EBU ALİ VAHŞÎ

Hasan bin Ali bin Muhammed bin Ahmed bin Ca'fer Kıraat, fıkıh, nahiv ve hadis âlimi
A- A+

Kıraat, fıkıh, nahiv ve hadis âlimi. Künyesi, Ebu Ali olup; ismi, Hasan bin Ali bin Muhammed bin Ahmed bin Ca'fer'dir. 385 (m. 995) yılında, Belh yakınlarındaki Vahş köyünde doğdu. Memleketine nisbetle Vahşî ve Belhî denildi. Seksen altı yaşında iken 471 (m. 1078) yılında Belh'te vefat etti.

İlk önce doğudaki ilim merkezlerinden biri olan memleketi Belh'te tahsiline başlayan Ebu Ali Vahşî, daha sonra Şam, Bağdat, Basra, Mısır, Horasan ve İsfehan gibi zamanındaki ilim merkezlerini dolaştı. Bu şehirler ve bölgelerdeki âlimlerden ilim öğrenip hadis-i şerif yazdı. Belh'te Ebü'l-Kasım Ali bin Ahmed Huzaî, İsfehan'da Hafız Ebu Nuaym İsfehanî, Horasan'da Ebu Bekr Hirî, Basra'da Ebu Ömer Haşimî, Bağdat'ta Ebu Ömer bin Mehdi, Askalan'da İbn-i Mushah, Mısır'da Ebu Muhammed İbn-i Nehhas ve daha birçok âlim, onun ilim öğrenip istifade ettiği âlimler arasındaydı.

İlim tahsili sırasında ve memleketine döndükten sonra fakirlik içinde yaşayan Ebu Ali Vahşî, günlerce aç kalmak pahasına da olsa, elde ettiği bilgiler üzerinde çalışmaya devam etti. Hocalarından yazdıklarını ezberleyip zihnine yerleştirdi. Yüz bin hadis-i şerif ravileriyle beraber ezberleyerek, hadis ilminde hafız oldu. Memleketi Vahş'te kadrini kimsenin bilmemesi, onu, kendi evinde ilmini ilerletmek için çalışmaya sevk etti. O sırada, zamanın Selçuklu veziri Nizamülmülk devletin desteğinde Sünnî itikadını öğretip yayan eğitim kurumları şeklinde Nizamiye medreselerini kurmakta ve bu medreselere zamanın en büyük âlimlerini de müderris ve idareci olarak tayin etmekteydi.

Ebü'l-Kasım Kuşeyrî ve İmamü'l-Haremeyn Ebü'l-Mealî Cüveynî gibi âlimleri bu medreselerde dersler vermek için vazifelendirmişti. İsfehan, Nişabur, Herat, Basra, Merv, Amul, Bağdat şehirlerinin yanında Belh'te de bir medrese yaptırmıştı. Bu medresenin inşası ve hocalarını tayin etmek için Belh'e geldiğinde, Ebu Ali Vahşî'nin ilmini kendisine övüp durumunu arz ettiler. Nizamülmülk de, Ebu Ali Vahşî'yi medresede hadis ilmi öğretmesi için vazifelendirdi. Ebu Ali Vahşî, Belh'te Sünen-i Ebu Davud ve benzeri hadis kitaplarını yıllarca okuttu. Yüzlerce talebe yetiştirdi. Çok ibadet eder, hep Allahütealanın rızasını kazanmak için çalışırdı. Allahütealadan çok korkar, dünya malına itibar etmezdi. Hayatını devam ettirecek kadar mal bırakır, fazlasını fakirlere sadaka olarak dağıtırdı. Hadis ilminde sika (güvenilir) olup, kıraati çok güzel olan Ebu Ali Vahşî'nin talebeleri arasında, Kadı Behaeddin Ömer bin Ali Mahmudî, Hasan bin Ali Hüseynî Belhî ve daha birçok âlim vardı. Onlar da hocaları gibi Allahütealanın dinine hizmet etmek için gayret ettiler. İnsanlara nasihat edip emr-i ma'rûfta bulundular.

Kadılık hizmetinde de bulunan Ebu Ali Hasan Vahşî, birçok kitap yazdı. Emali ve Tevfir'i bilinen eserleridir. Ebu Ali Vahşî'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Resulullah Efendimiz vefatına yakın hastalandığında, namaz vaktinin geldiği kendisine haber verilince; “Ebu Bekr'e gidiniz. İnsanlara namaz kıldırsın...” buyurdu.

Ebu Ali Vahşî, “Ben, Askalan mevkisinde İbn-i Musahhah ve diğer hadis âlimlerinden ilim öğreniyordum. Nafakam darlaştı. Yemek yemeden günler geçirdim. Yazı yazmak için kalemi elime aldığımda, tutmaya gücüm yetmiyordu. Bir ekmekçi dükkanına gittim ve ekmeğin kokusunu almak için yakınına oturdum. Böylece gıdamı aldım. Sonra Allahüteala bana, Nizamülmülk'ün medresesine müderris olmayı nasip etti. Allahüteala, bugün benim elimden başkalarının rızkını dağıtıyor.” derdi.

Ömer bin Ali Serahsî anlatır: “Ebu Ali'nin vefatı sırasında cenazesinde hazır bulundum. Kabre konunca, mezarın çevresindekiler çığlıklar atarak kaçıştılar. Etrafıma bakınca, mezarlardan çıkan haşeratı (akrep ve diğerlerini) gördüm. Ebu Ali Vahşî'nin oraya defnedilmesi, kabristanda yatanların hepsini haşeratın tasallutundan kurtarmıştı. Çıkan haşerat o kadar çoktu ki, neredeyse vadiyi doldurmuştu.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları