Hindistan'da yetişen Çeştiyye evliyasının büyüklerinden. İsmi, Muhammed bin Yusuf el-Hüseyni ed-Dehlevî olup, künyesi Ebu'l-Feth'dir. Gisudıraz diye meşhur oldu. 721 (m. 1322) senesinde Delhi'de dünyaya geldi. 825 (m. 1422) senesinde Gulbarga'da vefat etti. Hazreti Hüseyn evladından olup, ailesi Herat'tan Delhi'ye hicret etmiş idi. Babası Seyyid Rava el-Kattal Nizameddin Evliya'nın müridlerinden idi. Tuğlukşahlardan Sultan Muhammed Delhi'ye girince buradaki âlim ve şeyhleri Devletabad'a hicrete mecbur etmişti. Bu sebeple Seyyid Raca da Devletabad'a göçtü. Oğlu, babasının 731 (m. 1330) senesinde vefatından birkaç sene sonra annesi ve kardeşiyle beraber tekrar Delhi'ye döndü. Seyyid Şerefeddin Keyselî, Mevlana Taceddin Bahadır ve Kadı Abdülmuktedir'den ilim tahsil etti. Uzun zaman mürşid aradıktan sonra Çeşti şeyhi Çırağ-ı Delhi'ye intisap eyledi. Hocası kendisine uzun saçlarından dolayı Gisudıraz adını verdi.
Çerağ-ı Dehli olarak bilinen Nasireddin-i Mahmud hazretlerinin halifelerinin en önde gelenlerinden oldu. Hocasına olan muhabbet ve bağlılığı pek fazla idi. Bunun için hocası olan Nasireddin hazretleri;
“Seyyid Gisudiraz'ın kim ki müridi oldu,
Vallahi hılaf yoktur, aşk ve muhabbet buldu.”
demiştir.
Hace Muhammed bin Yusuf, hocası Çerağ-ı Dehli'nin 757 (m. 1356) senesinde vefatından sonra, Delhi'den Dekken'e gidip, orada yerleşti. Orada herkes tarafından hüsn-i kabul gören Gisudıraz Hazretleri, o civarın insanlarına çok faydalı oldu. Herkes ondan istifade etti. Sohbetine koştu. Birçok talebe yetiştirdi. Sonra tekrar Delhi'ye geldi.
Timur Han'ın 800 (m. 1398) senesindeki Hindistan seferi sırasında, Gisudıraz Hazretleri Delhi'yi terkedip Guvalyar'a gitti. Buradan Gucerat'a geçti. Hace Rükneddin Kant Şekker'e misafir oldu. Müteakiben Gülberge'ye yerleşti. Behmeni hükümdarı Taceddin Firuz Şah kendisine itibar gösterdi. Mamafih hükümdarın felsefeye olan alakası sebebiyle Gisudıraz ondan uzaklaştı. Firuz Şah'ın yerine geçen Sultan Şihabeddin Ahmed Şah da Gisudıraz Hazretlerine hürmet etti.
Gisudıraz Hazretleri Gulbarga'da yüz yaşını geçkin bir halde vefat etti. Ahmed Şah, Gulbarga kasabasındaki mezarının üzerine muhteşem bir türbe yaptırdı. Kabri ziyaretgahtır. Vefat sene-i devriyesinde Hindistan'da âdet üzere yapılan ihtifallere yüzbinlerce kişi iştirak etmektedir. Buradaki tekkesi ve medresesi halen faaliyettedir.
Gisudıraz Hazretleri hem kıraat, tefsir, hadis, fıkıh gibi zahirî, hem de tasavvuf ilimlerinde mütehassıs olduğu gibi; Arapça, Farsça ve ana dili Hindçeden başka Sanskiritçe bilirdi. Hindu din adamlarıyla münazara edebilecek derecede Hind mitolojisi ve folklorüne vâkıftı. Çeştiyye tarikatinin bilhassa Dekken'de yerleşmesinde birinci amil olmuştur. Şeriat ile tarikat arasındaki irtibatın her zaman muhafazasını ön planda tutardı. Ehl-i sünnete ve tarikat adabına muhalif hareket ve sözlere müsamahası yoktu. Aynülkudat ve Muhyiddin Arabî hazretlerinin zahiren dine uymayan sözlerini açıkça tenkit ederdi. Tarikatı Hindistan'da çok fazla yayılmamışsa da, tasavvuf geleneğine sahip olmayan Hindistan topraklarında bu tarikat adabının yerleşmesine çok hizmet etmiştir.
Çok sayıda eser vermiştir. Uzun ömrünün her senesine bir eser düşmektedir. Klasik eserleri şerh veya ihtisar etmiştir. Bazıları şunlardır:
-
1El-Me'arif: Şihabeddin Sühreverdî'nin Avarifü'l-Mearif adlı eserinin Arapça şerhidir. Müellif bunu Farsça da şerhetmiştir.
-
2Şerh-i Te'arruf: Gülabadî'nin Et-Ta'arruf adlı eserinin Farsça şerhidir.
-
3Terceme-i Adabü'l-Müridin: Ebü'n-Necib Abdülkahir es-Sühreverdî'nin Adabü'l-Müridin adlı eserinin Farsça tercümesidir. Buna El-Hatime adıyla Arapça bir şerh de yazmıştır. Tercüme ve şerh 1358'de Haydarabad'da neşredilmiştir.
-
4Şerh-i Temhidat: Aynülkudat el-Hemedani'nin Temhidat adlı eserinin Farsça şerhidir. 1364'de Haydarabad'da neşredilmiştir.
-
5Şerh-i Risale-i Kuşeyriyye: 1361'de Haydarabad'da neşredilmiştir.
-
6Hazairü'l-Kuds: Haydarabad'da tarihsiz olarak basılmıştır.
-
7Esmarü'l-esrar: 1350'de Haydarabad'da neşredilmiştir.
-
8Mektubat: 1362'de Haydarabad'da neşredilmiştir. 66 mektup vardır.
-
9Cevahir-i Uşşak: Abdülkadir-i Geylanî'nin bir risalesinin şerhidir. 1362'de Haydarabad'da neşredilmiştir.
-
10Enisü'l-Uşşak: Şiirlerini ihtiva etmektedir. 1360'da Haydarabad'da neşredilmiştir.
-
11Şerhu'l-Fıkhı'l-Ekber: 1367'de Haydarabad'da neşredilmiştir.
-
12Mecmu'a-i Yazde Resail: Bu risaleler mecmuasındaki altı risale Hace Gisudıraz'a, beşi Muzaffer-i Belhî'ye aittir. 1360'da Haydarabad'da neşredilmiştir.
-
13Vücudü'l-aşıkın.
-
14Işkname.
-
15Nefehat.
Ayrıca tefsir, hadis, fıkıh ve siyere dair çok sayıda eseri vardır. Şerhu Füsusi'l-Hikem günümüze intikal etmemiştir. Hace Gisudıraz'a isnat edilen Mi'racü'l-Aşıkin ve Şikarname adında eserler de vardır. Abdülaziz bin Şir Melik Vaizî, 849 (m. 1445) senesinde tamamladığı Tarih-i Habibi ve Tezkire-i Mürşidi adlı eserinde Hace Gisudıraz'ın hayatı hakkında geniş bilgi vermiştir. Oğlu ve talebesi Muhammed babasının sözlerini toplayıp, Cevamiu'l-Kelim isimli bir melfuzat (sözler) kitabı meydana getirmiştir. Bu eser 1356'da Kampur'da basılmıştır.
Kıymetli Sözlerinden Bazıları
“Münazarada, söz Eshab-ı Kiram efendilerimizin üstünlükleri mevzuuna gelince hiç söz söyleyemem. Söz esnasında farkında olmadan kullanacağım uygunsuz bir kelime ile, o büyüklerden birini incitmekten korkarım. Onlar hakkında kalbimdeki i'tikad şöyledir ki: istisnasız Eshab-ı Kiramın hepsi, temiz, seçilmiş ve yüksek zatlardır, içlerinden hiçbirisine dil uzatılmaz. En üstünleri Hulefa-i Raşidin'dir. Bunların da üstünlükleri halifelik sıralarına göre; Hazreti Ebu Bekr, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali'dir (radiyallahü anhüm).”
“Âlimler ihtilaf ettiler ki; “Müslümana ölüm mü daha iyidir, yoksa yaşamak mı?” Herşeyin en doğrusunu Allahü teala bilir ama, Resulullah efendimizin devr-i se'adetlerinde bir Müslüman için yaşamak daha iyi idi. Ondan sonra ise ölüm iyidir.”
“Eğer iyi bir saatte, kalb, Allahü teala ile olursa, işte o Cennetlik bir iştir. Severek bir güzele bakmak bir zaman, üstündür ömür boyu bir padişah olmaktan.”