GÜRANÎ, İbrahim

İbrahim bin Hasan bin Şihabeddin el-Güranî eş-Şehranî eş-Şehrezurî Bağdat'ın kuzeyindeki Şehrezur beldesinde yetişen Şafiî mezhebi âlimlerinden ve evliyanın büyüklerinden
A- A+

Bağdat'ın kuzeyindeki Şehrezur beldesinde yetişen Şafiî mezhebi âlimlerinden ve evliyanın büyüklerinden. İsmi İbrahim bin Hasan bin Şihabeddin el-Güranî eş-Şehranî eş-Şehrezurî olup lakabı Burhaneddin'dir. Künyesi; Ebü'l-İrfan, Ebu İshak, Ebu Muhammed ve Ebü'l-Vakt'tir. 1025 (m. 1616) senesi Şevval ayında Şehrezur'a bağlı Kuran (Güran)'da dünyaya geldi. 1101 (m. 1690) senesi Rebiulahir ayının yirmi sekizinde, Çarşamba günü Medine-i Münevvere'de vefat etti. Bakî Kabristanı'nda medfundur.

İlk öğrenimine babasının yanında başlayarak Arapça, mantık, hesap, hey'et, hendese, meani, beyan, usul, fıkıh ve tefsir dersleri aldı. Daha sonra hadis ve tasavvuf başta olmak üzere diğer ilimleri İran ve Anadolu'nun çeşitli şehirleri yanında Bağdat, Şam, Kahire ve Medine gibi ilim merkezlerinde okudu. Hocaları arasında Necmeddin el-Gazzî, Ebü'l-Azaim Sultan bin Ahmed el-Müzahî, Muhammed bin Alaeddin el-Babilî, Takıyyüddin Abdülbaki el-Hanbelî, Nureddin Ali bin Ali eş-Şebramellisî, Safiyyüddin Ahmed bin Muhammed el-Kuşaşî, Muhammed Şerif bin Yusuf el-Güranî ve Abdülkerim bin Ebu Bekr el-Güranî gibi âlimler bulunmaktadır.

Hac ziyareti için memleketinden ayrılan Güranî Bağdat'ta iki, Şam'da dört yıl kaldıktan sonra Medine'ye geçti ve vefatına kadar orada kaldı. Başta Nakşibendiyye olmak üzere çeşitli tarikatlara intisap etti. Ancak daha ziyade Müceddidiyye yolunda tanındı. Medine'de anne tarafından dedesi olan Safiyyüddin el-Kuşaşî'nin talebesi oldu ve 1071'de (m. 1661) şeyhinin vefatı üzerine Şüttariyye Tarikatı'nın başına geçti.

Geniş bir ders halkası olan, İslam dünyasının birçok yerinden gelen talebelerin kendisinden faydalandığı Güranî'nin Endonezya'da İslam'ın yayılmasında da önemli etkisi oldu. Bu tesir oradan Medîne'ye gelerek kendisinden ders alan Abdürrauf es-Sinkilî ve Yusuf Makassarî vasıtasıyla olmuştur. Bu şahıslar ülkelerine dönüp Şüttarî tarikatı sayesinde özellikle vahdet-i vücudun panteizm şeklinde yorumlanmasına karşı çıkarak Ehl-i Sünnet itikadını yaymışlardır.

İbrahim Güranî'nin Endonezya adalarına yönelik hizmetlerinde öne çıkan üç yerleşim birimi vardır. Bunlardan biri Osmanlı tarafından da diplomatik ilişki kurulan Açe'dir. Şeyh Güranî'nin Açe ve etrafına tesirinde en önemli yardımcısı talebe ve müridi es-Sinkilî'dir.

Bir diğer yerleşim birimi Cava adasıdır. Müellifimizin eserlerinden bazılarının yazılış nedeni de burada cereyan eden akımlara cevap niteliği taşımakta ve oradaki insanları Kitap ve Sünnet'e uygun davranmaya davet etmektedir. Mutasavvıfımızın tesirinin hissedildiği bir diğer önemli yerleşim bölgesi Selebes Adası'dır. Selebes Adası Endonezya'nın beş büyük adasından biridir. Bu bölgenin İslamlaşma sürecinde davetçilerin önemli rol oynadığı belirtilmekte, Makassar bölgesinde yetişen İbrahim Güranî'nin öğrencisi Yusuf Makassarî'nin önemine işaret edilmektedir.

Güranî Açeli Abdürrauf es-Sinkilî ile Açe'ye döndükten sonra otuz yıl boyunca haberleşmiş, Abdürrauf onun eserlerini Malay diline çevirmiştir. Arapça'nın yanı sıra Farsça ve Türkçe de bilirdi ve güçlü bir hafızaya sahipti. Ebu Sâlim el-Ayyaşî onun Şam, Mısır ve Hicaz gibi bölgelerde “ahberena, haddesena” hadis rivayet kalıplarını kullanan yegane âlim olduğunu belirtir.

Fıkıh, kelam ve tasavvuf sahalarında derin bilgi sahibi olan Güranî bu ilimlerde birçok kişiye icazet verdi. Aynı zamanda Muhyiddin İbnü'l-Arabî ekolünün son büyük yorumcusuydu. Bu amaçla yazdığı İthafü'z-zeki bi-şerhi't-Tuhfetü'l-mürsele ile'n-nebi adlı eseri büyük ilgi gördü. İbn-i Teymiyye ve onun izleyicilerine itirazda bulundu.

Güranî, bir taraftan görüşlerini savunduğu İbnü'l-Arabî'nin yanlış anlaşılmış büyük bir velî olduğunu göstermeye çalışırken diğer taraftan İbnü'l-Arabî'nin takipçileri veya onlarla üstatları arasında olması muhtemel görüş farklılıklarını uzlaştırıp gidermeye gayret etti. İbnü'l-Arabî'ye dair görüşleri konusunda şeyhi Kuşaşî'den etkilendiği açık olan Güranî'den etkilenenler arasında Abdürrauf es-Sinkilî ve Muhammed bin Abdürresul el-Berzencî sayılabilir. Muhtemelen babasının bu konudaki fikirlerini paylaşan oğlu Ebu Tahir Muhammed de Şah Veliyyullah Dehlevî'ye hocalık yapmıştır.

Amel bakımından Şafiî idi. İbnü'l-Arabî geleneği içinde yer almasına rağmen karşıt fikirleri uzlaştırabilen bir kişiliği temsil ederdi. Müceddidiyye yolunu daha çok yaymıştır. Tasavvuf yoluna intisabı zahirî ilimleri tamamladıktan sonra gerçekleşmiştir. Rüyasında aldığı bir işaret onun tarîkata intisap etmesine zemin hazırlamıştır. Ayyaşî, hocası Güranî'nin bu hususta kendisine şunları söylediğini nakletmektedir:

“İlim tahsili için Bağdat'a gittim. Burada bütün zahirî ilimleri ikmal etmeme rağmen nefsin bunlarla ıslah olamayacağını anladım. Nefsin ıslahının ancak bir şeyh aracılığı ile mümkün olabileceğini sezdim. Bu maksatla Abdülkadir Geylanî hazretlerinin türbesine vardım. Burada bir müddet sonra uykuya dalmışım. Baktım ki Abdülkadir Geylanî hazretleri batıya doğru önüme düşmüş bana yol göstermekte ve rehberlik etmektedir. İşte bu işaretten Bağdat'a göre batı olan Şam'a doğru gitmem gerektiğini anladım.”

Abdülkadir Geylanî türbesinde gördüğü bu rüya üzerine derhal yola koyulan İbrahim Güranî Şam'a ulaşır. Şehre girer girmez doğruca burada medfun bulunan Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin mezarını ziyaret eder. Daha sonra İbnü'l-Arabî'nin burada bulunan eserlerini okumaya başlamıştır. Şam'da belli bir zaman geçtikten sonra Kuşaşî'den kendisini Medine'ye davet eden mektup üzerine bu bölgeye hareket eden Güranî, önce hac vazifesini yapmış daha sonra Medine'ye ulaşmıştır.

Peygamber Efendimizin kabrini ziyaret ettikten sonra Şeyhin dergahına gitmiştir. Şeyh tarafından Sultan Ribatı adı verilen bir dergahta yetmiş gün halvete sokulan İbrahim Güranî, bu aşamayı geçtikten sonra Kuşaşî tarafından kendisine şemle adı verilen siyah bir hırka, bir sene sonra da Şeyhin amcaoğlu Ebü'l-Feth tarafından beyaz bir hırka ile tarikata kabulünü gerçekleştirmiştir.

İbrahim Güranî hocası Kuşaşî ile olan ilişkisini şu sözleriyle açıklamaktadır: “İbnü'l- Arabî'nin eserlerinde anlaşılması çok zor kavramlarla karşılaştım. Bunların daha iyi kavranabilmesi için tanımadığım birisi bana Medine'de Kuşaşî adında bir zat tarafından kaleme alınmış Dav'u'l-hâle fi'z-zikr hüve ve'l-celâle adındaki eserini verdi. İşte bundan sonra bu şahsa karşı kalbimde bir muhabbet doğdu. Hem artık bu gibi ulemaya karşı su-i zanda bulunmaktan dolayı nefsimi de kınadım.” Burada bir akşamla yatsı arası çeyrek saat kadar istiğraka daldım diyen müellif, Kuşaşî'nin ruhaniyetinden istimdatta bulunduğunu nakletmektedir.

Meslekü'l-i'tidal ila Fehmi ayeti halki'l-a'mal adlı eserinin yazma nüshasının ünvan sayfası (sağda) ve ilk iki sayfası (solda). Eser Köprülü Kütüphanesi Fazıl Ahmed Kısmı No: 820/3'de kayıtlıdır.

Bu arada Şam'daki tahsiline devam eden İbrahim Güranî, dört yıl kadar ikamet ettiği bu kentte iken, bir gün Şeyh Kuşaşî'nin kendisini Medîne'ye davet eden mektubuna istinaden Hicaz bölgesine gider. Kuşaşî'ye intisap ettikten kısa bir müddet sonra seyr ü sülûkte mesafe kateden İbrahim Güranî, diğer müritler arasından seçilmeyi başarmıştır. Kuşaşî gözde müridi İbrahim'e önce kızını vererek kendine damat edinmiş, vefatına az bir zaman kala da halifeliğine geçirmiştir.

Şeyhi Kuşaşî'den çokça bahseden Güranî, birçok ilmi ondan öğrendiğini, kendisinde birçok şey müşahede ettiğini ve ondan izinsiz hayatında hiç bir şey yapmadığını söyler. Medine'de hocasının adına ve onun vefatından sonra bir zaviye kurarak böylece ona minnettarlığını ve bağlılığını izhar etmiştir.

İbrahim Güranî'nin yetişme dönemi diye tavsif ettiğimiz en önemli bölüm hiç şüphesiz onun Medine'deki hayatıdır. Diğer şehirlere hangi tarihte ve nasıl gittiğini kendi eserlerinde en ince ayrıntılarıyla anlatan Güranî, nedense Medîne'ye ne zaman geldiğini tam olarak belirtmez. Ensarî, şeyhin Medîne'ye 1063 (m.1652) yılı başında geldiği belirtmektedir.

Bilindiği gibi müellifimizin Medine'ye gelişinin ilim tahsili yanında diğer maksadı da orada ikamet eden Kuşaşî'ye talebe olup tasavvuf yolunda ilerlemektir. Kuşaşî İbrahim Güranî'yi talebeliğe kabul ettikten sonra ona olan güveninin bir tezahürü olarak Mescid-i Nebevî'de bulunan vakıf kitaplarını da kendisine emanet etmiştir. Bununla beraber yine ona, Şüttariyye tarikatının Medine'de ilk defa tanınmasına vesile olan Şeyh Sıbgatullah ve iki talebesi Şinnavî ile Esad Belhî'nin manevî mirasına sahip çıkmasını emretmiştir.

Güranî'nin Medine'deki hayatı oldukça verimli bir seyir izlemiştir. Birçok kişi uzak diyarlardan Mekke ve Medine'ye gelerek onun ders halkasına katılmışlardır. Bir taraftan öğrenci yetiştiren müellifimiz diğer taraftan kitaplarının hepsini burada telif etmiştir.

Buyurdu ki:

“İstikamet her şeyin başıdır. Harikulâde şeyler sakın seni şer'i şerife bakmaktan alıkoymasın, dengeyi iyi koru, kendini ancak Allah'ın ölçülerine edep ve sımsıkı sarılmakla mükellef kıl. Eğer keramet bu ölçülere uyuyorsa bu konuda Allah'a şükret, dua et ve nefsini de bu keramette pay sahibi kılma! Eğer nefsinde haddi aşacak ve şeriatın zahirine ters düşecek bir şey hissedersen onu sakın kerâmet zannetme ve onu istikametten seni ayıran bir ikaz olarak gör. Eğer bir keramet insanı istikamete götürmüyorsa, bilesin ki o hile ve istidractan ibarettir. “

“Halvet ve kesrette, sefer ve hazarda gece ve gündüzde zikir yapılır. Azaların hepsinin iştiraki gizli zikirle değil açıktan yapılan zikirle mümkündür. Arzu edilen halvet sahibinin kulağını başkasını duymaya kapatması, dilini başkasıyla konuşmaya hapsetmesi ve duygularını da masivâdan arındırmasıdır.”

İbrahim Güranî, bâtın ilminin konusunun kalb olduğunu beyan ederek, kalbin öncelikle mühlikât (tehlikeli şeyler)den tahliye edilmesini, daha sonra da münciyât (iyi huylar)ile süslenmesini talep etmektedir. Daha sonra mürid'e gereken şey; “Allah'ın ilminde eşyanın hakikatini öğrenmektir.” diyen müellif, ama nasıl? diye sormakta ve yine kendisi bu soruya şu cevabı vermektedir: “Selefin akidesi doğrultusunda asla teşbih, tecsim ve tevile gitmeden eşyanın hakikatini öğrenmektir. Aklın daima baş tacı yapıldığı bir anlayış noksanlıktır. Marifet yoluyla hareket edersek şer'î şerifin getirdiği bilgileri tenzih ile teşbih arası bir metotla hâlletmemiz mümkündür. Bilin ki tahalluk olmadan tahakkuk olmaz. Bunun alameti ise vasılın nefse hoş gelecek şeylerden kurtularak, şeriatla edepleşip o emirlere uymasıyla mümkündür. Bunu yapabilmek de pek tabi ilim sahibi olmayı gerektirir. İlim ve edep bir arada bulunursa hakîkat ile senin aranda bir perde kalmayacaktır.”

“Velî, Allah Resulünün bildirdiğinden ve O'nun vahiyle getirdiğinden başka ilmi ortaya koymaz. Bundan dolayı her velînin Resulullah'a sadık olması, velînin ilahî ilmi keşfetmekte ve nebînin kitabının ve vahyinin verdiği şeylerin üstüne çıkıp haddi aşmaması gerekir.

El-Meslekü'l-muhtar fî evveli sadır mine'l-vacib bi'l-ihtiyar adlı eserinin yazma nüshasının ilk iki sayfası. Eser Ümmü'l-kura Üniversitesi Kütüphanesi No: 15248'de kayıtlıdır.

Cenahu'n-necah bi'l-avali'ssıhah adlı eserinin yazma nüshasının ünvan sayfası (sağda) ve ilk iki sayfası (solda). Eser Köprülü Kütüphanesi Fazıl Ahmed Kısmı No: 279'da kayıtlıdır.

Nibrasü'l-inas biecvibeti sualati ehli Fas adlı eserinin yazma nüshasının ilk sayfası. Eser Ümmü'l-kura Üniversitesi Kütüphanesi No: 21117'/7de kayıtlıdır.

haddi aşmaması gerekir. Bu meyanda Cüneyd-i Bağdadî şöyle buyurmuştur: “Biz bunun Kitap ve Sünnetle kayıtlı olduğunu öğrendik. Başkası her fetih için Kitap ve Sünneti şahit kılmaz. Bu yüzden onların ortaya koydukları bir şey ifade etmez. Kitap ve Sünnet Allah'a o ikisinin delaletiyle ve müteşabihâta tecellîsiyle; “Hiçbir şey O'nun misli gibi değildir.” (Şura suresi: 11) mealindeki ayeti kendisine ilim ve anlayış verilen kimse için Allahü tealanın hakikî ıtlakıyetle mutlak varlık olduğuna delildir. Bu delilin ta kendisidir.”

Eserleri: Hakiki İslam âlimlerinin önde gelenlerinden ve Allahü tealayı tanıyan ariflerin büyüklerinden olan İbrahim Güranî çok talebe yetiştirmekle birlikte çok da kitap yazdı. Yazdığı kitapların sayısının seksenden ziyade olduğu bilinmektedir. Bu kitaplardan bazılarının isimleri şöyledir:

1- El-Lüm'atü's-seniyye fî tahkiki'l-ilka fi'lümniyye: Garanik konusunu ele alan önemli monografilerden biridir. Yazma bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Laleli Kısmı No: 3744'te kayıtlıdır. Eser 1957'de Londra'da basılmıştır.

İkazu'l-kavabil fi istimali'nnevafil adlı eserinin yazma nüshasının unvan sayfası (sağda) ve ilk iki sayfası (solda). Eser Ümmü'l-kura Üniversitesi Kütüphanesi No: 1848/2'de kayıtlıdır.

2- El-Emem li-ikazi'l-himem fî usuli'l-hadis: Müellifin kelamcılar, sufiler, tarihçiler ve hadisçilerin tek kaldığı (teferrüd ettiği) hadislere yer vererek hazırladığı bir eser olup fihristlerinin en genişidir. Bu hadisler için kaynak olarak daha ziyade hadis evail kitaplarını kullanmış olup 1.000 hadisi bu tür kaynaklardan almıştır. Bazı kitaplardan seçtiği açıklamaları da içeren eser üzerine Şeyh Ahmed Ebü'l-Hayr'ın bir ta'liki vardır. Eser 1328'de Haydarabad'da basılmıştır.

3- İthafü'z-zeki bi-şerhi't-Tuhfetü'l-mürsele ile'n-nebi: İbnü'l-Arabî'nin görüşlerini açıklamak ve savunmak için kaleme alınmıştır. Eser Londra'da basılmıştır. Müellif hattı nüshası ise Köprülü Kütüphanesi Fazıl Ahmed Kısmı No: 820'de kayıtlıdır.

4- Cenahu'n-necah bi'l-avali's-sıhah: Kırk hadis türünde bir hadis mecmuasıdır. Bir nüshası ise Köprülü Kütüphanesi Fazıl Ahmed Kısmı No: 279'da kayıtlıdır.

5- Mesalikü'l-ebrar ila hadisi'n-nebiyyi'l-muhtar: Müellif hattı nüshası Köprülü Kütüphanesi Fazıl Ahmed Kısmı No: 279'da kayıtlıdır.

6- İfadatü'l-allam bi-tahkiki meseleti'l-kelam: Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Laleli Kısmı No: 722'de kayıtlıdır.

7- İmdadü zevi'l-isti'dad li-süluki mesleki's-sedad: Bir nüshası Atıf Efendi Kütüphanesi No: 2789'da kayıtlıdır.

8- İnbahü'l-enbah ala tahkiki i'rabi la ilahe illallah: Kelime-i tevhidin i'rabı hususundadır. Bir nüshası Atıf Efendi Kütüphanesi No: 244'te kayıtlıdır.

9- Tenbihü'l-ukul ala tenzihi's-sufiyye min itikadi't-tecsim ve'l-ayniyye ve'l-ittihad ve'l-hulul: Tasavvuf büyüklerinin yolunun Ehl-i Sünnet itikadına uygun olduğunu, İbn-i Teymiyye gibilerin tasavvuf büyüklerine dil uzattıklarını delilleri ile isbat etmektedir. Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Esad Efendi Kısmı No: 1366'da kayıtlıdır.

10- Cilaü'l-enzar bi-tahriri'l-cebr ve'l-ihtiyar: Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Esad Efendi Kısmı No: 1155'te kayıtlıdır.

11- Şevariku'l-envar fi'l-mesleki'l-muhtar: Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Laleli Kısmı No: 722'de kayıtlıdır.

12- Kasdü's-sebil ila tevhidi'l-hakki'l-vekil veya Şerhu Manzumeti'lKuşaşî: Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Laleli Kısmı No: 2420'de kayıtlıdır.

13- İthafü'lmünibi'l-evvah bi-fadli'l-cehr bizikrillah: Açık zikri müdafaa eden bir eserdir. Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Reşid Efendi Kısmı No: 996'da kayıtlıdır.

14- Meslekü'l-i'tidal ila Fehmi ayeti halki'l-a'mal: Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Hekimoğlu Kısmı No: 942'de kayıtlıdır.

15- El-Meslekü'l-muhtar fî evveli sadır mine'lvacib bi'l-ihtiyar: Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Laleli Kısmı No: 3680'de kayıtlıdır.

16- Matla'u'l-cud bi-tahkiki't-tenzih fî vahdeti'l-vücud: Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Ayasofya Kısmı No: 2169'da kayıtlıdır. Eser 2007'de İstanbul'da Erol Öztekin tarafından yüksek lisans tezi olarak çalışılmıştır.

17- Nibrasü'l-inas bi-ecvibeti sualati ehli Fas: Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Laleli Kısmı No: 3744'te kayıtlıdır.

18- Haşiye ale'd-Dürreti'l-fahire: Bir nüshası İstanbul Üniveriste Kütüphanesi Arapça Yazmalar No: 2816'da kayıtlıdır.

19- Elİstidlal li-süluki mesleki's-sedad: Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Reisülküttab Kısmı No: 1180'de kayıtlıdır.

20- Mecmua: Güranî'nin birçok risalesinin toplandığı eserdir. Yazma nüshaları, Süleymaniye Kütüphanesi Esad Efendi Kısmı No: 1453, Şehid Ali Paşa Kısmı No: 2722, Reisülküttab Kısmı No: 1180, Carullah Efendi Kısmı No: 2102, Hamidiye Kısmı No: 1440'ta kayıtlıdır.

21- İbdaü'n-nimeti bi tahkiki sebkı'r-rahmeti, 22- İthafü'l-halef bi tahkiki mezhebi's selef, 23- El-İsfaran aslî istiharetia'mali'l-leyli ve'n-nehar, 24- İşraku'ş-şemsbi tarifi'l-kelimati'l-hams, 25- El-İlanbidef'ı't-tenakudı fî sureti'l-a'yan, 26- A'malü'l-fikrive'r-rivayat fî şerhi Hadisi “İnnemela'malübi'n-niyyat.”, 27- İmdadü zevi'l-istidad, 28- Tekmilü't-tarif, 29- ElCevabi'l-meşkurani's-suali'l-menzur, 30- Dıyaü'l-misbah fî şerhi Behçeti'l-ervah.

Abdullah Haddad'ın Terim Şehrindeki mescidi (sağda) ve Mescidin girişi (solda).

31- El-Kavlü'l-mübin fî meseleti't-tekvin, 32- El-Levami'u'l-leali fi'l-erba'ine'l-avali, 33- ElMeslekü'l-celî fî hükmi şathi'l-veli, 34- El-Meslekü'l-garib ila sualati'l-habib, 35- Şerhu Kasideti'l-Endülüsiyye, 36- Şerhü'l- Avamili'lCürcaniyye, 37- Şerh-i akidetü's-sahiha. 38- İkazu'l-kavabil fi istimali'n-nevafil.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası