DESTİNE HATUN

DESTİNE HATUN Konya'da yetişen evliya hanımlardan
A- A+

Konya'da yetişen evliya hanımlardan ve Mevleviyye tarikatının büyüklerinden olan Destine Hatun, on birinci hicrî asırda yaşamıştır. Babası, Mevleviyye tarikatının ileri gelenlerinden Şeyh Mehmed'dir. Doğmadan önce annesi rüyasında Sultan Divanî'nin kendisine süslü bir bilezik taktığını, ayrıca bir bilezik daha verip; “Bu da doğacak kızınızın.” dediğini gördü. Bu rüya üzerine babası, doğacak çocuğun kız olacağına ve isminin "Destine" (Farsça bilezik/bileklik anlamına gelir) konulacağına yordu.

Destine Hatun, küçük yaştan itibaren ibadet etmek, Allahü teala'nın beğendiği işleri yapmak ve nefsinin arzularına karşı gelmek hususunda büyük bir gayret gösterdi. Babasından tefsir, hadis ve diğer medrese ilimlerini öğrendi; özellikle Mesnevî'yi tüm incelikleriyle okudu. Zamanının büyük kısmını, Mevlana Celaleddin-i Rumî hazretlerinin türbesinde saliha hanımlar için ayrılan bölümde zikir ve murakabe ile geçirirdi.

Babasının vefatından sonra dergahın idaresi kendisine kaldı. Mesnevî okutmak için babasının yetişmiş talebelerinden birini görevlendirdi; ancak her türlü müşkil meselede kendisinden yazılı görüş alınır, o da cevap gönderirdi.

Karahisar valisinin Mevlevîleri haksız yere hapsedip mallarına el koyduğu bir dönemde, zulme uğrayanların yakınlarını; “Eğer vali onları hapisten çıkarmazsa yakalanacağı hastalıktan kurtulamaz.” diyerek teselli etti. Valinin hastalığı artınca ve doktorlar çare bulamayınca, Destine Hatun; “Sevdiklerimiz hapisten ve ayakları zincirden kurtulmadıkça murad hasıl olmaz.” dedi. Vali bu mesajı alınca haksızlık yaptığı kişileri serbest bıraktı ve derhal şifa buldu.

Destine Hatun, oldukça zayıf bir bedene sahipti ve ömrünü dar, karanlık bir odada riyazetle geçirdi. Kendisine vücudunu rahat ettirmesi yönünde tavsiyede bulunanlara, nefsi terbiye edilmemiş bir ata benzeterek; “Binicinin serkeş ata yumuşaklık yapması onun serkeşliğini arttırır.” cevabını verirdi. Odasında tek bir post üzerinde oturur, eski bir elbise giyerdi. Post üzerinde oturmanın sırrını; “Biz postu, Allahü teala'nın yolunda ayağımızın altına koyduk. Bu, Allah yolunda kurban olan koyunun postudur; binlerce güzel elbiseden daha iyidir.” sözleriyle ifade etmiştir.

Küçük Mehmed Efendi'nin terbiyesiyle bizzat ilgilenmiş, yetişince dergah işlerini ona devrederek tamamen uzlete çekilmiştir. Seksen yıllık ömrünü Allahü teala ile beraberlik içinde, ahiret hazırlığı yaparak geçirmiş ve 1040 (m. 1630) yılında vefat etmiştir. Kabri, Afyon Mevlevihanesi'nde Hızırşah'ın ayak ucundadır.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları