EBU BEKR-İ EBHERÎ

Abdullah bin Tahir bin Hatim et-Taî Evliyanın büyüklerinden
A- A+

Evliyanın büyüklerinden. İsmi, Abdullah bin Tahir bin Hatim et-Taî olup, künyesi Ebu Bekr'dir. Cebel âlimlerinden olan Ebu Bekr-i Ebherî, Yusuf bin el-Hüseyin er-Razî'nin sohbetlerinde bulunmuş ve ondan ilim öğrenmiştir. Ebu Bekr-i Şiblî'nin akranları Ebu Bekr-i Ebherî, Muzaffer Kirmanşahî'nin arkadaşıydı. Haram ve şüphelilerden çok sakınan büyük bir âlimdi. Hadis ilmi ile uğraşmış ve hadis-i şerif rivayet etmiştir. Ebu Bekr-i Ebherî 330 (m. 941) senesinde vefat etmiştir. Mahleb bin Ahmed el-Mısrî; “Birçok evliyanın sohbetinde bulundum. Hiçbirinin sohbeti bana Ebu Bekr-i Ebherî'nin sohbeti kadar faydalı olmadı.” diyerek, onun sohbetlerini övmüştür.

Ebu Bekr-i Ebherî, ilim öğreten hocaya çok önem ve değer verirdi. Ona göre hoca, talebesine ana ve babasından daha kıymetli ve değerli şeyler vermiştir. Ona; “İnsan nasıl oluyor da hocasının emirlerine, anne ve babasınınkinden daha fazla uyuyor?” şeklinde bir soru sorulunca şöyle cevap vermiştir: “Ana ve baba, insanoğlunun fani hayatının sebebidir. Hocası ise, onun baki, sonsuz hayatının sebebidir. Çünkü onun hem bu dünyada hem de sonsuz olan ahiret hayatında saadete kavuşmasına sebeptir.”

Ebu Bekr-i Ebherî'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz; “Ne mutlu nefsini küçültene ve kazancını helal yoldan temin edene, iç hâli güzel, dışı da kerim olana ve insanlara da kötülük yapmayana. Ne mutlu ilmi ile amel edene, malının fazlasını dağıtana ve sözünün fazlasını tutan kimseye.” buyurdular.

Ebu Bekr-i Ebherî buyurdu ki: “Din kardeşini Allahü tealanın rızası için seven, onun dünyaya dalmasına mâni olur.” “Allahü teala, Peygamber Efendimize vefatından sonra ümmeti arasında vuku bulacak ayrılıkları ve başlarına gelecek musibetleri bildirdi. Peygamber Efendimiz bunu hatırladıkça üzülürdü. Bunun için, ümmetinin Allahü teala tarafından bağışlanmasını isterdi.” “Başa gelen kötülüklerde üç iyilik vardır. Bunlar “Tathir”; büyük günahlardan temizliktir. “Tekfir”; küçük günahlara kefarettir. “Tezkir”; sıkıntılara katlanış, salih olan büyük zatları hatırlamaktır.” “Her sınıfın bir himmeti vardır. Salihlerin himmeti; Allahü tealaya isyan etmeden, O'nun razı olduğu işleri yapmaktır. Âlimlerin himmeti; sevabın artmasına gayrettir. Ariflerin himmeti; kalblerinde Allahü tealanın büyüklüğünü, Allahü tealayı hatırlamaya mani olan şeyleri terk etmektir.” “Kötü kimselerin iyilere ihtiyacı, her iki zümrenin hayrınadır. İyi kimselerin kötülere ihtiyacı, her iki zümrenin zararınadır.”

Bir gün bir cenazede bulunurken, yakınlarının cenazeye çok ağlamaları üzerine şu şiiri söyledi: Kendini unutmuş bir hâlde, Ağlıyor ölünün hâline. Ölünün yakınlarının mevtaya, Az taziyede bulunduklarını ediyor iddia. Olsaydı o, akıl, fikir, fitnat sahibi, Ağlardı kendi bulunduğu hale. Bu şiiri ile esas ağlaması gereken kimsenin imanla giden mevta değil, geride kalan kimseler olduğunu, çünkü ölenin dünyanın günah ve sıkıntılarından kurtulduğunu ifade etmek istemiştir.

İlm-i Vehbî'nin yani Allahü tealanın ihsan ettiği çalışmakla ele geçmeyen ilmin, ilm-i kesbîden yani çalışarak öğrenilen ilimden daha üstün olduğunu bildiren Ebu Bekr-i Ebherî buyurdu ki: “İlim şüpheye maruzdur. Yakinde ise şüphe söz konusu değildir. Yakin olan yerde şüphe olmaz ki, zıtlık olsun. Tasavvuf ehlinin ilmi, ilk zamanlar kesbîdir, sonraları vehbî ve bedihî hâle gelir. Bu ilimde şüphe olmaz.”

GÜNAH SENDE, ELEM BENDE...

Şöyle anlatılır: “Bir gün Ebu Bekr-i Ebherî çarşıda dolaşırken, bir manifaturacı dükkanının önünden geçti. Manifaturacının oğlu, Ebu Bekr-i Ebherî'nin sohbetine katılanlardan birisiydi. O genç, Ebu Bekr-i Ebherî'yi görünce, dükkanı bırakıp onun peşinden gitti. Manifaturacı, dükkana gelip oğlunu göremeyince çok kızdı ve hemen onların arkasından gidip oğlunu kolundan tuttu ve ona eziyet ederek, alıp dükkana getirdi. Bu hadise Ebu Bekr-i Ebherî hazretlerini çok üzdü. Sabah olunca manifaturacının kapısına, yanına cariyesini alarak geldi. Manifaturacıyı dışarı çağırdı ve ona; “Dün geceyi çok huzursuz geçirdim. Dünyalık olarak sadece şu cariyem var. Şayet dün seni incittiğimden dolayı kabul edersen, bunu sana verdim gitti. Yok eğer kabul etmezsen azat ettim gitti.” dedi. Manifaturacı hemen af dileyerek; “Olacak şey değil. Günahı ben işledim. Fakat sen özür diliyorsun.” dedi. Bunun üzerine Ebu Bekr-i Ebherî; “Doğrusu günahı sen işledin, fakat elemi bana erişti ve beni üzdü.” dedi. Bundan sonra manifaturacı yaptığına pişman oldu ve tövbe etti. Ebu Bekr-i Ebherî'nin sohbetlerini hiç kaçırmadı.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları