Hadis ve Şafiî mezhebi âlimlerinin meşhurlarından. Horasan'da yetişen hadis âlimlerinin imamıdır. İsmi, Hassan bin Ahmed bin Harun bin Hassan bin Abdullah bin Abdurrahman bin Anbebe bin Sa'id bin As'tır. Künyesi, Ebü'l-Velid'dir. Kureyş kabilesinin Emevî soyuna mensup olduğu için, “Kureşî” ve “Emevî” olarak anılmaktadır. 267 (m. 880) senesinden sonra doğmuştur. Nişabur, Bağdat ve Nesa şehirlerinde birçok âlimden ilim öğrendi. Hadis ve fıkıh ilimlerinde yüksek derecelere kavuştu. 349 (m. 960) senesinde Rebiülevvel ayının beşinci günü Cuma gecesinde Nişabur'da vefat etti.
Şafiî âlimlerinin büyüklerinden biridir. O, Horasan'da hadis âlimlerinin imamıydı. Bağdat'ta Ahmed bin Hasan es-Sûfî'den ve başka âlimlerden; Nişabur'da İbrahim bin İbrahim el-Buşencî'den ve Muhammed bin Nuaym'dan; Nesa'da ise Hasan bin Süfyan'dan ve daha başkalarından ilim aldı. Büyük bir hadis âlimi olarak yetişti. Ayrıca fıkıh ilminde de, Horasan'oldaki Şafiî âlimlerinin en büyüğüdür. İbn-i Süreyc ile çok sohbetleri oldu. Hadis ve fıkıh ilimlerinde birçok kitap yazmıştır.
Hadis-i şeriflerde ve hadislere ait diğer ilimlerde derin bir ilme sahipti. Meşhur hadis kitaplarından Sahih-i Müslim üzerine tahric yapmış, ondaki hadis-i şeriflerin değişik rivayetlerini bildiren bir eser yazmıştır. Ayrıca fıkıh ilmine dair de İmam-ı Şafiî'nin Er-Risale'sini şerhetmiştir, genişletmiştir. Bir de fıkha dair El-Ahkam kitabı vardır. Ondan birçok âlim ilim öğrendi. Bunlardan Kadı Ebu Bekr el-Hirî, İmam-ı Ebu Tahir bin Mahmiş ez-Ziyadî, el-Hakim, Ebü'l-Fadl Ahmed bin Muhammed es-Sehlî es-Saffar ve daha pek çok âlim hadis-i şerif rivayetinde bulundular.
Ebü'l-Velid büyük bir âlim olduğu kadar vera, züht ve takva sahibiydi. Haramlardan çok sakınırdı. Dünyanın mal ve mülküne düşkünlüğü yoktu. Hadis âlimlerinden Hakim, onun hakkında diyor ki:
“O, Horasan'da hadis âlimlerinin imamıydı. Âlimlerden gördüklerimin en zahidi ve en çok ibadet edeni olup, medresesinde ve evinde, kendisine daima müracaat edilmeye ihtiyaç duyulurdu. Yüzüğünün nakşında, ‘Allahü teala, Hassan bin Muhammed'in istinatgahıdır.’ yazılıydı.”
Hakim, onun hakkında yine şöyle anlatıyor: Ebü'l-Velid hastalandığında onu ziyarete gitmiştim. Annesinin kendisine şöyle dediğini anlattı: “Ben, sana hamile idim. Büyük âlim Abbas bin Hamza'nın etrafında insanlar toplanır, ondan ilim öğrenirlerdi. Babandan, onun ilim meclisinde kadınlara mahsus yerde bulunabilmem ve kendisinden ilim öğrenmem için izin istedim. Onuncu günde bana izin verdi. Ders vermesini bitirince Abbas bin Hamza, orada bulunanlara; ‘Ayağa kalkınız!’ dedi. Ben de onlarla beraber kalktım. Abbas bin Hamza dua etmeye başladı. Ben de; ‘Ey Allah'ım! Bana âlim olacak bir erkek evlat ihsan eyle!’ diye dua ettim. Sonra eve geldim. O gece rüyamda gördüm ki, birisi; ‘Sana müjdeler olsun! Allahü teala senin duanı kabul etti. Sana erkek bir evlat verecek ve onu âlim yapacaktır. O, senin babanın yaşadığı kadar yaşayacaktır.’ dedi. Benim babam 72 sene yaşamıştı.” Hassan bin Muhammed, bana bu hikayeyi anlattıktan sonra dört gün daha yaşadı. Vefat ettiğinde 72 yaşındaydı.
Yine Hakim şöyle anlatıyor: “Bir gün Cuma gecesinde, yatsı namazından sonra onun yanına gittim oturuyordu. Bana eliyle geri dönmemi işaret etti. Ben ayrılmayıp orada kaldım. Onun evinden yatsı namazını kılıncaya kadar ayrılmadım. Bana; ‘Benim cenazemi, Mikat'a kadar taşıyacak birisini bana getir!’ dedi. Sonra yanından ayrıldım. O gece, seher vaktinde vefat etti.”
Ahmed bin Ömer ez-Zahid diyor ki: “Rüyamda hocam Ebü'l-Velid'i gördüm. Ona hâlinden sordum. Dedi ki: Dünyada iken insanlara anlattığım her dinî mesele ile karşılaştım. Onların her birisi ayrı ayrı bana soruldu.”
Ebu Sa'idü'l-Edib şöyle anlatıyor: “Ebu Ali es-Sekafî'nin, ölümünden evvelki hastalığında kendisini ziyaret etmiştim. Ona; ‘Helal ve haramlar hakkında senden sonra kime soracağız?’ diye sordum. O da; ‘Ebü'l-Velid'den sorun!’ dedi.”
Onun rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Hazreti Aişe şöyle bildiriyor: Resulullah, namazından sonra şöyle dua ederdi:
“Ey Allah'ım! Kabir azabından sana sığınıyorum. Deccal'ın fitnesinden sana sığınıyorum. Dirilerin ve ölülerin fitnesinden sana sığınıyorum. Ey Allah'ım! Günah işlemekten ve borca dalmaktan sana sığınıyorum.”
Bu hadis-i şerif hakkında kendisine; “Borçlanmaktan Allah'a sığınmanın sebebi nedir?” diye sorulduğunda, buyurdu ki: “İnsan borçlandığı zaman, sıkışık durumlarda kaldığında konuşması icap etse, yalan söyler ve eğer vaat ettiği şeyler varsa vaadinden vazgeçer.”