Kaydet
A- A+

Eshab-ı Kiram’ın en büyüklerinden ve Peygamberimizin damadı, üçüncü halifesi. 577 senesinde Mekke’de doğdu. Babası Affan olup, Kureyş kabilesinin Benî Ümeyye kolundandı. Hazreti Osman’ın soyu, Abdümenaf’ta Peygamberimizin temiz nesebi ile birleşir. Dünyada iken Cennetle müjdelenen on kişiden biridir. Hazreti Rukayye’den Abdullah isminde bir oğlu olmuş ve bu sebeple Ebu Abdullah künyesi ile de tanınmıştır. Hazreti Osman, ilk Müslüman olanların beşincisidir. Müslüman olmadan önce ticaret ile uğraşırdı. Zengin bir tüccar olup, mükemmel ve zarif bir cemiyet insanı idi. Kabilesi arasında geniş bir çevresi ve büyük itibarı vardı. İslamiyet gelmeden önce Hazreti Ebu Bekr ile yakın arkadaş ve dost idi. Ona karşı içten bir sevgi duyar, iş hususunda da görüşüp konuşurlardı. O da Hazreti Ebu Bekr gibi cahiliyet devrinin kötülüklerinden uzak durmuştur. Hazreti Ebu Bekr Müslüman olduktan sonra, Hazreti Osman da onun teşviki ile Müslüman oldu. Müslüman oluşunu kendisi şöyle anlatır:

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

İstanbul Ayasofya Camii’nde hattat Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin "Osman radıyallahü anh" yazılı levhası.

“Benim kahin bir teyzem vardı. Bir gün onun evine gitmiştim. Bana dedi ki: “Sana bir hatun nasib olacak ki, ne sen ondan önce bir hatun görmüş olursun, ne de o, senden önce bir erkek görmüş olur. Güzel yüzlü ve zahide bir hatun olup, bir büyük peygamber kızı olsa gerektir.” Ben teyzemin bu sözüne hayret ettim. Yine bana dedi ki: “Bir peygamber geldi. Ona gökten vahy nazil oldu.” Ben dedim ki: “Ey teyzem, böyle bir sır, şehirde hiç duyulmadı. O halde bu sözü açık söyle.” O zaman teyzem dedi ki: “Muhammed bin Abdullah’a peygamberlik geldi. Halkı dine davet eder. Çok zaman geçmez ki, Onun dini ile âlem nurlanır. Ona karşı gelenin başı kesilir.””

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn
Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

Medine-i Münevvere yakınlarında Uhud Savaşı’nın yapıldığı yer ve Uhud şehitliği.

Teyzemin bu sözleri, bana çok tesir etti. Endişeye düştüm. Ebu Bekr ile, aramızda büyük bir dostluk vardı. Birbirimizden hiç ayrılmazdık. Bu meseleyi görüşmek üzere, iki gün sonra hemen Ebu Bekr’in yanına gittim, teyzemin söylediklerini Ona söyledim. Ebu Bekr bana dedi ki: “Ya Osman! Sen akıllı bir kimsesin. Hiç görmez ve işitmez, bir şeye fayda ve zarar vermez olan birkaç taş ilahlığa nasıl layık olabilir?” Ben; “Doğru söylüyorsun, teyzemin sözü gerçektir.” dedim. Hazreti Ebu Bekr, Hazreti Osman’a İslamiyeti anlattıktan sonra onu Resulullah’ın huzuruna götürdü. Peygamberimiz, Hazreti Osman’a şöyle buyurdu:

“Ya Osman. Hak teala seni Cennet’e misafirliğe davet eder. Sen de icabet eyle! (Kabulet) Ben bütün insanlara hidayet rehberi olarak gönderildim.”

Hazreti Osman Resulullah’ın yüksek halleri ve güler yüzle söylediği sözler karşısında kendinden geçip, büyük bir şevk ve teslimiyetle; “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammededen abdühü ve resulüh.” deyip Müslüman oldu. Sonra da daha önce Şam’a gittiği sırada gördüğü bir rüyayı şöyle anlattı: “Ya Resulallah! Biz Muan ile Zerka denilen yer arasındaydık, bir ara orada uyumuştuk. O sırada; “Ey uyuyanlar! Uyanın, Ahmed Mekke’de zuhur etti.” diye bir ses işitik. Mekke’ye gelince de sizin peygamber olarak gönderildiğinizi öğrendik.” Teyzem, Müslüman olduğumu duyunca çok sevinip, aşağıdaki şiiri okuyarak yanıma geldi.

Sözlerim sebebiyle, Hak teala Osman’a Doğru yolu gösterdi, hidayet verdi ona. Kendi fikrini bırak, uy Resulün fikrine, Her sözü doğru olan, Allah’ın Resulüne. Hak dini ile gönderilen, iki kızının nikahladı ona, Ufukta meczolan Ay’la Güneş gibi oldu.

Hazreti Osman Müslüman olduktan sonra, diğer Müslümanlar gibi o da çeşitli işkencelere uğradı. Bilhassa amcası tarafından çok işkence yapıldı. Müslüman olduğu için amcası, onu ip ile belinden ağaca bağlayıp, yoruluncaya kadar kırbaç ile döverdi. O bütün işkencelere sabreder, hep kelime-i şehadet söylerdi. Peygamberimizin kızları Rukayye ve Ümmü Gülsüm daha önce Ebu Leheb’in oğulları Utbe ve Uteybe ile nişanlanmışlardı. Peygamberimiz, insanları Müslüman olmaya davete başlayınca, Ebu Leheb düşmanlık etmeye başladı. Oğulları da düşmanlık edip, Resulullah’ın kızlarını almaktan vazgeçtiler. Böylece Resulullah’ı sıkıntıya düşürmek istediler. Bunun üzerine vahiy gelerek Rukayye Hazreti Osman’a nikah edildi. Rukayye, Bedr Savaşı’ndan sonra vefat edince, Peygamberimizin diğer kızı Ümmü Gülsüm de Hazreti Osman’a nikah edildi. Bu bakımdan ona Peygamberimizin iki kızıyla evlenme nimetine kavuşmuş olduğu için, iki nur sahibi manasına “Zinnureyn” denilmiştir.

Hazreti Osman Müslüman olunca, müşrikler tarafından yapılan işkencelere uzun zaman tahammül edip, Habeşistan’a hicret etmeye izin verilince, hanımı Rukayye ile Habeşistan’a hicret etti. Böylece Habeşistan’a ilk hicret eden Müslümanlardan biri de Hazreti Osman’dır. Ayrıca Lût Aleyhisselam’dan sonra ailesi ile birlikte ilk hicret edenlerden oldu. Bir müddet sonra Mekke’ye dönüp, ikinci defa tekrar Habeşistan’a hicret etti. Bu ikinci hicretten sonra Mekke’ye dönüp, son olarak Medine’ye hicret etti. Böylece dini uğruna üç kere hicret etti.

Medine’ye hicret ettiği ilk günlerde şehirde su sıkıntısı çekiliyordu. Rûme kuyusundan başka içecek su yoktu. Bu kuyu ise bir Yahudi’ye ait olup suyunu satardı. Resulullah; “Rûme kuyusunu, kim satın alır, kendi kovasını Müslümanların kovası ile beraber tutarsa, Cennet’teki kovası bundan hayırlı olur.” buyurdular. Hazreti Osman kuyuya varıp, Yahudi ile pazarlık etti. Yahudi kuyunun hepsini satmadı. Hazreti Osman da, nöbetleşe bir gün kendisinin, bir gün Yahudi’nin olmak üzere yarısını satın aldı. Hazreti Osman kendi nöbet gününde kuyuyu Müslümanlara serbest bırakırdı. Yahudi, nöbetinde suyu para ile satardı. Müslümanlar Hazreti Osman’ın nöbetinde iki günlük sularını alır, Yahudi’nin nöbetinde kuyunun yanına uğramazdı. Yahudi’nin işi böylece bozuldu. Sonra; Ya Osman, işimi bozdun.” deyince Hazreti Osman kuyunun diğer yarısını da aldı. İlk yarısını on iki bin dirheme almışsa, ikinci yarısını sekiz bin dirheme aldı. Hepsini sebil etti.

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

Hazreti Osman tarafından çoğaltılan 6 nüsha Kur’an-ı Kerim’den biri de Taşkent’te bulunmaktadır.

Hazreti Osman, Bedr Savaşı hariç bütün savaşlarda bulundu. Hudeybiye antlaşmasında Mekke’ye elçi olarak gönderildi. Tebük seferinde on bin kişilik İslam ordusunun, bütün ihtiyaçlarını karşılayıp donattı. Ayrıca bin altın da para yardımında bulundu. Bütün malını İslamiyetin yayılması, insanların kurtulması, saadete kavuşması için Allah yolunda harcadı.

Bedr Savaşı yapıldığı sırada, Peygamberimizin kızı olan, hanımı Hazreti Rukayye’nin ağır hasta olması sebebiyle, Bedr Savaşı’na katılmasına izin verilmedi. Zafer haberi geldiği gün Hazreti Rukayye vefat etti. Hazreti Osman’ın Hazreti Rukayye’den, Abdullah adında bir oğlu olup, hicretin dördüncü yılında altı yaşında iken vefat etti. Peygamberimiz, kızı Rukayye’nin vefatından sonra diğer kızı Ümmü Gülsüm’ü Hazreti Osman ile nikahladı. Hicretin dokuzuncu yılında Ümmü Gülsüm de vefat edince Peygamberimiz; “Ya Osman! Bir kızım daha olsaydı, onu da sana verirdim.” buyurdu.

İslamiyet yayılmaya başlayınca, her taraftan Müslümanlar çoğalıp Medine’ye geliyordu. Peygamberimizin mescidi dar gelmeye başlamıştı. Bunun üzerine Resulullah; “Bizim mescidimizi bir zra (yarım metre) olsun genişleten Cennet’e gider.” buyurdu. Hazreti Osman; “Ya Resulallah! Malım mülküm sana feda olsun. Mescidi genişletme işini üzerime alıyorum.” dedi. Mescidi kırk zra (20 metre) genişletti ve bütün masraflarını karşıladı. Bunun üzerine; “Allah’ın mescidlerini ancak, Allah’a, ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve yalnız Allah’tan korkan kimseler tamir eder. İşte hidayet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır.” mealindeki Tevbe suresi on sekizinci ayeti nazil oldu.

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

Rûme kuyusu. Hicretin ilk günlerinde Medine'de Rûme kuyusundan başka içecek su olmadığı için, Hazreti Osman bir Yahudiye ait olan bu kuyuyu satın alıp Müslümanlara sebil etti.

Ekseriyetle Peygamberimizin yanından ayrılmazdı. Veda Haccı’nda da Resulullah ile beraber bulundu. Peygamberimizin vefatından sonra Hazreti Ebu Bekr’in kendisinden sonra Hazreti Ömer’in halife olmasını bildirdiği ahitname, Hazreti Osman tarafından yazılıp hazırlandı. Hazreti Ömer’in halifeliği sırasında seçtiği altı kişilik hususi şura azalarından biri de Hazreti Osman idi. Bu şura Hazreti Ömer’in şehit edilmesinden sonra Hazreti Osman’ı halife seçti. Eshab-ı Kiram ona biat ettiler. Böylece hicretin 24. yılında (m. 644) senesinde Muharrem ayının birinci günü hilafet makamına geldi.

12 sene hilafet makamında kalan Hazreti Osman, cesur idi. Hiçbir felaket karşısında sarsılmamıştır. Bunun için halifeliği de başarılı geçmiştir. Bilhassa halifeliğinin ilk yılları, İslam tarihinde altın bir devir teşkil eden Hazreti Ebu Bekr ve Hazreti Ömer devirlerinin bir devamıydı. Devrinde birçok fetihler yapılmıştır. Horasan, Hindistan, Maveraünnehir, Kafkasya, Kıbrıs Adası ve kuzey Afrika’nın birçok yerleri, onun devrinde İslam topraklarına katılmıştır.

Hazreti Osman herkese layık olduğu vazifeyi verirdi. Onun tayin ettiği valileri, emirleri, onu sevmekte ve emirlerini yapmakta, askerlikte ve memleketleri fethetmekte, çalışkanlıkta en seçme kimselerdi. Onun zamanında İslam memleketleri batıda İspanya’ya kadar, doğuda Kâbil ve Belh’e kadar genişledi. İslam orduları denizde ve karada büyük zaferler kazandı.

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

Hazreti Osman tarafından çoğaltılan Mushaf-ı şeriflerden biri de Kahire'de Hazreti Hüseyin Camii’nde, Mukaddes Emanetler Odası’nda muhafaza edilmektedir.

Hazreti Osman, Hicaz’daki ve Irak’taki bakımsız arazileri, güvendiği kimselere ve yakınlarına verip, ziraat aletleri de temin ederek çalıştırır millete çok toprak kazandırarak ziraatı geliştirip bağlar, meyve bahçeleriyle donatırdı. Kuyular kazdırıp, kanallar açtırdı. Arabistan’ın kuru toprakları onun zamanında bereketli yerler olmuştu. Emniyet ve huzur da böylece kendiliğinden meydana gelmişti. Hanlar, misafirhaneler yapılmıştı. Ticaret ve nakliyat da bunlara bağlı olarak gelişmişti. Mal, servet artıp iş hayatı canlandı. Onun zamanında Medine’de tarla sürmeyen, bağ yetiştirmeyen kimse kalmadı. Bu bereketi ve huzuru gören Eshab-ı Kiram, Hazreti Osman’ı çok takdir ettiler.

Hazreti Osman’ın hizmetlerinden biri de Hazreti Ebu Bekr’in bir araya toplattığı Kur’an-ı Kerim nüshasından, altı nüsha daha çoğaltıp, büyük İslam merkezlerine göndermesidir. Bu bakımdan ona Nâşirü’l-Kur’an (Kur’anın yayıcısı) denilmiştir.

Hazreti Ömer’in hilafeti zamanı olan on sene ile Hazreti Osman’ın on iki senesinden ilk altısı, refah ve rahatlıkla geçerek, İslam memleketlerinin hepsinde dini hükümler uygulandı ve İslam dünyası çok genişledi. Hatta, bütün Arabistan ve Afrika’nın büyük bir kısmı, İslam memleketinin bir parçası olmuş, Trablusgarb, Fizan, Bingazi, Tunus, Cezayir, Fas, Merakeş, Dimyat, Hindistan ve Semerkand, Hayve, Buhara ve Türkistan, İran, Kafkasya İslam’ın idaresi altına girerek, İslam sancağı, İstanbul surlarının önüne kadar götürülmüştü. Fethedilen memleketlerin ahalisi de seve seve Müslüman olmakla şereflendiklerinden İslam nüfusu pek artmış, milyonları aşmıştı. Bu kadar genişlik ve çokluk sebebiyle fikirlerde ayrılık çoğalmış, düşünüş tarzları, idrak şekilleri arasında ayrılık baş göstermişti. Müslüman şekline giren münafıkların körüklemesi ile halifeye karşı çıkarılan isyan yüzünden, Hazreti Osman’ın hilafetinin son altı senesi karışık ve sıkıntılı geçti. Yahudiler ve diğer İslam düşmanları, çeşitli ihtilaflar çıkararak, fitne ve fesadı yaymak teşebbüsüne geçtiler.

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

Hudeybiye Antlaşması’nın yapıldığı yerde bulunan kuyu. Hazreti Osman Hudeybiye Antlaşması’nda Mekke’ye elçi olarak gönderilmişti.

Fitnenin ve fesadın en büyük kaynağı Mısır’da idi. Buradaki fitne hareketini; aslen Yemenli bir Yahudi olan Abdullah bin Sebe adındaki bir münafık yapıyordu. Her tarafa yerleştirdiği adamları ile temas halinde olup, fitnenin yayılması için her yola başvuruyordu. İslamiyeti içerden yıkmak için faaliyete geçen Sebe, önce Basra ve Kufe’de gizli teşkilat kurdu. Daha sonra Medine’ye gelip, orada bir takım fitne ve karıştırıcılık faaliyeti göstermek istedi ise de, tutunamayıp, Mısır’a kaçtı. Mısır’da yıkıcı faaliyetlerini devam ettirmek üzere, kendisi gibi fitneci kimseleri etrafına topladı ve faaliyete geçti. Burada fitnenin ilk tohumlarını atıp, Sebeiyye fırkasını ortaya çıkardı. Kurduğu gizli teşkilatla, cahil ve başıboş Mısır kıptilerini aldatarak bir çapulcu alayı topladı. Asilerden on üç bin kişi, Medine-i Münevvere şehrini sarmaya kadar ileri gidip, halifeye, hilafetten çekilmesini teklif etmişlerdir. Hazreti Osman ise; “Server-i alemin bana giydirdiği elbiseyi, elimle çıkarmam.” buyurdu. Sahabe-i kiramın ve Tabiîn-i Kiram’ın hepsinin içtihatları da böyle idi. Fakat, asiler ikna edilemedi.

Hicretin otuz beşinci senesinde Medine’ye gelerek, Hazreti Osman’ın evini kuşattılar. Muhasara, kırk gün devam etti. Hazreti Hasan ve Hüseyin ile Talha halifenin kapısında nöbet tuttular. Eshab-ı Kiram’ın büyüklerinden Abdullah bin Selam hazretleri buyuruyor ki: “Muhasarada bulunan Hazreti Osman’ı ziyaret etmek üzere yanına gittim. Selam verdim. Hazreti Osman selamımı aldı. Oturdum, az sonra Hazreti Osman; “Kardeşim bu gece rüyamda şu pencereden Resul-i Ekrem’i gördüm. Bana; “Osman seni muhasara ettiler öyle mi?” diye sordu. Ben de; “Evet ya Resulallah.” dedim. Resul-i Ekrem; “Seni susuz bıraktılar, öyle mi?” diye tekrar sordular. Ben de; “Evet ya Resulallah.” dedim. Bunun üzerine Resul-i Ekrem bana bir bardak su verdi ve ben de o suyu içtim. Hatta soğukluğunu göğsümde duyar casına kandım. Sonra Resul-i Ekrem bana; “İstersen seni onlara galip getireyim, istersen iftarı bizim yanımızda yap.” buyurdu. Ben de Resul-i Ekrem’in yanında iftarı tercih ettim.” dedi.”

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

Tebük'ten bir görünüş. Bütün malını İslamiyet’in yayılması için Allah yolunda harcayan Hazreti Osman, Tebük Seferi’nde on bin kişilik İslam ordusunun bütün ihtiyaçlarını karşılamıştı.

Hazenü’l-Kuşeyri diyor ki: “Abdullah bin Selam, Hazreti Osman’ın evinden ayrıldıktan sonra Halife de evini saran adamların karşısına çıktı ve onlara; “Sizi benim üzerime teşvik ve tahrik eden o iki kişiyi getirin göreyim.” dedi. Kızıl deve gibi iki adam Hazreti Osman’ın karşısına çıktı. Hazreti Osman; “Size Allah ve Resulüne yemin verdirerek soruyorum. Resul-i Ekrem Medine’ye geldiği vakit, Rume kuyusundan başka içilecek tatlı su bulunmadığı için; “Rume kuyusunu kim satın alır, kendi kovasını Müslümanların kovası ile beraber tutarsa, Cennetteki kovası bundan hayırlı olur.” buyurduğu vakit, bol para verip onu satın alan ve millete vakfeden ben değil miyim? Şimdi siz ondan, hatta bir bardak acı sudan olsun beni men ediyorsunuz.” dedi. Onlar; “Evet doğrudur.” dediler. Sonra yine Hazreti Osman; “Allah ve İslamiyet hakkı için size soruyorum. Darda olan İslam ordusunu tamamiyle kendi servetimden teçhiz etmedim mi?” diye sordu. Onlar; “Evet doğrudur.” dediler. Hazreti Osman; “Allah ve İslamiyet adına size yemin verdiriyorum; mescit Müslümanlara dar geldiği vakit, Resul-i Ekrem; “Cennet’te daha hayırlısını almak üzere falancanın arsasını kim alıp mescide ilave eder?” buyurduğu vakit onu satın alıp mescide katan ben değil miyim? Böyle iken, şimdi siz benim mescitte namaz kılmama mani oluyorsunuz.” dedi. Onlar; “Evet, doğrudur.” dediler. Hazreti Osman; “Allah ve İslamiyet adına yemin verdirerek soruyorum. Resul-i Ekrem, Ebu Bekr, Ömer ve benimle Şebir dağında otururken, dağ sallanıp taşı yuvarlandığı ve Resul-i Ekrem taşı ayağıyla itip; “Ey Şebir dağı dur. Zira senin üzerinde bir peygamber, bir sıddîk ve iki şehitten başka kimse yoktur.” buyurmadı mı?” dedi. Onlar; “Vallahi doğru söylüyorsun.” dediler. Bunun üzerine Hazreti Osman; “Allahü Ekber.” diye tekbir aldıktan sonra; “Kâbe’nin Rabbi hakkı için şahit olun ki, ben şehidim.” dedi.

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

Hendek Savaşı’nın yapıldığı yer ve günümüzde 4 tanesi yıkılmış olan Eshab-ı Kiram'a ait yedi mescit.

Daha sonra asiler, komşu duvarından aşarak içeriye girdiler. Osman oruçlu olup, Kur’an-ı Kerim okuyordu. Asiler Hazreti Osman’ın üzerine saldırıp şehit ettiler. Bu arada, hanımı Naile’nin de parmakları kesildi. Abdullah bin Selam, Hazreti Osman’ın şehit edildiği esnada yanında bulunanlara; “Hazreti Osman son olarak o esnada ne dedi?” diye sordu. Dediler ki: “Hazreti Osman; “Ya Rabbî! Ümmet-i Muhammed arasındaki tefrikayı kaldır ve kendilerini birleştir.” diye üç kere dua etti.” Abdullah bin Selam diyor ki: “Hazreti Osman o şekilde dua etmeseydi, kıyamete kadar Müslümanlar bir araya gelemezdi.”

Asiler, Hazreti Osman’ın evini soydular. Devlet hazinesi olan beytülmalı da yağma ettiler. Medine-i Münevvere’yi kana buladılar. Halifenin cenazesi üç gün defnedilmedi. Nihayet Zübeyr bin Avvam ve on yedi kişi cenaze namazını kıldıktan sonra, Baki mezarlığına defnettiler. Hazreti Osman 35 (m. 656) yılında şehit edildiğinde 82 yaşında bulunuyordu.

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

Cennetü’l-Bakî'de Resulullah Efendimizin kerimeleri Hazreti Rukayye, Hazreti Ümmü Gülsüm ve Hazreti Zeyneb’in kabrinin bulunduğu yer. Hazreti Rukayye ile Hazreti Ümmü Gülsüm aynı zamanda Hazreti Osman’ın hanımlarıdır.

Hazreti Osman’ın şehit edilme haberi, İslam ülkelerinde üzüntü ile karşılandı. Her tarafta büyük bir huzursuzluk ve hüzün başladı. İslam düşmanları fitneyi çıkarmışlar, kinlerini kusmuşlardı. Hazreti Osman’ın şehit edildiği zamana kadar tam bir birlik içinde olan Müslümanlar arasındaki bazı kimseler ayrılarak değişik fırkalara bölündüler. Peygamberimizin bildirdiği ve Eshab-ı Kiram’ın tabi olduğu doğru yoldan ayrılmayan Müslümanlar ise, fitneyi yok etmek için büyük gayretler gösterdiler. Doğru yoldan asla sapmadılar.

Hadis-i şeriflerde Hazreti Osman hakkında buyuruldu ki: “Her peygamberin Cennet’te bir arkadaşı vardır. Benim arkadaşım da Osman’dır.”

Resulullah Efendimiz, kızı Rukayye’yi Osman’a verdikten bir zaman sonra kızına; “Osman bin Affan’ı nasıl buldun?” dedi. “Hayırlı, iyi gördüm.” dedi. “Ey canım kızım, Osman’a çok saygı göster. Çünkü, Eshabım arasında, ahlâkı bana en çok benzeyen odur.” buyurdu.

Hazreti Osman, Peygamberimizin vahiy katiplerinden idi. Güzel yazar, güzel konuşur ve çok kuvvetli bir hatip idi. Daima Kur’an-ı Kerim okur, ondan çeşitli meseleler çıkarırdı. Kur’an-ı Kerim’i hıfzi (ezberi) çok kuvvetli idi. Namazda bir rekatte bütün Kur’an-ı Kerim’i okuyan dört kişiden biri de Hazreti Osman’dır. Çok okuduğu için iki mushaf elinde eskimiştir. Hazreti Aişe buyuruyor ki: “Resulullah evinde mübarek baldırları, yani topuğu ile dizi arası açık uzanmıştı. Hazreti Ebu Bekr kapıya gelip izin istedi. Habib-i ekrem izin verdiler. Hallerini değiştirmediler. Sonra Hazreti Ömer gelip izin istedi. Ona da izin verdiler ve mübarek baldırları açık olarak uzandıkları vaziyette sohbet ediyorlardı. Hazreti Osman gelip izin isteyince, Resul-i Ekrem oturdu ve örtündü. Hepsi gittikten sonra Server-i âleme sordum: “Babam Ebu Bekr içeri girdi, hiç hareket etmediniz. Hazreti Ömer içeri girince yine aynı vaziyette durdunuz. Hazreti Osman içeri girince doğrulup oturdunuz ve elbisenizi düzelttiniz. Bunun hikmeti nedir?” Cevabında; “Meleklerin hayâ ettiği bir kimseden ben hayâ etmez miyim?” buyurdular.” Başka bir rivayette ise Resulullah; “Osman çok hayâ sahibi bir kimsedir. Eğer o halde izin verseydim içeri girip söyleyeceğini anlatmazdı.” buyurmuştur.

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

İslamiyet yayılmaya başlayıp, Peygamberimizin mescidi Medine’ye gelen Müslümanlara dar gelince, Hazreti Osman bütün masrafları üzerine alarak Mescid-i Nebi'yi 20 metre genişletti.

Bir gün Resulullah yakında meydana gelecek fitneleri zikrediyordu. O sırada kendini örtmüş bir kişi geçiyordu. Server-i âlem; “O fitne günü bu şahıs hidayet üzere olacaktır.” buyurdular: Kalkıp o şahsa baktım. Osman bin Affan idi. Rivayet eden diyor ki: “O şahsı Resul-i Ekrem’e göstererek; “Ya Resulallah! Bu, o mudur?” dedim. “Evet.” buyurdular.”

Yine aynı hususta hasen hadis olarak Aişe-i Sıddika’dan rivayet edilen hadis-i şerifte; “Ya Osman! Allah sana (hilafet denen) bir gömlek giydirecek. Eğer münafıklar onu soymak isterlerse, bana kavuşasıya kadar sakın onu çıkarma.” buyurulmuştur. Bu hadis-i şerif sebebiyle Hazreti Osman evi muhasara edildiği zaman kendiliğinden halifelikten çekilmemiştir. Yine hasen hadis olarak İbni Ömer rivayeti ile Resul-i Ekrem, Hazreti Osman zamanında çıkacak fitneyi zikrettikten sonra Hazreti Osman’ı işaret ederek; “O fitnede bu, mazlum olarak katledilir.” buyurmuştur.

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

Peygamber Efendimizin yanından ayrılmayan Hazreti Osman Veda Haccı’nda da Resulullah ile beraber bulundu.

Resulullah başka bir hadis-i şerifte; “Bütün Peygamberler, hayatlarında bir kimse ile iftihar etmiştir. Ben de Osman bin Affan ile iftihar ederim.” buyurdu. Yine buyurdu ki: “Bütün melekler benim ile iftihar ederler. Ben de Osman bin Affan ile öğünürüm.” Resulullah, Hazreti Osman’a buğzeden bir kimsenin cenaze namazını kılmamıştır. Eshab-ı Kiram’dan Cabir anlatır: “Biz Muhacirlerden bir cemaat Resulullah’ın huzurunda idik. Aramızda Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali, Talha, Zübeyr, Abdurrahman bin Avf, Sa’d bin Ebu Vakkas da vardı. Habib-i Ekrem; “Herkes dostunun yanına varsın.” buyurdu. Herkes sevdiğinin yanına gitti. Resul-i Ekrem de Hazreti Osman’ı yanına aldı. “Sen dünyada ve ahirette benim sevdiğimsin.” buyurdu.” Resulullah diğer bir hadis-i şerifte; “Ben Allahü tealanın huzurunda, Hazreti Osman’ın düşmanlarının hasmıyım, onlara karşıyım.” buyurdu. Yine buyurdu ki: “Biz Osman bin Affan’ı, Allahü tealanın halili ve kerim olan babamız İbrahim Aleyhisselam’a benzetiyoruz.” Abdullah bin Ömer’in bildirdiği hadis-i şerifte ise; “Osman ümmetimin en hayırlısı ve en çok ikram edenidir.” buyuruldu.

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

Hazreti Osman'a nisbet edilen kılıç. İstanbul Topkapı Sarayı’nda sergilenmektedir.

İbn-i Mes’ud rivayet ediyor: Bir gazada Resulullah ile beraberdim. Yiyeceğimiz bitti. Askeri üzüntü, sıkıntı kapladı. Resul-i Ekrem bu hale vakıf oldu. “Allahü teala size, güneş batmadan rızk gönderecektir.” buyurdu. Hazreti Osman sevgili Peygamberimizin bu sözünü işitince; “Resul-i Ekrem’in her sözünün muhakkak; doğru olması lazımdır.” diye düşünüp yiyecek bulmaya çalıştı. Bir yerde on dört deve yükü yiyecek buldu. Fazla fiyat ile alıp dokuz yükünü güneş batmadan Habib-i Ekrem’in huzuruna getirdi. “Ya Osman! Bunlar nedir?” diye sordular. “Osman’dan Allah’ın Resulüne hediyedir.” dedi. Seyyid-i Kainatın buyurdukları, gecikmeden yerine gelince, müminler sevindiler, münafıklar mahzun oldular. Server-i âlem hazretleri mübarek ellerini açıp; “Ya Rabbî! Osman’a çok ecir ver.” diyerek hayır dua buyurdular.

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

Mescid-i Katibiyye. Burası Kuran-ı Kerim'in bir mushaf olarak toplandığı yerdir. Hazreti Osman’ın hizmetlerinden biri de Hazreti Ebu Bekr’in toplattığı Kur’an-ı Kerim nüshasından, altı adet daha çoğaltıp, büyük İslam merkezlerine göndermesidir. Bu bakımdan ona Nâşirü'l-Kur’an (Kur’an’ın yayıcısı) denilmiştir.

Abdullah bin Abbas, Resulullah’ın; “Ya Rabbî! Osman’ı kıyamet gününün sıkıntılarından kurtar, ona rahatlık ver. O bizim birçok sıkıntımızı gidermiştir.” buyurduğunu bildirmiştir. Bir hadis-i şerif de de, “Osman’ın şefaati sayesinde, Cehennem’i hak etmiş yetmiş bin kişi, hesapsız Cennet’e girecektir.” buyurulmuştur.

Hazreti Osman’ın menkıbelerinden bazıları şöyledir:

Bir gün Osman bin Affan Resulullah’ı evine davet etti. Resulullah Efendimiz; “Yalnız beni mi davet ediyorsun?” buyurdular. Hazreti Osman; “Eshab-ı Kiram da gelsinler ya Resulallah.” dedi. Bilal-i Habeşî’yi bütün Eshab-ı Kiram’a, Hazreti Osman’ın davetine gelmeleri için haber vermekle vazifelendirdi. Kendileri Hazreti Ali ile Hazreti Osman’ın evine doğru yola çıktılar. Hazreti Osman, Peygamberimizin mübarek adımlarını sayıyordu. Peygamberimiz farkına varıp, sebebini sordu. “Ya Resulallah! Her adımınıza bir köle azat olsun.” dedi. Davetten sonra da bütün kölelerini azat etti.

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

Hazreti Osman'ın okurken şehit olduğu Mushaf-ı şerif. İstanbul Topkapı Sarayı’nda sergilenmektedir.

Halifeliği sırasında adalet ile davranmaya çok dikkat ederdi. Bir gün bir gencin kulağını çekti. Gencin kulağı acıyıp şöyle dedi: “Efendim, herkesin birbirinden hakkını alacağı kıyamet gününü düşününüz.” Bu söz Hazreti Osman’a çok tesir etti. “Ey genç sen de, benim kulağımı çek, ödeşelim.” buyurdu. Genç, Hazreti Osman’ın kulağını çekti. Hazreti Osman; “Biraz daha çek.” deyince genç; “Siz kıyamet gününü düşünerek korktunuz. Ben de o günkü hesaptan korkuyorum.” dedi.

Hazreti Osman cömert, hayâ sahibi idi. Gecenin bir kısmında uyur, sonra ibadete kalkardı. Gündüzleri de oruçla geçirirdi. Hak teala Zümer suresinin dokuzuncu ayet-i kerimesini Hazreti Osman veya Ebu Bekr veya Ömer veya devamlı itaat eden her mümin için indirmiştir. Bu ayet-i kerimede; “Yoksa, o, ahiret azabından korkarak, Rabbinin rahmetini umarak gecenin saatlerinde secdeye kapanır, kıyamda durur bir halde taat ve ibadet eden kimse (gibi) midir? De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak temiz akıl sahipleridir ki (bunlar) hakkıyla düşünür.” buyurulmuştur. Müfessirlerin çoğu bu ayet-i kerimenin Hazreti Osman hakkında indirildiğini bildirmişlerdir.

Muhtaç olanlara bol bol yemek yedirir, kendisi de evde sirke ile zeytin yağı yerdi. Halife iken, deveye binince kölesini de arkaya alır, böyle yaptığı için çekinmez sıkılmazdı. Kabristana uğradığı zaman oturur, ağlardı. Öyle ki sakalı ıslanırdı.

Hazreti Osman bir defasında Resulullah’ın evinde hiç yiyecek kalmadığını işitmişti. Hemen bir semiz koyun, bir miktar bal ve bir çuval un alıp, Hazreti Aişe’nin evine götürdü. Hazreti Aişe’ye şöyle dedi: “Ey Müminlerin annesi, Resul-i Ekrem’in bunu, diğer hanımları arasında paylaştıracağını zannediyorum. Hiç paylaştırmasın çünkü ben onlara da bunların aynısını gönderdim.” dedi. Peygamberimiz eve gelip durumu öğrenince; “Ya Rabbî! Osman’ın geçmiş gelecek, gizli, aşikâr bütün günahlarını affet.” diyerek dua etti.

Allahü teala, Peygamberlere (Aleyhimüsselam) verdiği faziletler ve güzel hususiyetlerden bazılarını Hazreti Osman’a da vermiştir.

Birincisi: Şehit olmaktır. Allahü teala, Peygamberlerinden Zekeriya ve Yahya’ya vermiştir.

İkincisi: Züht ve Hicrettir. Hak teala, peygamberi İsa bin Meryem’e vermiştir.

Üçüncüsü: Cömertliktir. Hak teala bu fazileti peygamberi İbrahim’e vermiştir.

Dördüncüsü: İhtiyarlıktır. Hak teala ihtiyarlığı peygamberi Nuh’a vermiştir. Beşincisi: Hayâ etmek üstünlüğüdür. Hak teala hayayı Hazreti Âdem ve Hazreti Muhammed’e vermiştir. Hak teala bu beş üstünlüğü Hazreti Osman’da toplamıştır.

Hazreti Ali, Hazreti Fatıma ile evleneceği zaman düğün masrafı yapmak üzere zırhını satılması için pazara göndermişti. Hazreti Osman pazardan geçerken Hazreti Ali’nin zırhını tanıdı. Tellalı çağırıp; “Bu zırhın sahibi buna ne kadar para istiyor?” diye sordu. Tellal; “Dört yüz dirhem istiyor.” dedi. “Gel parasını verip alayım.” dedi. Evine gittiler, zırhı alıp parasını verdi. Sonra bu zırhın yanına dört yüz dirhem para koyup Hazreti Ali’ye gönderdi ve şöyle haber yolladı: “Bu zırh senden başkasına layık değildir. Bu dört yüz dirhemi de düğününe harca. Bizi, zırhını rehin etmene sebep olduğumuz için mazur gör...”

Ebu Hüreyre bir gün Hazreti Osman’ın huzuruna gidiyordu. Yolda bir kadına gözü ilişti ve baktı. Huzura varınca Hazreti Osman; “Sana ne oldu? Gözlerinde zina eseri görüyorum.” buyurdu. Ebu Hüreyre; “Ya Emire’l-Müminin; “Resulullah’tan sonra vahiy iner mi?” diye sordu. Cevabında; “Hayır, vahiy inmez, fakat Müminin firaseti doğrudur. Nitekim Resul-i Ekrem; “Müminin firasetinden kaçınınız. Çünkü, Mümin Allah’ın nuru ile bakar.” buyurmuştur.” dedi.

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

Mescid-i Nebi'nin güney cephesinde yer alan Osman bin Affan kapısı.

Bir defasında Medine’de kıtlık vardı. O sırada Hazreti Osman’ın Şam’dan yüz deve yükü buğday kervanı gelmişti. Eshab-ı Kiram satın almak için yanına gitti ler. Hazreti Osman; “Sizden daha iyi alıcım var ve sizden daha fazla veren var, ona vereceğim.” dedi. Eshab-ı Kiram durumu Hazreti Ebu Bekr’e bildirip bundan üzüldüklerini söylediler. Kıtlık zamanında böyle yapması uygun olur mu? dediler. Hazreti Ebu Bekr; “Osman, Resulullah’ın damadı olmakla şeref kazanmıştır ve Cennette onun arkadaşıdır. Siz onun sözünü yanlış anlamış olabilirsiniz. Kendisine beraber gidelim.” buyurdu. Hazreti Ebu Bekr yanına gidip; “Ya Osman! Eshab-ı Kiram senin bir sözüne üzülmüşler.” deyip durumu anlattı. Hazreti Osman; “Evet ey Resulullah’ın halifesi! Bunlar bana bire yedi veriyor. Onlardan iyi alıcı olan ise, bire yedi yüz veriyor. Biz de bu buğdayı bire yedi yüz verene verdik.” dedi. Bundan sonra yüz deve yükü buğdayı Medine’de bulunan fakirlere, Eshab-ı Kiram’a bedava dağıttı. Yüz deveyi de kesip fakirlere yedirdi. Hazreti Ebu Bekr bu işe çok sevinip, Hazreti Osman’ın alnından öptü.

“Osman’ın şefaati sayesinde Cehennem’i hak etmiş yetmiş bin kişi, hesapsız Cennet’e girecektir.” Hadis-i şerif


Hazreti Osman, Peygamberimizden 146 hadis-i şerif rivayet etmiştir. Rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:

“Kıyamet günü üç sınıf insan şefaat eder: Bunlar, Peygamberler, âlimler ve şehitlerdir.”

“En hayırlınız Kur’an-ı Kerim’ı öğrenen ve öğretendir.”

“Bir kul her gün sabah ve akşam şu duayı üç defa okursa, o kimse zararlardan korunur. “Bismillahillezi la yedurru ma’asmihi şey’ün fil ardı ve la fis semai ve hüves semi’ul alim”.”

“Yatsı namazını (cemaat ile) kılan, gece yarısına kadar ibadet etmiş, sabah namazını da cemaat ile kılan ise gecenin tamamını ibadet ile geçirmiş sayılır.”

“Evladınıza ikram edin. Çünkü anne ve babanızın sizde hakkı olduğu gibi, evladınızın da sizin üzerinizde hakkı vardır.”

“Ademoğlunun ancak üç şeyde hakkı vardır: Belini doğrultacak kadar yemekte, avret yerini örtecek kadar elbisede ve kendini barındıracak evde, fazlasının ise hesabı vardır.”

Buyurdu ki: “Dünya için üzülmek kalbe zulmet, ahiret için üzülmek ise kalbe nurdur.”

“Şu hasletler arifin alametlerindendir: Kalbi havf ve reca, dili hamd ve sena, gözü yaşlı ve hayalı, isteği günahları ve dünyayı terk ve rıza üzerine olmaktır. İnsanların en iyisi Rabbine kavuşmadan önce, Rabbini kendinden razı eden, içine girmeden önce kendi kabrini en güzel yapandır.”

“Ezan okunurken sükut edip dinleyene iki, yalnız sükut edene ise bir ecir vardır. Buna karşılık; ezanı duyduğu halde konuşana iki, uzakta olduğu için duymayıp konuşana da bir günah vardır.”

“İnsanların en iyisi, dünya onu terk etmeden, dünyayı terk edendir. Rabbine kavuşmadan önce, Rabbini kendinden razı edendir.”

“İbadetin tadını dört şeyde buldum: Allah’ın farz kıldıklarını yapmada, yasaklarından sakınmada, Allah’tan sevab bekleyerek emr-i ma’ruf yapmada ve Allah’ın gadabından kaçınarak nehy-i münker etmede.”

“Dört şey vardır ki, dışı fazilet, içi farzdır: Salihlerle düşüp kalkmak fazilet, onlara uymak farz; Kur’an okumak fazilet, onunla amel farz; kabir ziyareti fazilet, kabir için hazırlanmak farz, hasta ziyareti fazilet, vasiyetini bırakmak farzdır.”

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

Hazreti Osman'a nisbet edilen kılıç. Topkapı Sarayı'nda muhafaza edilmektedir.

“Ölümü bilip gülene, dünyanın fani olduğunu bilip ona rağbet edene, işlerin takdirle olduğunu bilip, istediği olmayınca üzülene, hesaba inanıp mal toplayana, Cehennem’e inanıp günah işleyene, Allahü tealaya inanıp dünya zevkleri, eğelenceleri ile rahatlayana, şeytanı düşman bilip, ona itaat edene çok şaşarım! Eğer gönüller manevî pisliklerden temiz olsaydı, Kur’an’ın zevkine doymazlardı.”

Beş vakit namazı vaktinde devam üzere kılana dokuz şey ikram edilir: Allah onu sever, bedeni sağlam olur, melekler onu korur, evine bereket iner, yüzünde salihler siması olur, Allahü teala kalbini yumuşatır, sıratı parlak şimşek gibi geçer, Allahü teala; “Onlar için korku ve üzüntü yoktur.” zümresine onu ilhak eyler, Allahü teala onu Cehennem’den korur.”

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

Hazreti Osman (radıyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerif yazılı levha.

“On şey çok zayi olmuştur: Sual sorulmayan âlim, amel edilmeyen ilim, kabul edilmeyen doğru görüş, kullanılmayan silah, içinde namaz kılınmayan mescit, okunmayan mushaf, infak edilmeyen mal, binilmeyen vasıta, dünyayı isteyenin içindeki züht arzusu, içinde ahiret yolculuğu için azık edinilmeyen uzun ömür.”

Hilyetü’l-evliya; cilt-1, sh. 55

Tabakat-ı İbn-i Sa’d; cilt-3, sh. 53

El-A’lam; cilt-4, sh. 210

Tarihu’l-hamis; cilt-2, sh. 254

Müslim, Fedailu’s-sahabe

Kamusü’l-a’lam; cilt-4, sh. 3124

Medaricü’n-nübüvve; cilt-2, sh. 451

Savaiku’l-muhrika; sh. 104

Tarihü’l-hulefa; sh. 138

Müsned-i Ahmed bin Hanbel; cilt-1, sh. 57

El-İsabe; cilt-2, sh. 462

El-İstiab; cilt-3, sh. 69

Buharî, Bab-ı Fedailü’s-sahabe

Izaletü’l-hafa; cilt-1, sh. 245

Tam İlmihal Se’adet-i Ebediyye (Hâl tercemeleri bahsi)

Eshab-ı Kiram; sh. 368, 9, 15, 18, 21, 26, 43, 48

Osman-ı Zinnureyn
Başlık ResmiOsman-ı Zinnureyn

Hazreti Osman’ın Medine-i Münevvere’de Cennetü’l-Bakî'de bulunan kabr-i şerifi.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Yayın Tarihi |
İlgili Yazılar
Dört Halife Rehber İnsanlar