Şafiî mezhebi fıkıh âlimi. Künyesi, Ebu Nasr olup; ismi, Muhammed bin Abdullah bin Ahmed bin Muhammed bin Abdullah el-Ergiyanî'dir. Ebu Nasr el-Ergiyanî, 454 (m. 1062) senesinde Nişabur civarında bir yer olan Ergiyan'da doğdu. 528 (m. 1134) senesi Zilkade ayında Nişabur'da vefat etti. Yol üzerinde Hire denilen yere defnedildi.
Ebu Nasr el-Ergiyanî, Nişabur'a gidip orada bulunan İmamü'l-Haremeyn Ebü'l-Mealî el-Cüveynî'den ilim tahsil etti. Fıkıh ilminde üstün derecelere kavuştu. İlimde mütehassıs, çok ibadet eden, vera sahibi bir zattı. Tefsir sahibi Ebü'l-Hasan Ali bin Ahmed el-Vahidî, Ebu Bekr Ahmed bin Ali bin Halef eş-Şirazî, Ebu Ali bin Nebhanü'l-Kâtib ve birçok âlimden hadis-i şerif dinledi ve rivayette bulundu. Kendisinden de, icazet (diploma) verdiği Ebu Sa'd bin es-Sem'anî ve birçok âlim rivayette bulundular.
İbnü's-Sem'anî onun hakkında: “Ebu Nasr el-Ergiyanî, fıkıhta engin bir deniz gibiydi. İmamlık derecesine yükseldi. Çok ibadet ederdi. Hâli güzel ve daima nefsini hesaba çekerdi.” demektedir.
“Vakta ki kafile, Mısır'dan ayrıldı. Ya'kub (Aleyhisselam yanında bulunanlara); “Bana bunadı demezseniz, emin olun ki ben Yusuf'un kokusunu duyuyorum.” dedi.” mealindeki Yusuf suresi 94. ayet-i kerimesinin tefsirinde, Ebu Nasr el-Ergiyanî buyurdu ki: “Bir müjdecinin Yusuf'un gömleğini getirmesinden önce, Ya'kub (Aleyhisselam), Allahü tealadan sabah rüzgârının Yusuf'un kokusunu getirmesini istedi. O rüzgâr izn-i İlahî ile onun kokusunu getirdi. Bu sebeple her mahzun (üzüntülü) kimse, sabah rüzgârıyla sükunet ve rahatlık bulur. O rüzgâr, doğudan esen bir rüzgârdır. O estiğinde, bedenlere neşe ve sevinç verir.”
El-Fetava'l-müstehrace min Nihayeti'l-matlab adlı bir eseri vardır. Vahidî'nin Esbabü nüzüli'l-Kur'an adlı eserini Ergıyanî rivayet etmiştir.