Tabiîn'in büyüklerinden. Hadis ve fıkıh âlimlerindendir. İsmi, Eyyub bin Ebu Temime Keysan'dır. Künyesi Ebu Bekr es-Sahtiyanî, el-Basrî'dir. Tabiîn'in en gençlerinden olup, 68 (m. 687) senesinde doğmuş, 131 (m. 748)'de altmış üç yaşında iken taun (veba) hastalığından Basra'da vefat etmiştir.
İlimde mütehassıs bir âlim ve evliyanın büyüklerinden olan Eyyub Sahtiyanî; Eshab-ı Kiram'dan Enes bin Malik'i görüp, ondan hadis-i şerif rivayet etmiştir. Dört yıl Hasan-ı Basrî'nin derslerine devam etmiştir.
İlim alıp hadis-i şerif rivayet ettiği âlimler; Amr bin Selime, Humeyd bin Hilal, Ebu Kılabe, Kasım bin Muhammed, Abdurrahman bin Kasım ve Nafi' bin Asım gibi zatlardır. Kendisinden de çok sayıda âlim hadis-i şerif rivayet etmiştir. Bunlardan bazıları; İmam-ı A'meş, Katade bin Diame, Süfyan-ı Sevrî, Süfyan bin Uyeyne, Malik bin Enes, İbn-i İshak, Sa'id bin Ebu Arube, meşhur iki Hammad ve İbn-i Aliyye gibi zatlardır.
Eyyub Sahtiyanî hadis ilminde hafız idi. Yani yüz bin hadis-i şerifi senetleri ile birlikte ezbere bilirdi. Rivayet ettiği hadis-i şeriflerden sekiz yüz kadarı meşhur altı hadis kitabı olan Kütüb-i Sitte'de yer almıştır.
O, ilimdeki üstünlüğü, tasavvuftaki yüksek derecesi ve daha nice vasıflarıyla insanların saadete kavuşmasına hizmet etmiştir. Hadis-i şerifle methedilen Tabiîn arasında o da Ehl-i Sünnet itikadını ve din bilgilerini Eshab-ı Kiram'dan nakletmiştir. Bu bilgileri zamanlarındaki insanlara ve sonraki nesillere ulaştırıp, nice gönüllerin iman nuruyla aydınlanmasına sebep olmuştur.
İmam-ı Malik onun hakkında; “O, ilmiyle amel eden, Allahü tealadan korkan âlimlerdendir.” derken, Şu'be bin Haccac da; “O, âlimlerin efendisidir.” demiştir.
İbn-i Uyeyne; “Onun gibisini görmedim.” demiş ve Hammad bin Zeyd; “Gördüğüm kimselerden en faziletlisi ve Peygamberimizin (Aleyhisselam) sünnetine son derece tabi olan odur.” buyurmuştur.
Hasan-ı Basrî; “O, Basralı gençlerin efendisidir.” diye onu anlatırken, Hişam bin Urve; “Basra'da onun bir benzerini daha görmedim.” sözleriyle onun büyüklüğünü dile getirmiştir.
İmam-ı Malik'in şöyle dediği nakledilmiştir: “Biz Eyyub Sahtiyanî'nin yanına gidip Resulullah'ın hadis-i şeriflerini okuyunca öyle ağlardı ve içli gözyaşları dökerdi ki, biz ağlamasına dayanamayıp ona acırdık.” Şu'be bin Haccac, Süfyan-ı Sevrî ve Hammad bin Zeyd, onun fıkıh ilminde yüksek derecede olduğunu bildirerek; “O, fakihlerin üstünü ve bizim fıkıh âlimimizdir.” demişlerdir.
Hişam bin Hassan, onun kırk defa hac yaptığını bildirmiştir. Sa'id bin Âmir Dabaî şöyle demiştir: “O, geceleri hiç uyumayıp, hep ibadet ve ilimle meşgul olurdu. Fakat bunu gizleyip kimseye bildirmezdi. Sabah olunca hiç uyumadığı halde üzerinde hiç uykusuzluk hali görülmezdi.”
Komşularının hasede kapılmaması için yeni elbise giymezdi. İmam-ı Hammad; “Onun gibi yüzü tebessümlü olan bir başkasına daha rastlamadım.” demiştir.
Şu'be bin Haccac; “Eyyub Sahtiyanî ile bir yerde buluşmak üzere karar verdiğimizde her gidişimizde onun benden önce geldiğini görürdüm.” demiştir.
İmam-ı A'zam; “Ben Medine'de iken, salihlerden Eyyub Sahtiyanî hazretleri gelip, Mescid-i Şerif'e girdi. Yüzünü Kabr-i Nebevî'ye döndü. Orayı ziyaret edip ayakta ağladı. Sonra geri çekildi.” buyurmuştur.
Meşhur hadis âlimlerinden Ebu Kılabe vefat ederken, bütün kitaplarının ona verilmesini vasiyet etmiştir.
Hammad bin Zeyd anlatır: “Bir Cuma günü kuşluk vakti Meymun Ebu Hamza yanıma geldi ve şöyle dedi: “Bu gece rüyamda Hazreti Ebu Bekr'i ve Hazreti Ömer'i gördüm. Buraya teşrif etmenizin sebebi nedir?” dedim. “Haydi gel Eyyub Sahtiyanî'nin cenaze namazını kılacağız.” buyurdular. Sonra Meymun, Hammad'a; “Yoksa o vefat mı etti?” diye sordu. “Evet, dün gece vefat etti.” dedim.
Ebu Rebi', Ebu Ya'mer'den şöyle nakleder: “Eyyub Sahtiyanî, bir Mekke yolculuğu sırasında iken içinde bulunduğu kafilenin yanlarındaki su bitmişti. Kafile sıcak çölde susuzluktan çaresiz kaldı. Onlar da bu sıkıntılarını Eyyub Sahtiyanî'ye edeple arz ederek yardım istediler. Kafiledekilerin büyük bir sıkıntı içinde kaldıklarını görerek onlara; “Size su bulacağım, fakat bunu kimseye anlatmayacaksınız.” dedi. Kimseye anlatmayacaklarına dair söz vermeleri üzerine, yere bir daire çizip dua etmeye başladı. Oradan buz gibi berrak bir su fışkırdı. Kafiledekiler kana kana içip, hayvanlarını da suladılar. Sonra elini suyun çıktığı yere sürdü. Su kesilip orası eskisi gibi kupkuru bir yer oldu.
Rivayet ettiği hadis-i şerifler Müsnedü hadisi Eyyub es-Sahtiyanî adıyla kitap haline getirilmiştir.
Rivayet ettiği hadis-i şeriflerin bazıları şunlardır:
“Şayet Allah'tan başkasını dost edinseydim, Ebu Bekr'i dost edinirdim.”
“Şüphesiz ki Allahü teala bu dini facir (günahkar) kimseler ile de kuvvetlendirir (onları dinine hizmet ettirir).”
Eyyub Sahtiyanî hazretleri Ehl-i Sünnet itikadında idi. Ehl-i Sünnet birinin vefat haberini duyduğu zaman çok üzülür, bir organını kaybetmiş gibi acı çektiğini söylerdi.
İnsanlara ilmiyle, nasihatleriyle ve halleriyle son derece faydalı olan Eyyub Sahtiyanî hazretlerinin güzel ve manalı sözlerinden bazıları şunlardır:
“Ey kardeşim! İnsanların ilme ait söylediği sözlerden bir kısmını ezberleyerek başkalarına karşı üstünlük taslama. Bu riyakarlıktır, gösteriştir. O bilgiler aslında senin değildir. Onları ortaya koyan sen değilsin.”
“Ömürlerini gaflet içinde geçiren, kulluk vazifesini yapmayıp, ibadetten mahrum kalan asi insanların hallerine çok acırım.”
“Üstünlük taslamak için yükselmek isteyenleri Allahü teala alçaltır, tevazu gösterenleri ise yükseltir.”
“Kişi ancak şu iki haslette üstün olur; biri insanlardan bir şey beklememesi, diğeri insanlardan gelen sıkıntılara katlanmasıdır.”
“Namazı kasten terk eden dinden ayrılır.”
“Salihlerin anıldığı yerde bulunanlar, onların himayesinde olurlar.”
“Sadık kimse kalbindeki iyiliği, haliyle ve hareketleriyle de gösteren kimsedir. Böyle olmazsa kişi içinin doğruluğu ile kalır.”
Selam bin Ebu Hamze anlatır: Eyyub Sahtiyanî'nin sohbetinde idik, şöyle buyurdu: “Züht üç kısımdır. Allahü tealaya en sevimli geleni, en üstünü ve sevap bakımından en büyüğü; her şeyden yüz çevirip, Allahü tealaya ibadet etmek ve alışverişte haramdan sakınmaktır.” Sonra bize dönüp, “Ey âlimler, Allahü tealaya en sevimli gelenlerden sonuncusu züht ise, helal ve mubah olan şeylerde de haddi aşmamaktır.” buyurmuştu.
Birisi ona; “Bana bir nasihatte bulun.” dedi. O da; “Dilini sahip ol, az konuşmaya dikkat et.” buyurdu.