Tabiîn'in fıkıh ve hadis âlimlerinden. İsmi Aizullah bin Abdullah, künyesi, Ebu İdris'tir. Hicrî sekizinci yılda Havlan'da doğdu. 80 (m. 699) yılında Şam'da vefat etti. Şam'a yerleşen Ebüdderda, Ebu Zer, Huzeyfe, Ubade bin Samit, Avf bin Malik, Ebu Hüreyre gibi pek çok Sahabiden ilim öğrenip hadis-i şerif bildirmiştir. Ondan da Zührî, Mekhul, Yunus bin Meysere; Ata el-Horasanî, Seleme bin Dinar ve başka âlimler ilim tahsil edip hadis rivayet etmişlerdir. 53 yılında Fedale bin Ubeyd'in vefat etmesi üzerine Şam kadısı oldu. Bu vazifesi Yezid ve Abdülmelik devirlerinde de devam etmiştir. Bu vazifesine ilaveten vaizlik vazifesinde de bulunmuştur. Vaizliği çok sevdiğini belirtmiştir. Ebu İdris hadis ilminde sika bir ravidir. Nesaî, onun hadis ilminde güvenilir olduğunu kabul etmektedir. Sa'id bin Abdülaziz onun hakkında buyurur ki: “Ebüdderda'dan sonra Şamlıların âlimi (bilgini) idi.” Mekhul eş-Şamî de; “İlmiyle amel eden bir zat idi. Onun ilmi pek çok idi.” demektedir.
Ebu İdris hazretlerinin bildirdiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır: Hadis-i kudside; Allahü teala buyurdu ki: “Ey kullarım, zulmü kendime haram kıldım. Onu size de haram kıldım. Öyleyse birbirinize zulüm yapmayınız. Ey kullarım! Siz, gece ve gündüz hata edersiniz. Ben de sizin bütün günahlarınızı bağışlarım. Benden bağışlanmanızı dileyiniz. Ben de sizi bağışlayayım. Ey kullarım! Ben yedirip, doyurduklarım dışında hepiniz açsınız, onun için, benden sizi doyurmamı isteyiniz, ben de sizi doyurayım. Ey kullarım! Ben sizi giydirmezsem sizler, çıplak olurdunuz. O halde benden giydirmemi isteyiniz, ben de sizi giydireyim. Ey kullarım! Siz bana zarar veremezsiniz. Fayda da veremezsiniz. Ey kullarım! Eğer sizin evvelkileriniz ve sonrakileriniz, cinler ve insanlar bir araya gelseniz, hepiniz en kötü bir insan durumunda olsanız bu benim, her şeyin sahibi olmamdan zerre miktarı bir şeyi eksiltmez. Ey kullarım! Sizin önce geçenleriniz ve sonra gelenleriniz, cinler ve insanlar bir yerde bir araya gelseler, benden isteseler, ben de herkese, her istediğini versem, iğnenin koskoca bir denize batırılmasıyla meydana gelen eksiklik kadar bir şey olur. Ey kullarım! Amelleriniz size, gösterilir. Kim hayır bulursa, bana hamdetsin. Kim bundan başkasını bulursa, ancak kendini kınasın.”
Ubade bin Samit hazretleri buyurur ki: Resulullah'ın yanında idik. Şöyle buyurdular: “Allahü tealaya hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak ve zina etmemek üzere bana biat ediniz. Sizden kim, buna riayet ederse, onun mükafatını Allahü teala verir. Kim de günah işleyip, dünyada cezasını görürse, bu onun için günahlarına keffaret olur. Yine bir kimse, günah işleyip, Allahü teala onu gizlerse, onun durumu Allahü tealaya kalmıştır. Dilerse bağışlar, dilerse azap eder.”
Aralarında Ubade bin Samit'in de bulunduğu Resulullah'ın Eshabından bir cemaatin (topluluğun) arasında idim. Vitir namazından konuşuyorlardı. Bazısı ona vacib, bazısı sünnet buyurdular. Ubade bin Samit ise, ben Resulullah'tan işittim; “Bana, Allahü tealanın indinden Cebrail geldi. Ya Muhammed! Allahü teala; “Ben ümmetime beş vakit namazı farz kıldım. Kim onları, güzelce abdest alıp hepsini vakitleri gelince, rükularına, secdelerine riayet ederek (gözeterek) kılarsa, karşılık olarak onu Cennet'e koyacağıma dair bir ahdim (sözüm) vardır. Kim de bana, bunlardan herhangi birisinden noksan olarak gelirse, yine onun için benim indimde bir ahd (söz) vardır. Dilersem ona azap, dilersem merhamet ederim.”
Ebu İdris hazretleri buyurdular ki: Yemenli bir zat şöyle dua ediyordu: “Allah'ım! Benim bakışımı ibret, susmamı, tefekkür, konuşmamı zikr (Allahü tealayı hatırlama) yap.” “Horasan'da Dahhak ile karşılaştım. Üzerimde, eski bir kürk vardı. Dahhak buyurdu ki: “Kirli elbiseler içerisinde temiz bir kalp, temiz elbiseler içindeki kirli bir kalpten daha hayırlıdır (iyidir).” “Mescitler, iyi kimselerin meclisleridir.” “Kur'an-ı Kerim Allahü tealanın emirlerine itaat edenleri müjdeler, günahkarları korkutur. Yapılması gerekli işleri bildirir. Geçmiş ümmetlerin, hikayeleri ve haberleri bildirilir.” “Kişi için vakar (ağırbaşlılık) en güzel süslerdendir.” “Bir mescitte toplanmış insanlar arasında yanan bir ateş görmek, orada âlim olmayan birinin anlatmasını görmekten daha iyidir. “Bir mescitte söndürmekten âciz olduğum bir ateş görmem, orada değiştiremeyeceğim bir bid'ati (dinde olmayıp da sonradan ortaya çıkarılan sözler) görmemden daha iyidir.” “Allahü teala: Ey Ademoğlu kızdığın zaman beni hatırla ki, gazaplandığım zaman ben de seni hatırlar, helak ettiğim kimselerle beraber seni helak etmem. buyurur” “Allahü teala, kıyamet gününde, gece karanlıkta mescide gidenlerin yollarını aydınlatır.” “İmanının gitmesinden korkmayan kimsenin imanı gider.” “İffetli olunuz. Erkekleri iffetli olmayan bir milletin kadınları iffetli olamaz”