dininde fakih olmak en faydalı ve temiz kazançtır. Kulların işleri âlimlerin hatırından ve anlayışlarından geçen isabetli hükümlere bağlanmıştır. Allahü teala Kur'an-ı Kerim'de mealen buyuruyor ki: “Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar; halbuki onu, Resul'e veya aralarında yetki sahibi kimselere götürselerdi, onların arasından işin içyüzünü anlayanlar, onun ne olduğunu bilirlerdi.” (Nisa suresi: 83).
Âlimler için kıyamet günü bağışlanacak olmaları şeref olarak yetişir. Onların güzel gayret ve çalışmaları ahirette makbul olacaktır. Resulullah Efendimiz buyuruyor ki: “Allahü teala kıyamet günü kullarını diriltir. Sonra âlimleri diriltir. Sonra onlara buyurur ki: ‘Ey âlimler topluluğu! Ben ilmimi size azap etmek için vermedim. Hadi gidin, sizi mağfiret ettim.’” Âlim ile peygamberlerin dereceleri arasında bir harflik fark bulunması onlara şeref olarak yetişir. Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Ümmetimin âlimleri Benî İsrail'in peygamberleri gibidir.” Peygamber Efendimiz ümmetinin sıfatları hakkında da buyurdu ki: “Onların fıkıh âlimleri ilim yönünden sanki peygamberler gibidir.”
Resulullah Efendimizin Eshabı dinin emirlerini öğrenmede ve anlamada sabrettiler ve böylece kendilerine uyulan önderler oldular. Nitekim Resulullah Efendimiz buyurdular ki: “Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız kurtuluşa erersiniz.” Eshab-ı Kiram, Resulullah Efendimizin bildirdiği dinin emir ve yasaklarını muhafaza ettiler. Kendilerinden sonra gelenler için kaideler ve esaslar koydular.
Eshab-ı Kiram'dan sonra Tabiinden bu ümmetin ışığı, dinin direği, hidayet rehberi, hakkın yardımcısı Ebu Hanife ve talebeleri şeraitin hududunu çizdiler ve kaidelerini belirlediler. Meseleleri tasvir, delillerini beyan ettiler. Halkın müşkillerini hallettiler ve kitaplar tasnif ettiler. Kendilerinden önce gelen ilmi zayi etmeyip sonra gelenlere naklettiler. Fıkıhta mücmel, kapalı kalan bilgileri açıkladılar. Eserleri kadıların ve müftülerin ellerinde dolaştı. Ben de bu hükümleri ve nevazil bilgilerini kolaylık olması için bir araya getirmek ve böylece vefatımdan sonra bana fayda sağlayacak bir hayır olmasını istedim. Çünkü Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “Adem oğlu vefat edince şu üç şey hariç ameli kesilir…” Resulullah Efendimiz bunlar arasında faydalı ilmi de saydı.
Burhanüddin Buharî'nin Zahiretü'l-Fetava adlı eseri El-Muhit'in muhtasarı mahiyetindedir. Ez-Zahîre ve Ez-Zahiretü'l-Burhaniyye diye de tanınır. Yazma nüshaları Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunmaktadır. El-Muhit ve Ez-Zahire, Fetava-yı Tatarhaniyye diye bilinen meşhur Hanefî fıkıh eserinin en önde gelen kaynaklarındandır.