EBU YA'LÂ FERRA

Muhammed bin Hüseyin bin Muhammed bin Halef el-Ferra Hanbelî mezhebi âlimlerinden
A- A+

Hanbelî mezhebi âlimlerinden. Tefsir, hadis, fıkıh, usul âlimlerinin büyüklerindendir. İsmi, Muhammed bin Hüseyin bin Muhammed bin Halef el-Ferra'dır. Künyesi Ebu Ya'lâ'dır. 380 (m. 990)'da doğdu. 458 (m. 1066) senesinde, Bağdat'ta vefat etti. Bab-ı Harb Kabristanı'na defnedildi.

Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerinin beşinci tabakasından olup, Tabakat-ı Hanabile adlı eserin müellifi Ebü'l-Hüseyin Muhammed bin Ebu Ya'lâ'nın babasıdır. Hanefî mezhebinde fıkıh âlimi olan babası Ebu Abdullah Hüseyin bin Muhammed, oğlu yirmi yaşında iken vefat etti. Vefat etmeden önce, oğlunun yetiştirilmesi için sevdiği bir zata vasiyet etti. Ebu Ya'lâ, babasının bu vasiyeti üzerine, İbn-i Müfriha ismiyle tanınmış olan bir âlimin yanına gitti. Kıraat ilminde âlim olan bu zattan, Kur'an-ı Kerim'in kıraatini öğrendi. Bir müddet onun terbiyesinde kaldı ve derslerinde yetişti. Ondan çok istifade etti. Ebu Ya'lâ'yı ilimde belli bir seviyeye ulaştıran bu zat; “Daha çok ilim öğrenmeyi arzu ediyorsan, meşhur âlim Ebu Abdullah bin Hamid'den ders alman gerekir.” dedi. Bu tavsiye üzerine, Ebu Abdullah bin Hamid hazretlerinin ders verdiği mescide gidip, ondan fıkıh dersleri almaya başladı. Bu hocası vefat edinceye kadar yanından ayrılmadı. Ondan Hanbelî mezhebinin fıkıh bilgilerini iyi bir şekilde öğrendi. Bu hususta öyle ilerledi ki, zamanının meşhur âlimlerinden oldu. Bir defasında, fıkıh ilmini öğrendiği hocası hacca giderken; “Sen gidiyorsun, biz kimden ders alacağız?” diyen talebelerine Ebu Ya'lâ'yı göstererek; “Bu gençten alırsınız!” demiştir. Hocasının talebeleri arasında çok yükselmiş ve ilimde pek yüksek derecelere ulaşmıştır.

Hadis ilminde ise, sika (güvenilir, sağlam) bir âlim olup, Mekke, Şam ve Halep'te; Ebü'l-Hüseyin Sekrî, Ebü'l-Kasım bin Hebabe, Abdullah bin Ahmed bin Malik, Ali bin Ma'rûf el-Bezzaz, Ali bin Amr el-Harbî, İsa bin Ali bin İsa, İsmail bin Sevid ve daha birçok hadis âliminden hadis-i şerif dinleyip rivayet etmiştir.

Muhammed bin Hüseyin Ebu Ya'lâ, hocası İbn-i Hamid'in vefatından sonra ders vermeye ve kitap yazmaya başladı. Sabrı, tevazusu, üstün ve gayretli çalışmalarıyla, ömrü boyunca İslamiyete hizmet etti ve kıymetli eserler yazıp talebeler yetiştirdi. Kendisinden hadis ve fıkıh ilmi öğrenen pek çok talebesi vardır. Ahmed bin Ali bin Sabit, Abdülaziz bin As en-Nahşebî, Ömer bin Ebü'l-Hasan ed-Dehşunî el-Hayyat, Hibetullah bin Abdülvaris eş-Şirazî, İshak bin Abdülvehhab bin Mende el-Hafız el-Mukrî ve daha pek çok sayıda zat ondan hadis-i şerif dinledi ve rivayetlerde bulundular. Ebü'l-Hasan el-Bağdadî, Ebu Ca'fer, Ebu Ali bin el-Benna, Ebü'l-Vefa bin Kavas, Kadı Ebu Ali el-Berzebinî, Kadı Ebü'l-Feth bin Hable, Ali bin Ömer ed-Darir, el-Harranî, Ebu Yasir bin Hadramî ve daha birçok zat da ondan fıkıh ilmini öğrenmiştir.

Oğlu Ebü'l-Hüseyin, babasını Tabakat-ı Hanabile adlı eserinde şöyle övmektedir: “O, bulunduğu mevkiyi, ilimdeki makamını fevkalade dolduran bir âlimdi. Biz onu anlatmaktan âciziz. O, sıkıntılar ve musibetler karşısında sabırlı, muarızlarına tahammüllü, düşen dostlara yardımcı, küçük büyük herkese iyilik yapan, bilmeyenlere doğruyu anlatan ve daha nice üstün vasıflar sahibi bir âlimdi.”

Cuma günleri Cuma namazından sonra Mansur Camii'nde hadis-i şerif okuyup yazdırırdı. Onun derslerini dinlemek için o kadar çok cemaat toplanırdı ki, kalabalığın çokluğundan yer kalmaz, namaz kılarken birbirlerinin sırtına secde ederlerdi. Geceyi üç kısma ayırır, bir kısmında istirahat eder, bir kısmında namaz kılar, bir kısmında da kitap yazardı. Yaşı çok ilerlemiş olduğu hâlde, ders vermeyi ve kitap yazmayı hiç bırakmadı. Kur'an-ı Kerim'i ezberlemiş olup, kıraat-i aşereye vakıftı. Hadis ilminde ve fıkıh ilminin usul ve füru meselelerinde derin âlimdi. İlimde, ahlâkta, züht ve takvada zamanın en seçkin âlimlerindendi. Yaşayışı ilmine, ilmi yaşayışına uygundu.

Eserleri: Fıkıh, usul-i fıkıh, ilm-i hilaf, tevhid ve tefsir gibi çeşitli ilim dallarında altmış civarında eser vermiştir. Bazıları şunlardır: 1- El- Ahkamu's-sultaniyye: Devletin idare ve teşkilatıyla ilgili hukukî hükümleri ihtiva etmektedir. 2- Et-Ta'lilü'l-kebir fi'l-mesaili'l-hilafiyye beyne'l-eimme, 3- Kitabü'r-rivayeteyn ve'l-vecheyn, 4- El-Cami'u's-sagîr: Hanbelî mezhebi fıkhı ile ilgilidir. 5- Şerhu Muhtasari'l-Hırakî: Hırakî'nin El-Muhtasar adlı eserinin şerhidir. 6- El-Udde fî usuli'l-fıkh: Eser, Hanbelî mezhebi usul-i fıkhının temel kaynaklarındandır. 7- El-Kifaye fî usuli'l-fıkh, 8- El-Emr bi'l-ma'ruf ve'n-nehy ani'l-münker, 9- Mesailü'l-iman: İman meseleleriyle ilgili dokuz sualin cevabını ihtiva etmektedir. 10- Muhtasaru'l-Mu'temed fî usuli'd-dîn: Kelam ilmi ile ilgilidir. Müellife nisbet edilen eserin muhtasarıdır. 11- Kitabü'l-Müfredat, 12- Ahkamü'l-Kur'an, 13- Uyunu'l-mesail, 14- Şerhu'l-Mühezzeb, 15- Er-Red ale'l-Kerrâmiyye, 16- Er-Red ale'l-Bâtıniyye, 17- Kitabu't-Tıb, 18- Kitabu'l-Libâs, 19- Et-Tevekkül, 20- Zemmü'l-gına, 21- İsbatü imâmeti'l-hulefâi'l-erbea.

Zamanın kadılkudatı vefat edince, halife Kaim bi emrillah onun yerine geçebilecek zahit ve âlim bir kadıya ihtiyaçları olduğunu bildirdi. Devrin ileri gelen âlimlerinden bazılarını, kadılık tekliflerini kabul etmesi için Ebu Ya'lâ'ya gönderdi. Fakat o, bu teklifi kabul etmekten çekindi. Gelenler kadılığı kabul etmesi için çok ısrar ettiler. Ebu Ya'lâ, bu fazla ısrar karşısında yapılan teklifi kabul etti. Ancak, bazı hususi merasimlerde, protokolda yer almamak, karşılamalarda bulunmamak, yerine kendisinin vekil tayin etmesi gibi şartlar ileri sürdü. Bu istekleri kabul edildi. Böylece kadılığa tayin edildi. Daha sonra Harran ve Hulvan kadılıkları da onun emrine verildi. Kadılığı sırasında, riayet edilmesi gerektiği hâlde terk edilmiş olan, kadılıkla ilgili birçok şeyi yeniden tatbik etti. Kadılık, onun çalışmalarıyla tedbirleri ve düzenlemeleriyle yeniden asıl hüviyetine kavuştu.

Vefat ettiği zaman, cenazesinde büyük bir kalabalık toplandı. Ayrıca, asrının meşhur âlimleri de oğlu Ebü'l-Kasım'ın kıldırdığı cenaze namazında bulunmuşlardır. Su'ud el-Habeşî şöyle anlatır: “Ben Kadı Ebu Ya'lâ bin Ferra'nın cenaze namazında bulunamadım. Bundan dolayı üzülmüştüm. Vefatından sonraki ilk Cuma günü Dicle kenarına çıkmıştım. Bir zat bana selam verdi ve; “Sen İbn-i Yusuf'un kölesi Su'ud musun?” dedi. “Evet.” dedim. “Sana arkadaşın Ebu Ya'lâ'dan bir şey anlatacağım.” dedi. “Buyur.” dedim. “Bu Cuma gecesi bir rüya gördüm. Mansur Camii'nin karşısında Zuzenî Zaviyesi'nde bulunuyordum. Şam kapısı tarafından on kişi bana doğru geliyorlardı. İçlerinde hiç görmediğim bir şekilde nur saçan bir zat gördüm. Onlardan birine; “Aranızdaki bu nur saçan zat kimdir?” dedim. “O, Resulullah'tır. Biz de Eshabıyız.” dedi. “Buraya niçin geldiniz?” dedim. “Resulullah Efendimize sor.” dedi. Ben de yaklaşıp; “Ya Resulallah! Ta Medine-i Münevvere'den buraya teşrif edişinizin sebebi nedir?” dedim. “Ebu Ya'lâ el-Ferra'nın cenaze namazına geldik.” buyurdular.”

Muhammed bin Hüseyin Ebu Ya'lâ, en meşhur eserlerinden olan Ahkamü's-Sultaniyye ismindeki eserinde, İslam devlet idaresinden, kamu (amme) hukukunun birçok müesseselerinden geniş olarak bahsetmektedir. Bu eserinde yer alan başlıca konular, ana hatlarıyla şöyledir: 1- Hilafet (devlet başkanlığı): Bu bölümde, İslam devlet başkanının, halifenin tayini ve bu halifeyi seçecek olanlarda aranan şartlar, halife olacak şahısta aranan şartlar, halife seçimindeki çeşitli usuller ve daha başka hususlar yer almıştır. 2- Vezaret (devlet başkanı yardımcılığı): Vezirliğin şartları, tayin usulü, çeşitleri yetkileri ve vazife sahası, azli... gibi konular yer almıştır. 3- Eyalet Valiliği: Tayinleri, çeşitleri, vazifeleri ve diğer ilgili meseleler yer alır. 4- Harp Komutanlığı: Kısımları, vazifeleri, komutanın orduyu sevk ve idaresi, savaş idaresi, askerlerin komutana karşı vazifeleri ve bu hususla ilgili diğer meseleler yer alır. 5- İç İsyanlar (Ehl-i ridde): İsyan çeşitleri, dinden dönenlerle savaş, asiler, şakîler ve yol kesenlerle savaş ve ayrıca bunlar karşısında yapılacak olan işler gibi konulara yer verilmiştir. 6- Adalet İşleri: Kadılık (hâkimlik) şartları, salahiyeti, yetkileri, vazifeleri, çeşitleri ve bu müessese ile alakalı olan hususlar yer almıştır. 7- Mezalim mahkemeleri (fevkalade yetkili mahkemeler): Mahiyeti, şartları, vazifeleri ve diğer ilgili meselelere yer verilmiştir. 8- Nakiblik (Nüfus İşleri) Teşkilatı: Özel ve genel nüfus idarecileri, vazifeleri ve uygulama şekilleri anlatılmıştır. Bu hususla ilgili meseleler üzerinde durulmuştur. 9- Namaz Kıldırmak İçin İmam Tayini: Mescit, cami imamlığının çeşitleri, tayinleri ve tayin usulleri, imamda aranan şartlar ve tercih sebepleri, Cuma namazı imamlığının, kıldırma usulü, Cumanın farziyeti gibi hususlar incelenmiştir. 10- Hac Emirliği (Hac İşleri İdaresi): Hac âmiri olacak şahsın vazifeleri, icra şekilleri vs. anlatılmıştır. 11- Zekat İşlerinin İdaresi: Zekat memurluğu, zekata tâbi olan emval-i zahirenin (görünen malların) meyvelerin, hububatın ve zekat düşen malların zekat miktarları anlatılmaktadır. Zekatı alabilecek olanlar ve ilgili diğer meseleler yer almaktadır. 12- Fey' ve Ganimetler: Düşmanla harpten sonra ele geçen malların toplanması ve taksim edilmesi ile ilgili hususlar ve ganimetler, harp esirleri hakkında uygulanacak hükümler anlatılmaktadır. Esirler, esir edilen kadın ve çocuklar ile ilgili hususlar ve bu konu ile ilgili diğer meseleler yer almıştır. 13- Cizye ve Haraç: Cizyenin mahiyeti, toplama usulü, vermekle mükellef olanlar, almanın şartları, zımmîlerin vazifeleri, haraç şartları, miktarı, arazinin durumu, haraç memuru ve şartları anlatılmaktadır. Ayrıca muhtelif ölçü birimlerine ait bilgiler verilmiştir. 14- Şartları Değişik Bölgeler: Bölgelerin taksimi, birinci derecede önemli olan bölgeler, Kâbe'nin ve Mekke'nin hususiyetleri, Kâbe'nin inşası, Mescid-i Haram'ın genişletilmesi, Kâbe örtüsü, Mekke şehri ve toprak mülkiyeti durumu gibi konular yer almaktadır. Ayrıca yasak (haram) bölge durumu, ayırıcı şartlar, Hicaz bölgesinin ayırıcı vasıfları ve şartları, serbest bölgeler ve bunlara bağlı hususlar anlatılmıştır. 15- İhyaü'l-mevat (Toprak İşletme İdaresi): Ölü toprağı işletme şartları, sevad arazisinin hukukî durumu, suların kısımları ve hukukî durumları, kuyu sahiplerinin hak ve vazifeleri, kuyular ile ilgili hükümler, pınarlar (kaynaklar) ve hukukî durumları, sahiplerinin hak ve vazifeleri anlatılmaktadır. 16- Hama (Otlak) ve İrfak (Amme mülkü): Meralar ve bunlardan istifade, amme mülkleri kısımları ve hukukî durumları, camilerden faydalanma, ders okutma, talebeler ve halka ders verenlerin vazifeleri anlatılmaktadır. 17- Mirî Araziler ve Temlik Usulü: Devlet arazisinden ferde mülkiyet hakkı tanıma, araziyi işletmek için gerekli zaman, işlenmiş arazilerin şahsî mülkiyete çevrilmesi, önceden işleme ve mülk hakkı tanımak, öşür ve haraçla ilgili iltizam usulü ve buna bağlı hususlar, madenlerin işletilmesi, maden hakları ve mükellefiyetleri ile ilgili diğer hususlar yer almıştır. 18- Divan Müessesesi: Divanın tarihçesi, İslam devlet idaresinde yer alışı, Hazreti Ömer'in hizmetleri, harp divanı; asker tespiti, asker alabilme şartları, askere alınacakların kayıt işlemleri usulü, soyların gruplanması, askerlere verilecek hediyeler ve ücretler, devletin malî gelirlerine bakan divan ve buna bağlı hususlar, memurların tayin ve azil divanı (personel işleri) devlet memuriyetinde aranan şartlar; tayini, vazife süresi, yetkileri, devlet hizmetlerini, yatırımlarını yürütme divanı, hazineden mal sarf etme işleri, divan kâtiplerinin vazifeleri, şartları, yetkileri, idarî ve malî ihtilafları hâlletme, memurları kontrol etme... gibi konular yer almaktadır. 19- Suçlar ve Cezaları: Suçların tarifi, suçla itham ve genel mahkeme usulü, cezalar ve infaz şekilleri, emir ve yasaklara uymamanın cezaları, zina, hırsızlık, içki içme, kazf (zina iftirası) lian (lanetleşme) cezaları, diğer suçlar ve cezaları ile ilgili hususlar yer almıştır. 20- Hisbe Teşkilatı (Belediye Zabıta, Asayiş İşleri) ve Vazifeleri: Kitabın son bölümünde bu konu yer almış olup, bu bölümdeki emr-i ma'rûf ve nehy-i münker kısmı ana hatları ile şöyledir: “Emr-i ma'rûf (iyiliği emir) üç kısma ayrılır: 1- Hukukullaha (Allahü tealanın haklarına) ait olanlar. 2- İnsanların haklarına ait olanlar. 3- Allahü teala ve kul hakları arasında müşterek olanlar.

Allahü tealanın haklarından olan, cemaat hâlinde yapılması lazım olan ibadetler, mesela Cuma ve bayram namazlarını kılabilme şartlarına haiz olduğu hâlde, terk edenlerin cezalandırılması ve kılmalarının sağlanması, bu kısımda yer almaktadır. Camilerde cemaatle namaz kılmak, beş vakitte camilerde ezan okumak, İslam'ın şiarındandır. Bunlar, İslam diyarını diğerlerinden ayıran alametlerdir. Bir beldenin halkı bunları terk ederse, bunları yapmaları için vazifelendirilen kimseler tarafından ikaz edilerek yaptırılır. Bir kısım cemaat gelip, bir kısmı gelmezse, gelmeyenler, böyle bir alışkanlığın yayılmasına sebep olmamaları için uyarılır, ikaz edilir.

İnsanların hakları ile ilgili emr-i ma'rûf, umumî ve hususî olmak üzere iki kısma ayrılır: 1- Umumî Haklar: Bir bölgenin içecek suyunun bulunmaması, surların yıkılması, ihtiyaç sahibi yolculara yardım yapılmasının gerekmesi gibi durumlarda, şayet hazinede mal varsa ve o bölge halkına bir zarar gelmeyecekse, suları temin ve su kanalları ile yolları ıslah edilir. Surları yeniden inşa edilir. Oraya gelen yolculara da uygun olan şekilde yardım edilir. Bu iş için o bölgenin halkından da yardım istenebilir. Mescit ve camilerin inşasında ve tamirinde de durum aynıdır. İmkan sahibi olanlar bu işe katılırlar. Bu iş bir kişiye veya birkaç kişiye yüklenemez. Fakat imkân sahibi olanlar üstlenmişse müdahale edilmez. Böyle bir durumda, bu işler ile ilgilenen vazifeli, artık herkesin yardım etmesini isteyemez. Bu işlerin yapımında, yolculara yardımda, bu işleri yapacak olanlar izin de istemezler. Fakat çürümüş ve yıkılacak durumda olan yerleri yıkıp, yeniden yapmak isteyenler, izinsiz bu işi yapamazlar. Çünkü cami, mescid, sur gibi yerler bölge sakinlerinin malıdır. Bölgenin idarî âmirinden izin aldıktan ve gerekli parayı ayırdıktan sonra bu işi yapabilirler. Aşiret ve kabile mescitleri gibi yerler, o kabile ve aşiret tarafından tamir edilir. Bu hususta izin almaları gerekmez. Bu işler ile vazifeli memura düşen iş, yıkmış oldukları binaların inşasına başlatmaktır. Bir bölgenin suyunun bozulması, surlarının yıkılması sebebiyle istifade edilen başka imkânları yoksa ve tamir edemiyorlarsa, sınır bölgesi olduğundan yapılamayınca İslam ülkesine zarar gelecekse, o bölgenin yetkili âmirinin tamir ettirmesi lazımdır. Bölge halkı bu iş için yardıma çağrılır, ilgili memur, halkı bu işe teşvik eder ve durumu da, devlet başkanına, sultana haber verir. Bu işler de belli bir ölçü dahilinde yürütülür... 2- Hususi Haklar: İhmal edilen hizmetler, geç ödenen borçlar gibi durumlarda, vazifeli memur, borcu ödeyecek olanların imkân ve kabiliyetlerini göz önünde tutarak ödemelerini emreder. Yapmayanları hapsedemez. Çünkü hapsetmek, bir hüküm ile yapılabilecek bir iştir. Akrabalardan muhtaç olana, diğer akrabalardan nafaka alıp veremez. Ancak hâkim (kadı) kararından sonra tayin edilen miktarın verilmesini emreder. Yine küçük çocukların kefillerinin de durumu aynıdır. Hakim, küçüğün kefilinin ne miktar ödeyeceğine karar vermişse, muhtesip (görevli) o miktarı ve şartlarına göre tespit edilmiş olan hakkı alıp, hak sahibine verir.

Muhtesip, vasiyetleri, vediaları (emanetleri) kabul hususunda, insanların tanınmışlarına ve herhangi birine emir veremez, kabul et diyemez. Fakat iyilik ve takvada yardımlaşmaya teşvik için, umumî olarak bu işlerin yapılmasını emir ve tavsiye edebilir.

Allah hakkı ile kul hakkı arasında müşterek olan emr-i ma'rûfa gelince; kadınlar, küfvü (dengi) olan bir erkekle nikâhlanmayı istedikleri zaman, velilerinin müsaade etmelerini sağlamak, kocasından ayrılan kadının iddete riayet etmesini sağlamak, uymayanı cezalandırmak bu vazifelerdendir. Nesebi sahih çocuğunu kovan babanın, babalık vazifesini yapması, zorla sağlanır. Muhtesip, çocuğunu kovan babaya gerekli cezayı verir. Efendilerinden, kölelerine iyi muamele etmelerini, güçlerinin yetmeyeceği işleri yaptırmamalarını emreder. Hayvan sahiplerinden, hayvanın yemini kısanlara, hayvanın yemi verdirilir. Hayvanlarının yemine, tımarına dikkat etmeleri, hayvanları güçlerinin yetmeyeceği işe koşmamaları gibi daha birçok hususlara riayet edilmeleri muhtesip (vazifeli memur) tarafından sağlanır.

Nehy-i münker (kötülüklerden uzaklaştırmak) üç kısma ayrılır: Allahü tealanın haklarından olanlar, insanların haklarından olanlar ve ikisi arasında müşterek olanlar.

Allahü tealanın haklarından olanlar da üç kısma ayrılır: 1- İbadetlere ait olan yasaklar: Allahü tealanın emrettiği ve Peygamber Efendimizin yaptığı ibadetlerde, şekli değiştirmeye kalkışanları bundan menetmek, temizlik hususuna dikkat etmeyenlerin ve namaz kılınacak yerde kötü davrananların bu hareketleri yasaklanır. Ramazan-ı şerifte, bir şahsı yemek yerken görürse, muhtesip (memur) sebebini araştırır. Yolcu veya hasta olup olmadığını sorar, şüpheyi giderir. Bundan sonra ceza gerekiyorsa, cezalandırılır, özür sahibi ise, gizli yemesini emreder. Emval-i zahirenin (açık malların) zekatını vermeyenlerin zekatını, bu iş ile vazifeli memur alır. Vermekten kaçınanı cezalandırır. Gizli malların zekatını kendisi vermesi gerektiğinden verdim derse, iş kendi vicdanına havale edilir. Bir şahıs, Müslümanlardan zekat ve sadaka istiyorsa, durumu incelenir. Sıhhati iyi ve malının varlığı biliniyorsa, bu hareketinden dolayı cezalandırılır. 2- Haramlardan ve şüphelilerden sakındırma: İnsanları töhmete, suçlamaya sebep olan işlerden sakındırmaktır. Bu işlerin, önce kötülüğü söylenir ve sonra sakınılması emredilir. Mesela, bir erkek ile kadının, herkesin bulunduğu yerlerde adab-ı muaşerete uymayan davranışları menedilir. Birbirlerine yabancı iseler, kötülüğe sevk edici işten kaçınmaları, Allahü tealadan korkmaları söylenir. Duruma göre men edilip, cezalandırılır. 3- Harama götürücü işleri kontrol ve yasaklama: Dinin yasakladığı bir kısım işler olup, duruma göre ve yasaklığın şiddet derecesine göre işleyenlerin cezalandırılması bu vazifelerdendir. Haram işlemeye veya harama düşmeye sebep olan muamelelerin yasaklanması da muhtesibin vazifelerindendir.

Sadece insanların haklarından doğan yasaklar: Bir kimsenin, duvarının komşusunun evine taşması, duvarına ağaçlar koyması. Sınırı taşması hâlinde komşusu rıza gösterirse, bunda bir beis yoktur. Fakat razı olmaz da şikayet ederse, muhtesip bunu önler ve ceza verir. Ücretle işçi çalıştıran kimse, ücretini noksan verirse veya fazla çalıştırırsa, bu tip hakka tecavüzlere de mâni olunur.

Muhtesiplerin, çarşı ve pazarda faaliyetlerini kontrol edebileceği sanatkârlar üç gruptur: 1- Çalışmaların tam ve noksan olup olmadığını tespit etmek: Tabipler ve öğretmenler gibi. Çünkü tabiplerin hataları ve ihmalleri insanların ölümüne veya sakat kalmasına sebep olabilir, öğretmenler ise, yeni yetişmekte olan çocukların yetiştirilmesi, eğitilip öğretilmesi ile ilgilenmektedirler. Vazifelerini kötüye kullanmaları veya tam yapmamaları cemiyetin bozulmasına sebep olur. Böyle yapanlara mâni olunur. 2- Sanatkârların, güvenilir kimseler olup olmadığını tespit etmek: Kuyumcular, dokumacılar, boyacılar, demirciler gibi meslek erbabının güvenilir olup olmadığı kontrol edilir. Çünkü bunlar insanlara kötü mal verebilir veya hile yapabilirler. 3- Sanatkârların işlerinin iyi olup olmadığını kontrol etmek: Hisbe idarecileri bu kontrolleri herhangi bir şikayet olmasa da yaparlar. Cemiyeti ilgilendiren, bozuk, çürük işleri tespit edilip, böyle yapmaları yasaklanır.

Allah hakları ve kul hakları arasında müşterek olan kötü hareketlerden sakındırma: Gayrimüslim vatandaşların, kıyafet ve diğer hususlarda kendilerine bildirilen meselelere uymaları istenir. Uymadıkları takdirde cezalandırılırlar. Yolcuların uğrayıp namaz kıldığı, iş muhitlerindeki camilerin imamının, namazı çok uzatması sebebi ile, cemaatten hasta ve zayıf olanlar, âcizler güçlük çekiyor, yolcu ve iş sahipleri çok tutuluyorsa, buna mâni olunur. Hakimin (kadılık yapanın) davaya bakmasına bir mâni çıkarsa, hâkime müracaat edilince taraflardan biri zarar görecekse, bu ihtilafa muhtesip bakar. Hizmetçi bulunduranlar, onlara güçlerinin yetmeyeceği işleri emredemezler. Şikayet hâlinde, buna muhtesip mâni olur. Hayvan sahiplerinin de, hayvanlarını yapamayacakları işe koşmaları önlenir.

Muhtesip, gemi sahiplerinin, gemilerine belirli tonajdan fazla yük yüklemelerine engel olur. Gemilerin batmaması için gerekli tedbirleri almalarını emreder. Fırtınalı havalarda seferden alıkoyar. Kadınların ve erkeklerin, yolculukta uymaları gereken hususlara uymalarını ister. Ayrı helalar yapılmasını emreder. Kadınların günlük alış veriş yapmaları için, en münasip pazarlardan, çarşılardan biri tahsis edildiğinde, muhtesip buranın asayişini, emniyetini kontrol eder. Şayet bir huzursuzluk, kötülük çıkarsa, kadınların alış verişini yasaklar. Buraların asayişini bozanları cezalandırır. Sokak ve caddelerde oturma işlerine bakar, gelip geçenlere zarar verilmiyorsa müsaade eder. Gelip geçenlere zarar verilirse müsaade etmez. Kâhinlik yaparak, eğlence ve fala bakarak para kazanmak isteyenlere mâni olur. Bunlardan para alan ve bunlara para verenleri cezalandırır.

Tarihu Dımaşk; cilt-15, sh. 259 Tabakat-ı Hanabile; cilt-2, sh. 193 Tarih-i Bağdat; cilt-2, sh. 256 Tabakatü'ş-Şafiiyye; cilt-6, sh. 123 Kadı Ebu Ya'lâ el-Ferra ve kitabuhu el-Ahkamu's-Sultaniyye (Beyrut-1983) Ahkamü's-Sultaniyye (Ebu Ya'lâ); sh. 12, 283 Mu'cemü'l-müellifîn; cilt-9, sh. 254 Şezeratü'z-zeheb; cilt-3, sh. 306 Keşfü'z-zünun; sh. 3, 19, 308, 564, 1416, 1423, 1433, 1458, 1593

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası