Hadis âlimi. İsmi, Hüseyin bin Muhammed bin Mevdud es-Sülemî el-Cezerî el-Harranî olup; künyesi, Ebu Arube'dir. Künyesi ile meşhur olmuştur. Takriben 222 (m. 837) senesinde Harran'da dünyaya geldi. 318 (m. 931) senesi Zilhicce (Ocak) ayında vefat etti. Cezire, Şam ve Irak'ta zamanın tanınmış hadis âlimlerinden ilim tahsil etti. İbni Hibban, İbnü's-Sünnî, Ebü'ş-Şeyh, Hakim el-Kebir gibi hadis âlimleri de kendisinden rivayetlerde bulundular. Hadis-i şerif ilminde zamanın önde gelen âlimlerinden birisi olduğunu, o devirdeki büyük âlimler kabul etmektedir. Nitekim İbn-i Adî, Ebu Arube'yi Harranlıların müftüsü olarak vasıflandırır; onun hadisleri ve hadis âlimlerini iyi bildiğini söyler. Hakim el-Kebir de Ebu Arube'yi gördüğü hadis âlimlerinin hafızası en kuvvetlisi; en itimada şayan olanı; ayrıca fıkıh ve kelamda da söz sahibi olduğunu bildirir. Ehl-i Beyt'e olan muhabbeti sebebiyle emsali çoğu âlim gibi kendisini Şiî olarak vasıflandıranlar olmuşsa da, Zehebî bunu reddeder. Nitekim Ebu Arube'nin Emevî hanedanını destekleyen bir âlim olduğunu söyler.
Eserleri: Ebu Arube'nin Eshab-ı Kiram adair Et-Tabakat adlı eserinden başka; El-Emsalü's Saire an Resulillah ve Hadisü'l-Cezeriyyin; Ehadisü Ebî Arubeti'l-Harranî; Tarihü'l-Cezire adlı eserleri de vardır. Bunlar günümüze intikal etmiştir. Ebu Arube'nin bildirdiği hadis-i şeriflerin toplandığı Ehadisü Ebi Arubeti'l-Harranî adlı eserin kapak sayfası. Hadis-i şerifleri rivayet eden Ebu Ahmed el-Hakim'dir.
Kendisi anlatır: “Bir gün hocam Cüneyd-i Bağdadî hazretlerinin huzuruna çıkarak hacca gitmek arzumu bildirmiştim. Uygun görüp bana bir dirhem verdiler. Ben de onu alıp koynumda bir yere diktim. Daha sonra yola çıktım. Yoldan nereye uğrasam bir yardımcı ve bir arkadaşla karşılaştım. İhtiyacım görüldü. Koynumdaki paraya hiç hacet kalmadı. Haccımı yapıp geri dönünce mübarek hocamın huzurlarına çıktım. Elleri ni bana doğru uzatıp; “Dirhemi verebilirsin.” buyurdular. Koynumdaki dirhemi çıkarıp verdim. Sonra da; “Haccın, yolculuğun nasıl geçti.” buyurdular. Ben de; “Efendim! Bereketinizle hiç zahmet çekmedim, salimen eda edip geldim.” dedim. Sonra bana tebessüm ettiler.”