Eshab-ı Kiram'ın ilk iman edenlerinden. Nesebi, Erkam bin Ebü'l-Erkam Abdimenaf bin Esed bin Abdullah bin Ömer bin Mahzum'dur. Künyesi Ebu Abdullah'tır. Benî Mahzum kabilesindendir. Annesi Tümâdır binti Hizayme es-Sehmiyye'dir. (Diğer rivayetlere göre Ümeyme binti Haris veya Safiyye binti Haris bin Hâlid'dir.) Hicretten önce Mekke-i Mükerreme'de doğduğu tahmin edilmektedir. 17 veya 22 veya 23 yaşlarında iken, yedinci (veya on birinci) Müslüman olmakla şereflendi.
Resulullah Efendimiz Mekke'de bütün dünyaya peygamberliğini ilan edip, insanları İslamiyyet'e davet etmeye başladığı zaman müşrikler onu yalanladılar, ilk günlerde az kimse iman etti. Müşrikler başta Peygamber Efendimize ve ilk Müslümanlara, ibadet ederken, birbirlerine yeni gelen ayet-i kerimeleri okuyup öğretirken; gördükleri, tanıdıkları her yerde onlara baskı, işkence ve zulümler yapmaya başladılar. Bu eziyet ve baskılar artınca, Resulullah Efendimiz kendilerine Mekke'de emniyetli bir ev seçip orada ibadetlerini yapmaya ve İslamiyyet'i yaymaya karar verdi. Bunun için Safa Tepesi'nin doğusunda, dar bir sokaktaki Şeybeoğullarının evine bitişik Hazreti Erkam bin Ebü'l-Erkam'ın evini münasip gördü.
“Ali (radıyallahü anh) dedi ki; Peygamber Efendimiz, bana dedi ki: Benden sonra halife Ebu Bekr olacaktır. Ondan sonra Ömer, ondan sonra Osman, ondan sonra da sen olacaksın!”
Hadis-i şerif
Peygamberimiz, İslam dinini burada gizlice yaymaya çalıştı. Mekke'de nazil olan ayet-i kerime ve surelerin birçoğu bu mübarek evde geldi. Eshab-ı Kiram burada toplanırlar, Peygamberimizi görmek ve Müslüman olmak isteyen kimseleri bu Darülerkam veya Darülislam ismini verdikleri Hazreti Erkam'ın evine götürürlerdi. Hazreti Hamza, Ammar bin Yaser, Mus'ab bin Umeyr, Akil ve İyad bin Bükeyr, Süheyb bin Sinan ve birçok Sahabi burada Müslüman oldu. Peygamber Efendimiz Eshab-ı Kiram ile birlikte bu evde iken, Hazreti Ömer iman ile şereflenince, Peygamberimize ibadetlerini Mescid-i Haram'da açıkça yapmalarını teklif etti. Onları müşriklere karşı korudu. Müslümanlar topluca yüksek sesle tekbir getirerek evden çıktılar. Kâbe-i Muazzama'ya gelip açıkça tavaf ettiler. Mü1şrikle2rin kalplerine korku ve üzüntü verdiler. Bundan sonra Peygamberimiz insanlara İslamiyeti açıktan anlatmaya ve açıktan imana davet etmeye başladı.
Hazreti Erkam, İslam tarihinde büyük ehemmiyeti olan bu evini hiç satılmamak ve mirasçı olunmamak kaydı ile oğluna bıraktı. Bu evin ayrıca bir vakfiyesi de vardır. Bu vakfiyede şöyle yazılıdır: “Bu Erkam'ın Safa'dan az ileride bulunan evi hakkında verdiği sözü ve vasiyetidir. Arsası Harem-i şeriften sayıldığından bu ev vakfedilmiştir. Satılmaz ve mirasçı olunmaz. Buna Hişam bin As ve azatlı kölesi filan şahittir.” Böylece İslamiyette ilk vakıflardan biri yapılmış oldu. Bu tarihî ev Hazreti Erkam'ın evlat ve torunları tarafından kullanılarak 140 senesinde halife Mansur zamanına kadar geldi. Mansur bunlardan hisselerini satın aldı. Ev tamamen devlete kaldı. Daha sonra tamir edilirken asıl şekli de değişti. Birçok el değiştirdikten sonra Üçüncü Sultan Murad Han 999 (m. 1591)'de mescit olarak yeniden yaptırdı.
Hazreti Erkam asil bir aileden ve çok zengin idi. Cahiliye zamanında bile itibarı yüksekti. Ancak müşriklerin işkence ve zulümleri dayanılmaz hale gelince Medine-i Münevvere'ye hicret etti. Resulullah, Medine'de kendisini Hazreti Ebu Talha ile kardeş yaptı. Rahat ve huzurlu yaşaması için Benî Züreyk mahallesinden bir miktar arazi verdi. Hazreti Erkam vefatına kadar burada yaşadı. Babası Abdümenaf ve hanımı Tümadır da Müslüman olmuşlardır.
Mescid-i Haram'ın dışında Merve'den Safa'ya doğru bakış (üstte) ve Safa tepesinin eski bir fotoğrafı (solda). Hazreti Erkam bin Ebü'l-Erkam'ın evi, Safa tepesinin eteğinde, bugün Safa'dan Merve tarafına giderken Safa tepesinden on metre kadar aşağıda Daru'l-Erkam Kapısı denilen yerde idi. Kâbe-i Muazzama'nın güneyinde, Safa tepesinin doğusunda, Kâbe'yi rahatça görebilen yüksekçe bir yerde, dar bir sokakta bulunuyordu. Peygamber Efendimiz ve diğer Müslümanlar burada toplanırlar, emniyetli bir yer olduğu için ibadetlerini rahat yaparlardı. Yeni Müslüman olmak isteyenler de bu eve gelir, Müslüman olmakla şereflenirdi. Bunun için bu eve Darü'l-İslam ve Dârü'l-Erkam gibi isimler verilmişti.3 Hazreti Erkam, İsla4m tarihinde büyük ehemmiyeti olan bu evini hiç satılmamak ve mirasçı olunmamak kaydı ile oğluna bıraktı.
Resulullah ile birlikte Bedr, Uhud, Hendek ve diğer bütün savaşlara katıldı. Kahramanca döğüşüp büyük fedakarlıklar gösterdi. Bedr Savaşı'ndan sonra Peygamberimiz kendisine bir kılıç hediye etti. Daha sonra zekat mallarını toplama hizmetini verdi. Dört halife devrinde meşveret meclisinde vazife yaptı. Birkaç defa tamir gören Darü'l-Erkam 1955'teki genişletme sırasında yıkılarak Mescid-i Haram'a dahil edildi.
Züht ve takvası çok idi. Bütün vaktini Allahü tealaya ibadet etmekle geçirirdi. Birgün Kudüs'teki Mescid-i Aksa'da namaz kılma arzusunu Resulullah'a arz etti. Bunun üzerine Peygamberimiz; “Mescid-i Haram'da bir defa namaz kılmak, diğer mescitlerde bin defa namaz kılmaktan daha çok sevaptır.” buyurunca, Mekke'ye gidip, Mescid-i Haram'da ibadetini yaptı. Peygamberimizden bazı hadis-i şerifler rivayet etti. Rivayet eden oğlu Osman olarak gösteriliyor ise de kaç tane hadis rivayet ettiği bilinmemektedir. Okuma yazma bildiği için vahiy katipliği de yaptı.
Hazreti Erkam geçimini kendi arazilerinden elde ettikleri mahsulden kazandıklarıyla ve ticaret ile temin ederdi. Ubeydullah, Osman adlı oğulları Meryem, Safiyye ve Ümeyye adlı kızları olmak üzere beş evladı bilinmektedir. Hazreti Erkam 55 (m. 675)'te 83 yaşlarında iken Medine-i Münevvere'de vefat etti. Bu sırada Medine valisi Mervan bin Hakem idi. Namazını kıldırma vazifesini kendisi yapmak istedi ise de, Hazreti Erkam'ın oğlu Ubeydullah, babasının vasiyeti olduğunu söyledi. Hazreti Erkam'ın vasiyeti üzerine cenaze namazını Aşere-i Mübeşşere'den olan Hazreti Sa'd bin Ebu Vakkas kıldırdı. Baki kabristanına defnedildi.