DAYGAM BİN MALİK

DAYGAM BİN MALİK Meşhur evliyadan
A- A+

Meşhur evliyadan. İsmi, Daygam bin Malik'tir. Doğum, vefat yeri ve tarihleri kesin olarak bilinmemektedir. Hicrî üçüncü asrın başlarında vefat ettiği tahmin edilmektedir. Basralıdır. Çok iyi bir terbiye ile yetişti. Gönlü her zaman Allah sevgisi ile dolu taşırdı. Annesi kendisi ile çok ilgilenirdi. Oğlunun Allah sevgisinden çeşme gibi akan gözyaşlarını gördükçe o da kendini tutamayıp ağlardı. Çok ibadet ederdi. Seyyar bin Hatem anlatır: “Daygam'ın gece ve gündüzü ibadetle geçer, çok dua ederdi. Bir defasında secde halinde; "Ya Rabbî! Mahlukatın kalpleri senden nasıl döner?" diyordu. Kendisine bir hastalık geldiğinde (gusül) boy abdesti alır evine kapanır, kapısını kilitler ve; "Ya Rabbî! Sana geldim." der, rüku ve secde ederdi. Daygam hazretlerinin günlük virdi, âdet ettiği ibadeti dört yüz rekat namaz kılmaktı. Yaz ve kış bu ibadetine devam ederdi." Abdullah bin Amr anlatır: "Sevdiğim bir arkadaş olan Amr bin Müslim'in yanına gittim. Mescitte ıslanan iki ayrı yer gösterdi. Biri onun hizasında idi. "Hayırdır inşaallah bu nedir?" dedim. "Vallahi bu, akşam ile yatsı arasında rükuda iken Daygam bin Malik'in akıttığı gözyaşlarının izleridir." dedi." Ezher bin Mervan Rakka şî anlatır: "Daygam, ibadeti çok bir zat idi. Başkalarına hiç benzemezdi. Daima üzüntülü görünürdü. Birisi annesine onun bu üzüntülü halinden sordu. Annesi ağladı ve; "Çağırıldığı şey (ahiret) için varsın üzülsün. Hazret-i Hasan ve sevdikleri de üzüntülü gittiler." dedi." Bir gün annesi, Daygam'a seslendi. O da; "Buyur anneciğim." diyerek yanına geldi. 

Annesi; "Allahü tealaya yakın olman sebebiyle sevinçli misin?" dedi. Bunun üzerine Daygam, bir feryat koparıp yere baygın düştü. Onun bu feryadı gibi bir feryat hiç duyulmamıştı. Annesi ağlayarak yanına oturdu ve; "Ey oğlum! Senin yanında Rabbinin işinden bir şey de sormaya gelmez oldu." dedi. Yine bir gün annesi Daygam'a seslenmişti. O her zamanki edebini gösterip; "Buyur anneciğim!" dedi. Annesi ona; "Ölümü seviyor musun?" diye sordu. Daygam; "Evet anneciğim!"dedi. Annesi; "Niçin seversin?" diye sordu ve açıklamasını istedi. O da; "Allahü tealanın yanında hayırlı olan şeyi ümit ediyorum." dedi. Ana-oğul ağlamaya başladılar. Ev halkı da onlarla birlikte ağladı. Bir defasında yine annesi; "Ey oğlum! Ölümü seviyor musun?" demişti. Daygam buna karşı; "Hayır Anneciğim!" dedi. Annesi buna hayret edip sebebini sordu. O da; "Ölüme hazır değilim." dedi. Bunun üzerine ana-oğul ağlamaya başladı. Hakem bin Nuh, bir gün Daygam'ın oğluna şöyle anlattı: "Baban Daygam bin Malik ile bir gemide idik. Gece sabaha kadar ağladı, inledi. Sabah olunca biz; "Ey Malik! Gecen çok uzun sürdü." dedik. Yine ağladı. Sonra; "İnsanlar yarın başlarına gelecek şeyleri bilseler, hayattan ebedi lezzet almazlar. Vallahi şu gecenin şiddetli karanlık ve korkusu, bana ahireti ve oradaki işin zorluğunu hatırlattı. O gün bütün işler insanı üzer.” dedikten sonra, Lokman suresi 33. ayet-i kerimesini okudu. Mealen, "Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evladı, ne evladın babası için bir şey fayda veremeyeceği günden çekinin. Bilin ki Allah'ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, Allah'ın affına güvendirerek sizi kandırmasın."

HOR VE HAKİR OLUR

Mevlana Ebu Eyyub anlatır: "Daygam bin Malik bir gün bana; "Ey Eba Eyyub! Nefsinin düşmanlığından sakın. Ben insanların dünyada üzüntülerinin bitmediğini gördüm. Allahü tealaya yemin ederim ki, ahirette Mümin sürur, sevinç görmezse iki şeyle karşılaşır: Dünyada iken yaptıklarına pişman olur. Bunu niye yaptım der. Diğeri hor ve hakir olur." dedi. Bunun üzerine; "Mümine ahirette sevinç neden olmasın, zira o dünyada, Allah'ı için yorulup didiniyor?" dedim. Bana; "Ey Eba Eyyub! Nasıl kabul görsün, nasıl selamete ersin? Zira nice kimseler işinin gücünün, iman, ibadet ve ihlasının doğru olduğunu zanneder. Sonra da artık kurtuldum, der. Bunların yaptıkları işler, Allahü tealanın rızasına uygun olmadığı için, işleri ahirette yüzlerine vurulur." dedi."

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları