Osmanlılar zamanında yetişen fıkıh ve tefsir âlimlerinden. Yirmi üçüncü Osmanlı şeyhülislamıdır. İsmi Sun'ullah'tır. Kanunî Sultan Süleyman Han devri devlet adamlarından, Anadolu kazaskeri İskilipli Ca'fer Efendi'nin oğludur. 960 (m. 1552)'de İstanbul'da doğdu. 1021 (m. 1612)'de orada vefat etti. Edirnekapı'da Kırkçeşme civarında, Hüsam Bey Mescidi bahçesinde defnedildi.
Çocukluğundan itibaren ilim tahsiline yöneldi. İlk olarak Molla Cemalî Efendi'den ilim öğrendi ve istifade etti. Daha sonra Şeyhülislam Ebüssü'ud Efendi'nin hizmetinde bulunup aklî ve naklî ilimleri tahsil etti. Ebüssü'ud Efendi'nin yanında mülazim oldu. 978 (m. 1570)'te on sekiz yaşındayken, ilk olarak, Beşiktaş Hayreddin Paşa Medresesi'ne müderris tayin olundu. 984 (m. 1576)'da Mahmud Paşa Medresesi, 988 (m. 1580)'te Şah Sultan Medresesi müderrisliklerinde vazifelendirildi. 990 (m. 1582) senesi Şaban ayı içerisinde Sahn-ı seman medreselerinden birine, 993 (m. 1585)'te Şehzade Medresesi müderrisliğine yükseltildi. Birçok talebe yetiştirip ilmî derecelere yükselince Üçüncü Sultan Murad Han'ın annesinin yaptırmış olduğu Valide Sultan Medresesi müderrisliğine terfi ettirildi.
998 (m. 1590)'da Bursa kadılığına tayin edildi. Bir sene sonra Edirne kadılığına terfi ettirildi. 1000 (m. 1592)'te İstanbul kadılığına getirildi. Aynı sene içinde Anadolu kazaskerliğine yükseltildi. 1001 (m. 1592)'te Rumeli kazaskerliğine nakledildi. Bu vazifeyi doğruluk ve adaletle iki yıl müddetle yürüttü. 1003 (m. 1595)'te Sultan Üçüncü Mehmed Han'ın tahta geçmesinden sonra kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. 1008 (m. 1600)'de Şeyhülislam Hoca Sa'deddin Efendi'nin vefatı üzerine, onun yerine şeyhülislamlık makamına getirildi.
Sadrazam Yemişçi Hasan Paşa'nın teşvikiyle 1010 (m. 1602)'de vazifeden alındı ise de 1011 (m. 1603)'te sipahilerin ısrarı üzerine, ikinci defa şeyhülislamlığa getirildi. Bir yıl dört gün şeyhülislamlık yaptıktan sonra 1012 (m. 1604)'te tekrar vazifeden alınıp Rodos'a gönderilmek üzere ferman çıktı. Fakat Sun'ullah Efendi Rodos'a gitmedi. Bu sırada Sultan Üçüncü Mehmed Han vefat etti. Yerine Birinci Sultan Ahmed Han padişah olunca Sun'ullah Efendi 1013 (m. 1605)'te üçüncü defa şeyhülislamlık makamına getirildi. 1015 (m. 1607)'de vazifeden alındı. Yerine eski şeyhülislam Ebü'l-Meyamin Mustafa Efendi getirildi. Bu şeyhülislamın vefatı üzerine, 1015 (m. 1607)'de dördüncü defa şeyhülislam oldu. 1017 (m. 1609)'da vazifeden alınıp emekliye ayrıldı. Şeyhülislamlık müddeti, Üçüncü Mehmed Han ve Birinci Ahmed Han devirlerinde toplam altı sene on ay kadardır.
Emekli olduktan sonra evlerine yakın olan Hüsam Bey Mescidi'ni cami hâline getirdi. Devlet işlerinden el çekip Allahü tealaya ibadet etmekle meşgul oldu. 1020 (m. 1612)'de hac ibadetini yerine getirip Sevgili Peygamberimizin mübarek kabrini ziyaret ettikten sonra İstanbul'a döndü. 1021 (m. 1613) senesi Safer ayının sekizinde Salı günü İstanbul'da Hakk'ın rahmetine kavuştu. Üsküdarî Hüdayî Mahmud Efendi, Fatih Camii'nde cenaze namazını kıldırdı. Kırkçeşme'de defnolundu. Nakledildiğine göre cenaze namazına çok kalabalık bir cemaat iştirak etmiş; “Âlimin ölümü, âlemin ölümüdür.” buyurulduğu üzere, herkes üzülmüştü.
Ca'fer Efendizade Sun'ullah Efendi'nin bir fetvası.
Ca'fer Efendizade Sun'ullah Efendi, zahirî ve batınî ilimlerde derin âlim, ilmiyle âmil, marifet ehli bir zattı. Bütün güzel huylarla kendini süslemiş hoş sohbet ve hazırcevap idi. Onun ilim meclisinde birçok kimse bulunur, sualler ve cevaplar şeklinde sohbeti devam ederdi. Allahü tealanın dininin emirlerine uymakta son derece dikkatli, hak ve batılı birbirinden ayırt etmede keskin kılıç gibiydi. Haksızın karşısında çok güçlüydü. Bir konuda fetva vereceği zaman, konuyla ilgili bütün kavilleri inceler ve bir yere yazar, sonunda fetvasını verirdi. Fetvaları kesin ve açık ifadeli idi. Haram ve şüphelilerden sakınırdı. Yüzü nurlu ve çok keramet sahibi bir zattı.
Kayseri müftüsü olan İnayet Efendi, Mekke-i Mükerreme'de mücavir olan Maveraünnehrli bir zattan rivayet eder: “Sun'ullah Efendi hac ibadetini yerine getirmek üzere Mekke-i Mükerreme'ye geldi. Bab-üsselam'dan Mescid-i Haram'a girmek üzere geldiğinde, onu karşılayanlar arasında bekliyordum. İçeri girdiklerinde Harem-i şerife doğru baktım. Sun'ullah Efendi'nin girişi esnasında Bab-üsselam'ın üzerinde semada altın yaldızlı olarak Zümer suresinin; “(Her türlü kederden) selamet size, (Günah kirinden) tertemizsiniz. Artık ebedî olarak kalmak üzere oraya (Cennet'e) girin.” mealindeki 73. ayet-i kerimesinin yazılı olduğunu gördüm. Bu durumu yanımda bulunan arkadaşlarıma da işaret edip gösterdim. Okuduktan sonra gayb oldu.” dedi. İlim ve irfan sahibi olan Sun'ullah Efendi'nin daha birçok kerameti vardır.
Keşşaf tefsiri'ne yaptığı haşiyesi ile birçok ilimde muteber eserlere yazdığı ta'likatı ve fetvaları vardır. Günlük işlerinden sonra vakitlerinin çoğunu Allahü tealaya ibadet etmekle geçirdiği için yazmış olduğu eserlerini müsveddeden temize çekememiştir.