İskender Paşa dergahı postnişini. Asıl adı Mahmud Es'ad'dır. Halil Necati müstear ismini kullanmıştır. 1357 (m. 1938) yılında Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi, Ahmetçe köyünde doğdu. Babası Halil Necati Efendi, annesi Şadiye Hanım'dır. Anne ve baba tarafından dedeleri, Buhara'dan Çanakkale'ye göç etmişlerdir. Genç yaşta vefat eden annesi, zikir ehli bir hanımdı. Babası Necati Efendi; Serezli Hasib Efendi, Kazanlı Abdülaziz Efendi, Mehmed Zahid Kotku Efendi gibi şeyh efendilerin sohbetinde ve hizmetinde bulunmuş, hâl ehli bir kimsedir. Babasının yakınlığı sebebiyle küçük yaşından itibaren Mehmed Zahid Kotku Efendi'nin yakın ilgisine kavuştu.
Es'ad Coşan küçük yaşta iken ailesi İstanbul'a taşındı. 1950'de İstanbul Vezneciler İlkokulu'nu, 1956'da Vefa Lisesi'ni bitirerek aynı yıl İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi bölümüne girdi. Arap Dili ve Edebiyatı, Fars Dili ve Edebiyatı, Ortaçağ Tarihi ile Türk-İslam sert1ifikalarını alarak, 1960 yılında Edebiyat Fakült2esi'nden mezun oldu. Aynı yıl Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde açılan asistanlık imtihanını kazanarak, Klasik-Dini Türkçe Metinler Kürsüsü'ne asistan olarak girdi. Fakülte yayın komisyonunda iki yıl sekreterlikte bulundu. 1965 yılında on beşinci yüzyıl şairlerinden olan “Hatiboğlu Muhammed ve Eserleri” konusunda doktora tezi vererek “Eski Türk Edebiyatı Doktoru” unvanını aldı. 1967-1968 yılları arasında Ankara Yükseliş Mühendislik ve Mimarlık Özel Yüksek Okulu'nda “Türkçe ve Hümaniter Bilgiler” dersini tedris etti. 1973 yılında ise, “Hacı Bektaş-ı Vel3i, 4Makalat” adlı doçentlik tezi ile doçentlik ünvanını aldı ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk-İslam Edebiyatı Kürsüsü'ne öğretim üyesi olarak tayin edildi. 1977-1980 yıllarında Sakary5a Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi'nde Türk Dili ve Edebiyatı dersleri verdi. 1982 yılında profesörlü6ğe yükseldi. Sosyal ve kültürel faaliyetlere daha fazla zaman ayırabilmek düşüncesiyle, 7hocası Zahid Kotku'nun isteği ile 1987 yılında emekliliğini isteyerek üniversiteden ayrıldı.
Es'ad Coşan vaaz kürsüsünde (sağda) ve bir konferansta (solda). İskenderpaşa şeyhlerinden Es'ad Coşan.
Aynı zamanda kayınpederi olan Mehmed Zahid Kotku Efendi'nin bizzat elinden tutarak kürsüye oturtması ile İskenderpaşa Camii'nde, dergahın eğitim kitabı olan Gümüşhanevî'nin “Ramuzü'l-Ehadis” adlı hadis kitabından hadis dersleri vermeye başladı (1977). Yine onun arzusu üzerine, 13 Kasım 1980 günü vefatından sonra, cemaatin eğitimiyle ve her türlü meselesiyle ilgilenme, tebliğ ve irşad vazifesini üstlendi. Onun döneminde hadis derslerine ilgi daha da arttı. Cemaat yer bulamadığı için camiye ilaveler yapıldı; ders dinlenilecek yerler beş-altı kat genişletildi. Ayrıca Ankara, İzmir, Bursa, Sapanca, İzmit ve Eskişehir'de mutad hadis dersleri başl8atıldı. Yurt içi ve dışında basın-yayın, eğitim, kültür-sanat, sağlık, sesli ve görüntülü yayıncılık gibi, hayatın her sahasını kavrayan çok yönlü vakıf, dernek ve şirketin kurucul9uğunu yaparak hizmet sahasını genişle10tti. Mehmed Zahid Kotku Efendi'nin emri üzerine kurduğu “Hakyol Vakfı”nın çalışmalarıyla bizzat ilgilendi, muhtelif yerlerde şubeler açtırdı. Eğitim ve yardımlaşma faaliyetini yaygınlaştırmak için çalışmalar yaptı. Sanat ve kültürle ilgili çalışmalar yapmak üzere “İlim Kültür ve Sanat Vakfı”nı, sağlık hizmet11leri için “Sağlık Vakfı”nı kurdurdu. Hanımların eğitimi ile ilgili olarak “Hanım Dernekleri”n12in; çevre ile ilgili çalışmalar yapmak üzere “İlim, Ahlak, Kültür ve Çevre Dernekleri”nin kurulmasını ve yay13gınlaştırılmasını teşvik etti. Bu çalışmalarla, toplumun güzel amaçlar için bir araya gelmesini, organize olmasını sağlamaya çalıştı. 14Vakıflara ait harabe hâline gelmiş bir takım ecd15ad yadigarı eserlerin tamir ve yenilenmesiyle ilgilendi; onların gayesine uygun olarak tekrar faaliyete geçmesini temin etti: Ahmed Kamil Tekkesi, Selami Mustafa Efendi Tekkesi, Şeyh Murad Efendi Dergahı, Kanunî zamanında yapılan ve şimdi Şadiye Hatun Teşhis Kliniğinin hizmet verdiği külliye gibi. Esat Coşan, eğitimin yaygınlaştırılması için basın ve yayın çalışmalarıyla ilgilendi. 1983 eylülünde “İslam” dergisini, 1985 nisanında “Kadın ve Aile” ile “İlim ve Sanat” dergisi yayınlanmaya başladı. Daha sonra “Gülçocuk” dergisi çıkartıldı. Sağlık ve bilimle ilgili konularda ise “Panzehir” dergisi yayınlandı. Kitap yayıncılığı için “Seha Neşriyatı” kurdurdu; çeşitli dinî, edebî, tarihî, kültürel eserler neşredildi. Sesli ve görüntülü yayıncılık alanında hizmet etmek, millî ve manevî değerlerimize uygun yayınlar yapmak üzere radyo kurulmasına öncülük etti (1992). Kaliteli bir eğitimi temin etmek amacıyla, özel eğitim kurumlarının kurulmasını teşvik etti. Sohbetlerine yurt içinde-yurt dışında büyük ilgi gösterilmesi ve çeşitli yerlere davet edilmesi, onun çok seyahat etmesine neden oldu. Avrupa'da, Kuzey Amerika'da, Afrika'da, Orta Asya ve Avustralya'da pek çok ziyaretler,16 vaazlar, sohbetler yaptı; eğitim programlarına katıldı. Her yıl hac ve umre dolayısıyla değişik ülkelerden gelen Müslümanla17rla görüştü.18
Fatih Camii19'nde Es'ad Coşan'ın cenazesine katılanlar (sağda) ve tabutu taşınırken (solda).
Hakkı ve hayrı, iyiyi ve güzeli tebliğ etme yönünde şumüllü ve verimli çalışma yapmaktan bir an bile geri kalmadı. Çevresini de daima bu tür çalışmalara teşvik etti.
1421 (m. 4 Şubat 2001) Pazar günü bir cami açılışı yapmak için Grifit şehrine giderlerken, Avustralya yerel saatiyle 12'de (Türkiye saatiyle 04'te) Dubbo kasabası yakınlarında geçirdikleri bir trafik kazası sonucu, yanında bulunan dam1adı Prof. Dr. Ali Yücel Uyarel'le birlik2te ahirete irtihal eyledi. Cenazesi, Sydney'de Auburn Gelibolu Camii'nde kılınan cenaze namazından sonra Türkiye'ye getirildi (8 Şubat 2001 Perşembe). 9 Şubat Cuma günü Eyüp mezarlığında toprağa verildi.
Sohbet ve vaazlarında buyurdu ki:
“Dünya çok kısa... Ahiret sonsuz olunca, sonsuzun yanında asırlar bile kısa kalır. Çok kısa küçük hayırcıklar, az bir şey. Asıl hayır ahiret hayrı...
“Ömürler rüzgar gibi bir göz yumup açıncaya kadar geçiyor. Evet 60 yıl, 70 yıl, 80 yıl yaşıyoruz. Bir kısmı çocukluk, bir kısmı ihtiyarlık, bir kısmı gece uykusu, bir kısmı da gündüz koşuşturma, telaş... O günlerin içinde de bir kısmı sevinçli, bir kısmı üzüntülü3, heyecanlı, dertli, gamlı, kederli, ağlamalı, sızlamalı... Ne olacak, kıymeti yok!4
Es'ad Coşan'ın Eyüp Sultan'daki kabrinin aşağıdan görünüşü.
Es'ad Coşan'ın kabrinin üstten görünüşü (sağda) ve kabir taşı (solda).
Yani dünyada insan bazı hayırlara erse de, ahirette hayra ermese, mahvoldu demektir. Hıristiyanlar, Yahudiler böyle olacak, Firavunlar, Nemrutlar, kafirler, müşrikler, münafıklar, zâlimler, fasıklar böyle olacak. Dünyada biraz telezzüz etmeleri, biraz tena'um eylemeleri, nimetlere dalmaları, zevkleri tatmaları mühim değil, önemli değil... Asıl önemli olan ahiretin hayrı, ahiretin rahatı, ahiretin saadet5i.6
Dünyadaki küçük menfaatler, faydalar, zevkler hiç mesabesindedir. Mü'min ona aldanmaz, takılmaz, kapılmaz, ş7aşırmaz. Onlara kapılıp da ahiretini mahvetmez, berbat eylemez. Ahiretini kazanmağa çalışır.8
Allah ibadetleri yapanları sever, çok çok mükafatlar verir. Namaz kılan, oruç tutan, zekat veren, hacca giden, sadaka veren, hayır yapan kimsenin, azına çok mükafatlar vererek çok memnun ediyor, çok taltif ediyor, çok büyük mükafatlar bahşediyor.
Allah'ın iyi kulları en çok sıkıntıları çekerler, en çok musibetlere uğrarlar. Ağrılar, sızılar, hastalıklar, dertler, üzüntüler, onlara sabrederler Allah'tan geldiğini bilirler, kaderin cilvesi olduğunu bilirler, dünya hayatının imtihan 9yeri olduğunu bilirler, sabredip büyük mükafatları alırlar.
Hadis-i şeriflerden biliyoruz ki; musibetlerin, belaların, sıkıntıların, üzücü hadiselerin, dertlerin en ağırları en yüksek şahıslara gelir. Önce peygamberlere gelir, en çoğu peygamberlere gelir. Ondan sonra derecesi çok yüksek kullara gelir, ondan sonra daha aşağıda, daha aşağıda böyle derecesine göre. Sonra da azılı, zâlim, fasık, facir, korkunç, sevimsiz kullarına da bir baş ağrısı bile vermez Allah.
Eserleri: Matbaacı İbrahim-i Müteferrika ve Risale-i İslamiyye, Hacı Bektaş-ı Veli, Makalat, Başarının Prensipleri, Türk Dili ve Kültürü, İslam'da Nefis Terbiyesi ve Tasavvufa Giriş, Avustralya Sohbetleri, İslam, Sevgi ve Tasavvuf, Haccın Faziletleri ve İncelikleri, Yunus Emre ve Tasavvuf, Ailenin Ahlâk Kılavuzu.