EBU ZER HEREVÎ

Abd bin Ahmed bin Muhammed bin Abdullah bin Gufeyr Hadis, kelam ve Malikî mezhebi fıkıh âlimi
A- A+

Hadis, kelam ve Malikî mezhebi fıkıh âlimi. Ebu Zer, künyesi olup; ismi, Abd bin Ahmed bin Muhammed bin Abdullah bin Gufeyr'dir. Dedelerinden birine nisbetle Ensarî, Herat'ta uzun zaman ikametinden dolayı Herevî ve Horasanî, mezhebinden dolayı Malikî nisbet edildi. Ebu Zer Herevî adıyla tanındı. Memleketinde İbn-i Semmak diye bilinirdi. Hafız ve Sûfî lakapları verildi. Endülüs'te (İspanya) 355 (m. 966) yılında doğdu. 434 (m. 1043) yılında Mekke'de vefat etti.

İlim tahsili için Endülüs'ten çıkan Ebu Zer Herevî, en batıdaki ilim merkezlerinden başlayıp en doğudaki ilim merkezine kadar seyahat etti. Mısır'da; Kâtib Ebu Müslim, Bağdat'ta; Ebü'l-Fadl Zührî, Ebü'l-Hasan Dare Kutnî, Ebu Ömer Herevî, Belh'te; Ebu İshak Müstemlî, Merv'de; Ebu Heysem Küşmeyhinî, Basra'da; Ebu Bekr Hilal bin Muhammed bin Muhammed, Şeyban bin Muhammed Debeî, Şam'da; Abdülvahid bin Hüseyin Kelebî'den ilim tahsil etti. Bunların birçoğundan hadis-i şerif rivayet etti. Kelam ilmini İbn-i Bakıllanî'den öğrendi. Yüz bin hadis-i şerifi ravileriyle birlikte ezberledi.

Mekke'ye gitti. Bedevîler arasında evlendi. Servat'ta ikamet etti. Hac zamanında Mekke'ye gider, orada uzun zaman kalır, insanların müşküllerini çözerdi. Vaktini yalnız Allahü tealanın rızasına yönelik işlerde kullanırdı. Dünya malına hiç ehemmiyet vermezdi. Eline geçenleri fakirlere dağıtır, Allahü tealanın yoluna harcardı. İnsanlara emr-i ma'rûf yapar, dinlerini doğru olarak öğrenmeleri için çalışırdı. Hafıza, adalet ve dirayet yönünden sağlam olduğunu bildiren hadis-i şerif âlimleri onun sika (güvenilir) bir hadis âlimi olduğunda ittifak ettiler.

Ebu Zer Herevî, insanlara bir şey öğretebilmek için çok çalışırdı. Eline geçen paradan talebesinin maişetini de temin ederdi. Kendisinden; oğlu İsa, Ali bin Muhammed bin Ebü'l-Hevl, Musa bin İsa Saklî, Abdullah bin Hasan Tennisî, Müezzin Ebu Salih Nişaburî, Ali bin Bekkar Surî, Ahmed bin Muhammed Kazvinî, Ebu Tahir İsmail bin Sa'id Nahvî, Ebü'l-Hüseyin bin Muktedîbillah, Ebu Velid Bacî, Abdülhâlık bin Harun Sehmî ve daha birçok âlim ilim öğrenip hadis-i şerif rivayet etti. Hatib-i Bağdadî, Ebu Ömer bin Abdülber, Ahmed bin Abdülkadir Yusufî, Ebu Abdullah Ahmed bin Galebun Havlanî de kendisinden ilim rivayeti için yazılı izin (icazet) aldı. Talebeleri de hocalarından öğrendikleri ilimleri insanlara öğretmek için gayret ettiler.

Eserleri: Ebû Zer Herevî'nin pek çok eser kaleme aldığı söylenir. Bunlardan bazıları şunlardır: 1- Fevaid: Bir nüshası, Bağdat'ta Evkaf Kütüphanesi'nde bir mecmua içinde bulunmaktadır. 2- Ehadiş: Kahire'de Darü'l-kütübi'l-Mısriyye'de bir nüshası mevcuttur. 3- El-Müstedrek alâ Sahihi'l-Buharî ve Müslim: Zehebî, El-Müsnedü's-sahihi'l-mücerred ale'l-Buharî ve Müslim diye de anılan eseri görüp ondan faydalandığını söyler. 4- Mu'cemü'ş-şüyuh: Birçok âlim hakkında bilgi veren bir tabakat kitabıdır.

Ebû Zerr'in bunlardan başka, kendisine gelen rivayetlerden faydalanarak kaleme aldığı Allahü tealanın sıfatlarına dair Es-Sünne ve's-sıfat ile Ed-Dua (Ed-Deavat). Fezailü'l-Kur'an, Delailü'n-nübüvve, Fedailü Malik bin Enes, Mesenidü'l-Muvatta, Kerâmatü'l-evliya, El-Menasik, Bey'atü'l-Akabe, Ma ruviye fî bismillâhirlahmâninahîm, Fedailü'l-ideyn, Fadlu yevmi aşura, Er-Rü'yâ ve'l-menamat, Er-Riba, El-Yeminü'lfacire ve şehadetü'z-zur ve Et-Tefsir adlı eserlerinin bulunduğu kaynaklarda zikredilmektedir.

Rivayet ettiği hadis-i şeriflerde Resulullah Efendimiz buyurdu ki: “Cennet, Ramazan ayı için senenin başından sonuna kadar süslenir. Şehr-i Ramazanın ilk gecesi olduğunda Arş'ın altından bir rüzgâr esip, Cennet'in ağaç ve yapraklarını sallar. Hur-i ayn, bu hâli görüp; “Ya Rabbî! Şu ayda sana ibadetle meşgul olan kullarından bize eş nasip eyle. Bizimle onların ve onlarla bizim gözlerimizi aydın eyle.” derler. Allahü teala Ramazanı şerifte oruçlu olan her bir kuluna; “Çadırlarında saklı huriler vardır.” ayet-i kerimesiyle övülüp anlatılan ve inciden çadırlar içinde saklı bulunan hur-i ayndan bir zevceyi eş olarak verir. O hur-i ayndan her birinin üzerinde yetmiş türlü hulle vardır. Hepsi de ayrı ayrı renktedir. Her biri, inci ile süslü yakuttan bir sedir üzerindedir. O sedirde kalın ipek kumaştan ve atlastan yetmiş yatak ve her yatakta da bir yastık vardır. Her birine hizmet edecek yetmiş bin, zevci için de ayrıca yetmiş bin hizmetçi vardır. Her hizmetçinin elinde, altın kase içinde bir çeşit yemek vardır. Cennet'tekiler her birinden ayrı lezzet alırlar. Zevci için de o kadar vardır. Zevcinde, yakutla süslü altından iki bilezik vardır. İşte kavuşulacak bu inayet ve ihsanlar, o kimsenin Ramazanda işlediği sevaplardan ayrı olarak, her günün orucu içindir.”

Ebu Zer Herevî'nin Ebu Hüreyre hazretlerinden alarak bildirdiği, “Her peygamberin bir duası vardır. İnşaallah ben duamı kıyamet günü ümmetime şefaat için saklamak istiyorum.” manasındaki hadis-i şerif.

“Her peygamberin bir duası vardır. İnşaallah ben duamı kıyamet günü ümmetime şefaat için saklamak istiyorum.”

Abdullah bin Abbas, Resulullah Efendimizin bir kimsenin satın aldığı yiyecek maddesini, teslim almadan önce başka bir müşteriye satmasını yasakladığını rivayet etti. Orada bulunanlardan biri (bir rivayette Tavus bin Keysan); “Böyle bir satıştan nehyin sebebi nedir?” diye sordu. O da; “Müşterinin aldığı herhangi bir gıda maddesini kabz ve nakletmeden (teslim alıp, taşımadan) başkasına satması, parayı para ile satmak demektir. Halbuki ortada satın alınan mal, ne teslim alınmış ve ne de ücreti ödenmiştir.”

Hadis, kelam ve Malikî mezhebi fıkıh âlimi
Başlık ResmiHadis, kelam ve Malikî mezhebi fıkıh âlimi

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası