Meşhur velilerden. Adı Feth bin Muhammed bin Vişah (Veşşah) el-Ezdî, künyesi Ebu Muhammed'dir. Son zamanlara kadar Feth-i Musulî es-Sağîr ile aynı zat zannedilmiştir. Musul'da yaşamış Arap eşrafından bir zat idi. Yemame'den gelen Ezd kabilesine mensuptu. 170 (m. 786) senesinde Musul'da vefat etmiştir.
Musul'da ilim tahsil etmiş, Ata bin Ebu Rebah'tan rivayette bulunmuştur. Kendisinden de Tufavî, Muafa ve Afif bin Müslim gibi âlimler rivayette bulunmuştur. Önceleri balıkçılık yaparken; “Allah'a itaat eden balıkları avlayıp O'na isyan edenlere yedirmek reva mıdır?” diyerek balıkçılığı terk etmiştir. Daha sonra taş ocaklarında çalışmış, tuğla pişirmiş ve bunlarla geçimini temin etmiştir.
Muafa; “Feth-i Musulî el-Kebîr'den daha akıllı birini görmedim.” demiştir. Halk arasına fazla karışmaz, yeme, giyme, konuşma ve uyuma hususunda en azla yetinirdi. Bunu Allahü tealanın bir lütfu olarak görür ve; “Allah katında makbul olan ne amel işledim de bu ihsana nâil oldum!” derdi.
Halktan devamlı kaçardı. Hatta kendini tanımasınlar diye, tüccarmış gibi yanında bir deste anahtar taşırdı. Her gittiği yerde bunları seccadenin önüne koyardı. Bir âlim ona; “Bu anahtarlarla heybet gösterme kapısına kilit vurmuş oluyorsun.” dedi. Evliyadan birine; “Feth-i Musulî'nin hiç ilmi var mı?” diye sorduklarında; “Dünyadan tamamiyle el-etek çekmiş olması, ona ilim olarak yeterlidir.” dedi.
Bir gün Feth-i Musulî'yi gözlerinden sicim gibi yaş akarken gördüler: “Ey Feth! Neden böyle ağlıyorsun?” dediklerinde; “Günahlarımı hatırladıkça, gözlerimden yaş akmakta, ağlamam ihlassız ve riya ile olmasın diye de böyle ağlamaktayım!” cevabını verdi.
Buyurdu ki: “Büyük velilerden otuzu ile sohbet ettim. Hepsi de bu yolun büyüklerindendi. Hepsi halkla sohbetten kaçındı dediler ve hepsi az yemeyi emir buyurdular.”
Feth-i Musulî hazretlerinin Musul'da bulunan makamı.
Devlet adamlarından gelen hediyeleri halka dağıtırdı. Bir gün Feth-i Musulî'ye elli altın getirilince; “Her kim dilenmeksizin kendisine verilen bir şeyi reddederse; onu Allahü tealaya karşı reddetmiş olur.” Buyurdu ve bir akçe alıp gerisini iade etti.
Buyurdu ki: “Hakk'a bel bağlayan fakirlerin zenginlere karşı dik durması ne güzeldir!”
“İlim, hikmet ve evliyanın sözleri kalbin gıdasıdır ve kalbin Allahü tealayı zikretmesine bir vesiledir.”