EBÜ'L-HASAN KUREŞÎ

Ali bin Ahmed bin Yusuf el-Emevî el-Kureşî Hadis âlimi
A- A+

Hadis âlimi. Künyesi, Ebü'l-Hasan olup; ismi, Ali bin Ahmed bin Yusuf el-Emevî el-Kureşî'dir. Utbe bin Ebu Süfyan bin Harb'in soyundandır. Zahid, abid, vakar ve heybet sahibi, şeyhülislam bir zattı. Hadis-i şerif öğrenmek için birçok yerleri dolaştı. "İbn-i Nazif el-Fera" ve "Ebü'l-Kasım bin Beşran"'dan hadis-i şerif dinledi. Çeşitli konularda eser yazdı. 409 (m. 1018) yılında doğdu. 486 (m. 1093) yılında vefat etti.

Ebü'l-Hasan Kureşî hazretleri, yazmış olduğu "Fedailü's-Sahabe" adlı risalede, Muaviye bin Ebu Süfyan'ın üstünlüklerini şöyle anlatıyor: “İbn-i Abbas şöyle anlatır: “Peygamber Efendimizin mescidinde bir grup Sahabeyle oturmuş, birbirimizin Resulullah Efendimiz zamanındaki üstünlüklerini konuşuyorduk. Bu sırada içeriye, uzun boylu, kısa boyunlu, geniş omuzlu ve yüzü örtülü bir zat girerek bize selam verdi... Yüzünü açınca, bu zatın Muaviye bin Ebu Süfyan olduğunu gördük... Muaviye bin Ebu Süfyan bunun üzerine anlatmaya başladı: Ben altı haslet ile sizden faziletli oldum. Birincisi: ...Resulullah; “Ey Ümmü Habibe! Onu sev. Çünkü onu Allah seviyor, melekleri ve Resulü seviyor.” buyurmuştur... İkincisi: ...Resul-i Ekrem bana; “Allahü teala karnını ilim ve hilm (yumuşaklık) ile doldursun.” buyurdu... Üçüncüsü: ...Resul-i Ekrem; “Onu al, ya Muaviye! Yarın kıyamet gününde, o ayva elinde olarak bana kavuşursun.” buyurdu... Dördüncüsü: ...Resul-i Ekrem bana; “Ey Muaviye! İç, Allahü teala bu suyu senin için yarattı.” buyurdu... Beşincisi: ...Resulullah bana; “Ya Muaviye! Cenab-ı Hak bugünkü fazileti sana nasip etti.” buyurunca; “Nedir o, ya Resulallah?” dedim. Bunun üzerine; “Sana Ayete'l-kürsi'yi tahsis kıldı.” buyurdu... Altıncısı ise; ...Resul-i Ekrem; “Onu ve ona tâbi olanları Cennet'le müjdelemek istiyorum... Ya Muaviye müjdeler olsun! Onun ve kıyamete kadar onu söyleyenlerin sevabı sanadır.” buyurdu.”

Ali bin Ahmed hazretleri, yine yazmış olduğu "Hediyyetü'l-ehya li'l-emvat" adlı eserinde, yapılan duaların, verilen sadakanın ve birçok hayrın, kabirdeki mevtalara ulaşacağını şöyle anlatır: “Sadakanın, duanın, Kur'an-ı Kerim okumanın ve namaz kılmanın sevabı, kabirdeki mevtalara (ölülere) ulaşır. Dirilerin ölülere gönderdikleri, iyi amellerin sevapları onlara varır ve fayda verir.” Büyük âlim "Ebü'l-Kasım Hibetullah bin Ali bin Abdurrahman bin Şame el-Muafirî", kırk defa yürüyerek hacca gitti. Seksen küsur defa Resulullah'ı rüyasında gördü. Her defasında da Resulullah, ona şefaat edeceğine dair vaatte bulundu.

Mücahid İbn-i Abbas'tan şöyle bildirdi. Resulullah Efendimiz buyurdu ki: “Ölü kabrinde, denizde boğulmak üzere bulunup da yardım isteyen bir kimse gibidir. Babasından, annesinden, kardeşinden, güvendiği bir arkadaşından ve salih evladından bir dua bekler. Onlardan kendisine böyle bir dua gelirse, bu onun için, dünya ve içindekilerden daha sevgili ve makbuldür.”

Sadakanın sevabının ölüye ulaştığına dair delil olarak İbrahim bin Hediyye, Enes bin Malik'ten rivayet ettiği hadis-i şerifte, Resulullah Efendimiz buyurdu ki: “Sadaka ver! Böyle yaparsan bir melek, nurdan tabaklarda onu getirir. Kabrin başında durur; “Ey bu kabrin sahibi garip kişi! Senin çoluk çocuğun, sana bu hediyeyi gönderdi (kabul et)" der... Sevabı kendisine gönderilmek üzere kendi namına sadaka verilen ölü, onun sevabı kendisine ulaşınca sevinir.”

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

  • •
    “Kabir üzerinden in, kabirde yatana eziyet verme.”
  • •
    “Bir kimsenin cenaze namazında yüz kişi bulunursa (namazını kılarsa), günahları bağışlanır.”
  • •
    “Bir cenazede kırk kişi bulunur da, ihlas ile dua ederlerse, Allahü teala onların o cenaze hakkındaki dualarını kabul eder.”
  • •
    “İnsanın öldükten sonra geriye bıraktığı şeylerin en hayırlısı üç tanedir: Kendisine dua eden salih evlat, kendisine sevabı ulaşan sadaka-i cariye ve kendisi ile amel olunan ilim.”
  • •
    “Sadaka, sahibinin kabir ateşini söndürür.”
  • •
    “Kim annesinin ve babasının veya ikisinden birinin kabrini ziyaret eder de, kabirleri başında Yasin suresini okursa, Allahü teala her harfi için, okuyan kimseyi yetmiş defa mağfiret eder.”

Malik bin Dinar hazretleri şöyle anlattı: “Bir Cuma gece kabristana gitmiştim. Her tarafı aydınlatan bir nur gördüm... Birdenbire uzaktan şöyle bir ses işitti: “Ey Malik bin Dinar! Bu nur, kabristanda yatanlara bir Müminin hediyesi sebebiyledir.” dedi. “O hediye nedir? Bana söyle.” dedim. Şöyle dedi: “Müminlerden biri gece kalktı, abdest alıp iki rekat namaz kıldı. Namazda Fatiha-i şerifeyi, Kâfirun suresini, İhlas suresini ve Kulillahümme'yi okudu, sevabını bu kabirde yatan Müminlerin ruhuna hediye etti. Bu sebeple Allahü teala bizi bağışladı, nura gark etti.”

AYETE'L KÜRSİ

Temim-i Darî şöyle rivayet etti: Resulullah buyurdu ki: “Kim Ayete'l-kürsi'yi okur da sevabını kabir ehline bağışlarsa, Allahü teala yeryüzünde bulunan bütün kabirlere onun sevabını ulaştırır. Kabir ehlinin kabirlerini, gözün görebildiği mesafe kadar genişletir. O Ayete'l-kürsi'yi okuyana da, bin şehit sevabı verir. Derecesini bin derece yükseltir. Her kelimesi için on hac ve on umre sevabı yazılır.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları