Endülüs'te yetişen âlimlerden. İsmi ve künyesi Ebu Abdullah Ziyad bin Abdurrahman'dır. Endülüs'ün (İspanya'nın) Kurtuba şehrinde yüksek bir ilim topluluğu meydana getirmişti. Şebtun lakabı ile anılmıştır. Ziyad oğullarının ceddidir. Hatib bin Ebu Beltaa'nın soyundan olduğu söylenmiştir. 193 (m. 809) yılında vefat etmiştir. Vefatı hususunda başka tarihler de vardır. Ebu Abdullah Ziyad, Muaviye bin Salih'den ilim okumuş aynı zamanda bu zatın kızı ile evlenmiştir. Hişam bin Abdurrahman devrinde bir kafile ile hacca gitmiş, orada İmam-ı Malik'ten Muvatta'ı dinlemiştir.
Bu kıymetli eseri ve Malikî mezhebini Endülüs'e ilk defa o götürmüştür. Endülüs'te İmam-ı Malik'in büyüklüğünü ve ilimdeki yerini anlatmıştır. Ayrıca Semau Ziyad namı ile bir eser yazmıştır ki o bu eseri İmam-ı Malik'ten dinlediklerinden meydana getirmiştir. Ayrıca Leys bin Sa'd'dan, Abdullah Ömerî'den ve İbn-i Uyeyne'den de rivayette bulunmuştur. Kendisinden de Yahya bin Yahya ilim almıştır. Ona Endülüs'ün en fakihi denilmiştir. Endülüs'ten İmam-ı Malik'in yanına iki defa seyahat etmiş, Ebu Abdullah Ziyad Endülüs sultanı Hakem bin Hişam'ın çok yakını idi. Doğru bildiği şeyi hiç çekinmeden söylerdi. Bir gün bir hizmetçi Hakem'in hoşlanmadığı bir mektup getirdi. Hakem buna çok kızıp hizmetçinin elinin kesilmesini emretti. Ebu Abdullah Ziyad araya girerek; “Allahü teala halini düzeltsin. İmam-ı Malik'ten dinlediğime göre Resulullah Efendimiz; “Kim bir şey yapmaya gücü yettiği halde öfkesini yenerse, Allahü teala kıyamet günü iman yönünden emin kılar.” diye buyurmuştur.” dedi. Bu hadisi duyan Hakem; “İmam-ı Malik mi bu hadis-i şerifi rivayet etti?” diye sordu. Ziyad; “Evet” deyince, kızgınlığı geçti ve hizmetçiyi affetti. Bu yakınlığına rağmen, devlette vazife kabul etmemiştir. Nitekim, Hişam onu Kurtuba kadısı tayin etmek istemiş; fakat Ziyad bu vazifeden kaçmıştır. Bunun üzerine Hişam; “Keşke bütün herkes Ziyad gibi dünyaya rağbet etmese!” demiştir.